Evlilikte ve Romantik İlişkilerde Sözel Şiddet

Romantik ilişkiler sevgi, yakınlık, tutku, bağlılık, paylaşım gibi unsurlar üzerine kurulur; üzerine sağlıklı bir iletişim dilinin eklenmesi de bu ilişkinin geleceği hakkında ipuçlarına sahip olmamıza yardımcı olur. Çünkü iletişimin şekli bir ilişkiyi daha da güçlendirebileceği gibi aynı zamanda zayıflamasına da yol açabilir. Sözel şiddet son yıllarda artık neredeyse Fiziksel şiddet kadar dile getirilen bir problem başlığı olarak görünmektedir. Tekrarlanan incitici sözler, alaycı ifadeler, küçümseyici ve imalı söylemler bir ilişkinin ahengini yavaş yavaş bozabilir.
Sözel Şiddet Nedir?
Çiftler arasındaki her tartışma sözel şiddet değildir. Fikir ayrılıkları, yüksek sesle konuşmalar ya da anlık öfkeler tek başına şiddet anlamına gelmez. Sözel şiddeti belirleyen şey çoğunlukla süreklilik, niyet ve etkidir. Sürekli eleştiri, aşağılama, duyguların küçümsenmesi sözel şiddetin en belirgin göstergeleri arasındadır. Zamanla kişinin iç dünyasında izler bırakır…
Sözel şiddet bazen doğrudan hakaretle ortaya çıkar; bazen de çok daha “ince” bir şekilde ilerler. Sürekli dalga geçmek, karşı tarafın fikirlerini önemsememek, konuşurken göz devirmek, iğneleyici mizah kullanmak ya da “şaka yaptım” diyerek incitici sözleri geçiştirmeye çalışmak… Bunlar , maruz kalan kişi için oldukça yıpratıcı olabilir. Çünkü mağdur çoğu zaman “abartıyor muyum?” şüphesiyle başbaşa kalır.
Sözel anlamda sürekli eleştiriye maruz kalan kişi zamanla kendisinden şüphe etmeye başlayabilir. Özgüvende düşüş, dış dünyaya karşı kayıtsızlık, yoğun bir savunma hali ya da tam tersine tamamen suskunlaşma görülebilir. Bazı kişiler ise incinmişlik duygusunun üstünü örtmek için mizaha sığınır veya duygusal olarak uzaklaşır.
Sözel şiddet yalnızca sert ve yaralayıcı sözlerden ibaret değildir; bazen bilinçli suskunluk, yok sayma ya da iletişimi kesme de karşı taraf için incitici olabilir. Günlerce konuşmamak, sorulara cevap vermemek ya da duygusal temas kurmamak ta ilişkide sözel şiddetin göstergelerindendir.
Döngü Nasıl Oluşur?
Bir ilişkide sözel şiddet çoğu zaman tek taraflı başlasa da zamanla karşılıklı bir savunma diline dönüşebilir. Sözel şiddete maruz kalan taraf kendini korumak için sertleşebilir; sertleşme ise yeni gerilimleri ve kırılma noktalarını beraberinde getirebilir. Böylece ilişki, çözüm arayan bir halden çok sonu gelmeyen bir haklı çıkma mücadelesine dönüşebilir.
Sınırlar ve İletişim Becerisi
Sağlıklı ilişkilerde tartışma mümkündür; önemli olan yıkıcı olmadan bazı şeylerin ifade edilebilmesidir. Sınır koyma konusunda kendisini geliştirmiş kimseler, sözel şiddetle daha az karşılaşır ve gerekli tepkiyi de sağlıklı biçimde verebilirler. Fakat maalesef sınır koyma çoğu kere yanlış anlaşılan bir içeriğe sahiptir. Toplumda sınır koymanın zaman zaman yanlış anlaşılması çoğunlukla kültürel ve ilişkisel alışkanlıklardan kaynaklanabilir. Bazı toplumlarda fedakârlığın fazlaca yüceltilmesi, kişinin kendi ihtiyacını dile getirmesini engelleyebilir. Reddedilme ya da karşı tarafı kırma korkusu da , sağlıklı sınırların oluşmasına engel olabilir. Ayrıca sınır ile duvar kavramları sıklıkla karıştırılabilir; iletişimi kesmek ile kişisel alan tanımlamak aynı şeymiş gibi düşünülebilir. Aslında sınır koymak çoğu zaman uzaklaşmak değil, ilişkinin içinde karşılıklı saygı ve denge alanı oluşturma çabasıdır.
Onarım Mümkün mü?
Özür dilemek, farkındalık geliştirmek ve iletişim tarzını gözden geçirmek ilişkinin yönünü değiştirebilir. Burada önemli olan kusursuzluk değil, telafi etmeye çalışma isteğidir. İlişkilerde önemli olan sorun yaşandığında çiftlerin nasıl toparlandıkları ve bu toparlanmaya yönelik istek ve samimiyetleridir.





