Doktorsitesi.com

ETİKETLENMİŞ ÇOCUKLAR

Psk. Armağan Adanar
Psk. Armağan Adanar
20 Aralık 2018217 görüntülenme
Randevu Al
ETİKETLENMİŞ ÇOCUKLAR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Akademik Başarı ve Gelişim Süreçleri

Okul yıllarında sergilenen akademik performans, bir çocuğun gelecekteki potansiyelini belirleyen tek kriter değildir. Birçok ebeveyn, çocuklarının okulda her zaman en başarılı çizgide olmasını beklese de, akademik gelişim süreci her bireyde farklı seyredebilir. Kendi eğitim hayatımda liseye kadar ciddi akademik zorluklar yaşamış, beş-altı zayıf notla sınıfları geçmiş ve bu süreçte üç ilkokul değiştirmiş bir birey olarak, başarının zamanla nasıl değişebileceğini bizzat deneyimledim.

Her Çocuğun Gelişim Hızı Farklıdır

Psikiyatrist Dr. Hüsnü Uçar ile yaptığımız değerlendirmelerde üzerinde durduğumuz en önemli konu; her çocuğun yürüyüş hızının bir olmadığıdır. Çocukların gelişim süreçleri şu şekilde kategorize edilebilir:

  • Geriden Gelenler: Akranlarına göre daha yavaş bir başlangıç yapıp sonradan ivme kazananlar.
  • Ortada İlerleyenler: Standart bir gelişim eğrisi takip edenler.
  • Önde Gidenler: Erken yaşta yüksek akademik başarı sergileyenler.

Önemli olan nokta, geriden gelen çocukların zamanla ortadaki grubu yakalayabilmesi, hatta bazen onların önüne geçebilmesidir. Gelişim, doğrusal bir çizgiden ziyade bireysel bir yolculuktur.

Zeka Potansiyeli ve Kullanımı Arasındaki İlişki

Zeka, tek başına bir anlam ifade etmez; asıl önemli olan bu potansiyelin nasıl kullanıldığıdır. Bu durumu bir otomobil metaforuyla açıklamak mümkündür: Aracın motoru (zeka) ne kadar güçlü olursa olsun, sürücü (birey) onu kullanmayı reddediyorsa araç yol alamaz. Bazı çocuklar ve ergenler, var olan zekalarını kullanmayı reddederek ders çalışmamayı veya farklı davranış sorunları sergilemeyi tercih edebilirler. Bu gibi durumlarda ebeveynlerin sergilemesi gereken en sağlıklı tutum, sabırla ve sükunetle beklemektir.

Eğitim Sisteminde "Etiketleme" Tehlikesi

Günümüz eğitim sistemindeki en büyük risklerden biri, çocukların hızla "problem çocuk" olarak etiketlenmesidir. Elbette uzmanlar tarafından teşhis edilen ve tedavi gerektiren Disleksi, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) veya Otizm gibi durumlar mevcuttur. Ancak sadece hareketli olduğu veya akademik olarak geriden geldiği için çocukların bu etiketlere maruz bırakılması, onların eğitim hayatını olumsuz etkilemektedir. Bazı eğitimcilerin bu çocukları sınıfta yok sayması veya okulların kabul etmemesi, fırsat eşitliğini zedeleyen bir yaklaşımdır.

Başarısızlık Hikayelerinden Doğan Küresel Başarılar

Dünya tarihine yön veren pek çok ismin okul hayatı, sistemin onları "başarısız" olarak nitelendirdiği örneklerle doludur. Bu durum, akademik notların yaratıcılık ve zeka ile her zaman doğru orantılı olmadığını kanıtlar.

İsimOkul Dönemi Zorlukları
Albert Einstein4 yaşında konuşmaya başladı, okulda başarısız görüldü, matematik dışındaki dersleri zayıftı.
Thomas EdisonÖğretmenleri tarafından "öğrenemeyecek kadar aptal" olduğu iddia edildi.
Walt DisneyYaratıcılık eksikliği ve fikir yoksunluğu gerekçesiyle işten çıkarıldı.
Wolfgang Amadeus MozartGeleneksel eğitim kalıplarının dışında bir dahiydi.

Sonuç olarak, Albert Einstein gibi 16 yaşında üniversite sınavlarında başarısız olup sonradan dünyayı değiştiren bilim insanları, bizlere her çocuğun potansiyelinin farklı bir zamanda açığa çıkabileceğini göstermektedir. Önemli olan, çocukları etiketlemek yerine onlara kendi hızlarında gelişebilecekleri alanı tanımaktır.

Etiketler

Çocuk gelişimiÇocuk gelişim bozukluklarıçocuklarda davraniş sorunlari

Yazar Hakkında

Psk. Armağan Adanar

Psk. Armağan Adanar

Psk. Armağan ADANAR, 1998 Yılında Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü başarıyla tamamlamıştır. Mezuniyetinin ardından bir süre Abilene Christian University'de eğitim almıştır.

Psk. Armağan ADANAR, mesleki çalışmalarına İzmir'de bulunan özel muayenehanesi'nde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.