Doktorsitesi.com

Evlilik Aşkı Öldürür Mü ? Aşk Evliliği Sürdürür Mü ?

Klinik Psikolog Savaş Polat
Klinik Psikolog Savaş Polat
8 Ocak 20154827 görüntülenme
Randevu Al
  • Aşkın öznel ve değişken yapısı nedeniyle, uzun süreli bir ilişki için sadece aşk yeterli değildir; sevgi, saygı ve güven gibi daha derin bağların kurulması gerekir.
  • Evliliğin başarısı, aşkın omuzlarına yüklenen sorumluluktan ziyade eşlerin birbirine duyduğu şefkat, sağlıklı iletişim ve çatışma çözme becerilerine dayanır.
  • Sternberg’in teorisine göre kalıcı bir ilişki; tutku, duygusal yakınlık ve bağlılık bileşenlerinin dengeli bir şekilde bir araya gelmesiyle mümkündür.
Evlilik Aşkı Öldürür Mü ? Aşk Evliliği Sürdürür Mü ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Aşkın Doğası ve Değişken Yapısı

Bailey’in ifadesiyle, aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. Birçok zıt duyguyu bünyesinde barındıran bu kavramın ömür boyu sürmesini sağlayacak tek bir sihirli formül bulunmamaktadır. Çünkü her bireyin ve her ilişkinin dinamikleri kendine hastır. İnsanların aşkı yaşama yoğunluğu farklılık gösterdiği için aşkın tanımı kişiden kişiye değişen öznel bir olgudur.

Aşkın formülü gibi ömrü de kişisel faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bazı ilişkilerde bu duygu birkaç ay sürerken, bazılarında bir ömür boyu devam edebilir. Aşk anlıktır ve sadece bu duygu üzerine inşa edilen bir ilişki, uzun yolculukların getirdiği yıpratıcı etkilere karşı koyamayabilir. Küçük bir sebeple alevlenebilen aşk, aynı şekilde küçük bir bahaneyle sönebilen kararsız bir yapıya sahiptir.

Evlilik Aşkı Öldürür mü?

J.J. Rousseau, "Aşk mutluluğunu evlendikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu" diyerek bu konudaki zorluğa dikkat çekmiştir. Ancak her evlilik ateşli bir aşkla başlamak zorunda değildir. Evlilik süreci içerisinde gelişen şefkat, iyilik, paylaşım, saygı ve koruma gibi duygular, zamanla aşkın ateşini yeniden alevlendirebilir. Bu bağlamda, "evlilik aşkı öldürüyor" önermesinden ziyade, "evliler aşkı öldürüyor" tespiti çok daha yerindedir.

Evliliğin tüm sorumluluğunu yalnızca aşkın omuzlarına yükleyen çiftler, hem aşkı hem de evliliği yıpratabilmektedir. Uzun ömürlü ve dengeli bir birliktelik için aşkın yanı sıra daha derin bağların kurulması gerekir. Aşk, ilişkinin baharıdır; ancak bahar geçicidir. Eğer saygı köklerden çekilirse, ağaçların yapraklarını dökmesi gibi ilişki de büyüsünü kaybederek evliliğin güzüne girebilir. Bu noktada bahara değil, toprağa tutunmak gerekir; toprağa sıkıca tutunanlar kışları atlatarak nice baharlara el ele ulaşabilirler.

Mutlu Bir Ömür İçin Sevgi ve Saygı Dengesi

Aynı yastıkta mutlu bir ömür geçirmek isteyen çiftler, ilişkinin başından itibaren sevgi ve saygı standardını yüksek tutmalıdır. Saygı, sevginin zeminini oluşturur ve saygı duyduğunuz birinden sevgi görmek, kendinizi daha değerli hissetmenizi sağlar. Unutulmamalıdır ki, sevgi beklenen yere önce sevgi tohumları ekilmelidir.

Aşk hormonal bir durumdur ve biyolojik olarak bir süre sonra etkisini yitirebilir. Asıl mesele, aşkı evliliğe, sevgiliyi ise bir hayat arkadaşına dönüştürebilme becerisidir. Eşler arasındaki güven, huzur ve sevgi bağı korunduğu sürece, aşk şekil değiştirerek varlığını sürdürür. Bu süreçte ilişkinin kalitesini artıran en kritik unsurlar şunlardır:

  • Sağlıklı İletişim: Kendini doğru ifade edebilme ve hayatı paylaşabilme.
  • Takdir ve İlgi: Eşe duyulan sevginin ve takdirin açıkça belirtilmesi.
  • Gelişim ve Değişim: Aşkın, her yaşta birlikte büyüyen bir yapıya evrilmesi.
  • Aile Bağları: Güven ve huzur ortamıyla desteklenen kuvvetli aile bağları.

Sternberg’in Aşk Üçgeni Teorisi

Sosyal psikoloji araştırmalarına dayanan Sternberg’in Aşk Üçgeni Teorisi, aşkın kalıcılığının üç temel bileşene dayandığını savunur. Bu bileşenler şunlardır:

  1. Tutku: İlişkideki fiziksel ve cinsel çekim.
  2. Yakınlık: Duygusal yakınlık, dostluk ve paylaşım.
  3. Bağlılık: İlişkiyi sürdürme kararlılığı ve sadakat.

Eşler birbirlerine zaman ayırarak iyi birer dost olabilir ve serbest zamanlarını birlikte değerlendirerek aralarındaki tutku ile bağlılığı güçlendirebilirler. Sevgi ve saygı temelli bir ilişkide, farklılıkları kabul etmek gerginliği azaltarak sağlıklı bir cinsel hayatın ve duygusal yakınlığın önünü açar.

Sevgi Gösterme YöntemleriUygulama Biçimleri
Sözel İfade"Seni seviyorum", "Benim için önemlisin" demek
SürprizlerÇiçek, hediye ve küçük jestler yapmak
Fiziksel TemasDokunmak, sarılmak ve el ele tutuşmak

Çatışma Çözme Becerileri ve Evliliğin Geleceği

Günümüz tüketim toplumunda duygular hızla tüketilse de, araştırmalar boşanma kararlarının genellikle aşkın bitmesinden değil, problem çözme ve çatışma yönetimi becerilerinin eksikliğinden kaynaklandığını göstermektedir. İletişim becerilerini geliştiren çiftler, kırgınlıkları aşarak evliliğin ömrünü uzatabilirler.

Sonuç olarak evlilik, bir başkasından mutluluk devşirme çabası değil, kendi içindeki mutluluğu bir başkasına taşırma yolculuğudur. Mutluluğu bir başkasından aşırmak için değil, bir başkasına taşırmak için bir arada olunmalıdır.

Etiketler

BağlılıkEvlilik aşı öldürür müAşk evliliği sürdürür müEvlilikte sevgi saygıAşkın baharıYakınlıkAşkın sevgiye dönüştürmekAşkın gelişimiAşkın ömrü

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Savaş Polat

Klinik Psikolog Savaş Polat

Uzman Klinik Psikolog Savaş POLAT, 1984 yılında Reşadiye’de doğmuştur. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünde lisans programını 2007 yılında başarıyla tamamlamıştır. Mezun olduğu yıldan itibaren kamu ve özel sektörde çeşitli kurumlarda psikolojik danışmanlık, eğitim ve seminer çalışmalarını sürdürmektedir. Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Bürosunda ve mahkemelerde bilirkişi-pedagog olarak görev almıştır.

İstanbul Esenyurt Üniversitesinde Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını “Bağlanma Stilleri ve İlişkiye Yansımaları” konulu çalışması ile tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog olmuştur. Psikoterapi Enstitüsü Genel Başkanı Uzman Dr. Tahir ÖZAKKAŞ tarafından verilen ve üç yıl süren,teorik-formülasyon-süpervizyon aşamalarından oluşan "Bütüncül Psikoterapi Eğitimini" başarı ile tamamlamıştır. DBE(Davranış Bilimleri Enstitüsü)’den EMDR “Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşlemleme”Gaziosmanpaşa Üniversitesinden  "Aile Terapisi",CİSED( Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği)’den Cinsel Terapi Eğitimlerini almıştır. 

Mesleki tecrübesi ile almış olduğu eğitimleri birleştirerek oluşturmuş olduğu "Dinamik Yönelimli Bütüncül Psikoterapi" anlayışı ile çalışmalarını sürdürmektedir. Bütüncül Psikoterapi:içerisinde bir çok kuramı ve tekniği barındıran, teorik bilgiyi işe yararlılık perspektifinde entegre ederek danışanların gerçekliğini anlamaya çalışan ve her danışanın bireysel ihtiyacına göre süreci yeniden şekillendiren dinamik bir psikoterapi armonisidir. Bu psikoterapi armonisi "Klasik Psikanaliz, Bilişsel-Davranışçı Psikoterapi, Ego Psikolojisi, Nesne İlişkileri, Aktarım Odaklı Psikoterapi, Masterson Yaklaşımı, Kendilik Psikolojisi, İlişkisel Psikanaliz,Transaksiyonel Analiz,Varoluşçu Psikoterapi"gibi ekollerin parçalarından oluşan ve danışana özgü bir psikoterapi haline dönüşen dinamik bir yapıya sahiptir.
Aile ve çift terapisinde duygu odaklı yaklaşımı,kaygı bozukluklarında ise EMDR ve bütüncül yaklaşımı kullanmaktadır.

Psikoterapi Enstitüsü, EMDR  gibi mesleki etiğe ve gelişime katkı sunan derneklerde üyeliğini devam ettirmektedir.
Türk PDR Derneği Üyesi olan Uzm. Kl.Psk. Savaş POLAT , ''İçimizdeki Yabancı'' kitabının yazarıdır. Evli, iki çocuk babasıdır ve mesleki çalışmalarına Tokat ve İstanbul’da devam etmektedir.

U

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.