Doktorsitesi.com

Eşcinsellik Hakkında Sık Sorulan Sorular

Aile Danışmanı Abdullah Özer
Aile Danışmanı Abdullah Özer
22 Haziran 2022415 görüntülenme
Randevu Al
Eşcinsellik bir hastalık değildir! Amerikan Psikiyatri Birliği, 1974 yılında eşcinselliği, resmi ruh hastalıkları listesinden çıkarmıştır.
Eşcinsellik Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Eşcinsellik Hakkında Merak Edilenler ve Bilimsel Yaklaşımlar

Günümüzde cinsel yönelimler hakkında doğru bilgiye ulaşmak, toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşımaktadır. Her gün eşcinsellik üzerine yöneltilen onlarca soru, konunun bilimsel bir zeminde açıklanması ihtiyacını doğurmaktadır. Bu içerikte, sık sorulan soruları bilimsel veriler ve uzman görüşleri ışığında bir araya getirerek yanıtlıyoruz.

Eşcinsellik Bir Ruh Hastalığı mıdır?

Eşcinsellik bir hastalık değildir. Bilim dünyası bu konudaki tartışmaları on yıllar önce neticelendirmiştir. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), 1974 yılında eşcinselliği resmi ruh hastalıkları listesinden çıkarmıştır. Benzer şekilde, 1992 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de eşcinselliği hastalıklar listesinden tamamen çıkarmıştır.

Gey, lezbiyen veya biseksüel olmak; bir sapkınlık, hastalık ya da ahlaki bir iyi-kötü meselesi değildir. Ancak, toplumdaki önyargılar ve anlayışsızlık nedeniyle birçok birey ciddi ruhsal ve sosyal problemlerle karşılaşabilmektedir. Bu ayrımcılık ve damgalama (stigma), kişilerin cinsel işlev bozuklukları gibi problemler yaşamasına da zemin hazırlayabilmektedir.

Eşcinsel Çiftler İyi Ebeveyn Olabilir mi?

Bilimsel araştırmalar, gey ve lezbiyen ebeveynler tarafından yetiştirilen çocuklar ile heteroseksüel ailelerde büyüyen çocuklar arasında gelişimsel bir fark olmadığını göstermektedir. Yapılan çalışmalarda çocukların zekâ, ruhsal gelişim, sosyal tutum ve akran ilişkileri açısından hiçbir dezavantaj yaşamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, ebeveynlerin cinsel yöneliminin çocukların cinsel kimlik gelişimi üzerinde belirleyici bir fark yaratmadığı kanıtlanmıştır.

Dışa Açılma (Coming-out) Süreci Neden Zordur?

Eşcinsel ve biseksüel bireyler için dışa açılma (coming-out) süreci, toplumsal önyargılar nedeniyle oldukça sancılı geçebilmektedir. Bireyler cinsel yönelimlerini fark ettiklerinde genellikle kendilerini yalnız ve farklı hissederler. Aile ve arkadaş çevresi tarafından reddedilme, işsiz kalma veya şiddet ve ayrımcılığa maruz kalma korkusu bu süreci zorlaştıran temel unsurlardır.

Cinsel Yönelim Terapi ile Değiştirilebilir mi?

Eşcinsellik terapi edilemez; çünkü tedavi edilmesi gereken bir bozukluk veya hatalı gelişme değildir. 1990 yılında Amerikan Psikoloji Birliği (APA), cinsel yönelimi değiştirmeye yönelik tedavilerin hiçbir bilimsel kanıtı olmadığını açıklamıştır. Aksine, bu tür müdahaleler sağlıklı bir insanın ruhsal sağlığının bozulmasına neden olabilir. Bu durum, heteroseksüel bir bireyi eşcinsel yapmaya çalışmak kadar imkansız ve doğaya aykırıdır.

Eşcinsellik Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Toplumda eşcinselliğe dair yerleşmiş birçok yanlış stereotip bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu konulara dair gerçekler özetlenmiştir:

KonuBilimsel Gerçek
Dış GörünüşEşcinsellerin belirli bir yaşam şekli veya ayırt edici bir dış görünüşü yoktur.
MesleklerHer türlü meslek grubunda ve her pozisyonda görev almaktadırlar.
Çocuk İstismarıEşcinsellik ile pedofili arasında hiçbir bağ yoktur; araştırmalar istismarcıların çoğunun heteroseksüel olduğunu gösterir.
AIDS RiskiAIDS bir "eşcinsel hastalığı" değildir; korunmasız cinsel ilişki yaşayan herkes için risk taşır.

Eşcinsellik Doğal ve Normal midir?

Evet, eşcinsellik doğanın bir parçasıdır. Yapılan çalışmalar, toplumların yaklaşık %10 ile %15 arasındaki bir kesiminin kendi cinsine ilgi duyduğunu göstermektedir. Ayrıca eşcinsel davranışlar birçok hayvan türünde de gözlemlenmektedir. Gey ve lezbiyenler kendi doğalarıyla uyum içinde hareket ederler; asıl doğal olmayan durum, bireyin kendi doğasına aykırı bir ilişkiye zorlanmasıdır.

Kalıtım ve Ahlak Kavramı

Eşcinselliğin doğrudan kalıtımsal olduğuna dair kesin bir kanıt bulunmamakla birlikte, yanlış yetiştirme gibi iddiaların da hiçbir temeli yoktur. Eşcinsel bireylerin büyük çoğunluğu heteroseksüel ebeveynlere sahiptir. Ahlaki açıdan bakıldığında ise eşcinsellik, tıpkı sol elini kullanmak gibi bir yaradılış özelliğidir. Ahlak, bireyin davranışlarıyla ilgilidir; doğuştan gelen bir yönelimle tanımlanamaz.


Abdullah ÖZER
Sosyal Çalışmacı, Bilim Uzmanı (Klinik Psikoloji)

Eğitimini Almış Olduğu Psikoterapi Ekolleri:

  • Focusing (DFI)
  • Pozitif Psikoterapi (WAPP)
  • Psikodinamik Psikoterapi (CSU)
  • Ego State Terapi (EST-DE/ESTI)
  • Ericksonian Psikoterapi (M.E.G.-DE)
  • Logoterapi ve Varoluşçu Analiz (VFI-Wien)

Not: Yayınlanan bu yazı kaynak gösterilmeden kullanılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında korunmaktadır.

Etiketler

Eşcinsellik nedirEşcinsellik hakkında sorularınız ve yanıtlarıEşcinsellikGayLezbiyenEşcinsel kimlikErkeklerde eşcinsellikEşcinsellik neden olurEşcinselliğin özellikleriEşcinsel miyimÇocuğum eşcinsel (gayEşcinsellikten kurtulmakEşcinsellik ve sosyal yaşamBiseksüellikBiseksüelAyrımcılıkBiseksüaliteEşcinsel Hastalığı

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Abdullah Özer

Aile Danışmanı Abdullah Özer

1981 senesinde Almanya Münih’te doğan Abdullah Özer ilkokul eğitimini Münih’te tamamladıktan sonra, 1992-1998 yılları arasında, ortaokul ve lise öğrenimini, İzmir Yunus Emre Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır. 1999-2006 yıllarında Almanya Duisburg-Essen Üniversitesi'nde Sosyal Hizmet ve Pedagojik Eğitim (Soziale Arbeit und Erziehung) alanlarında lisans ve yüksek lisans eğitimi alarak üstün başarı ile mezun olmuş ve bilim uzmanı unvanını almaya hak kazanmıştır. Yüksek lisans tez çalışmasını Sosyal Hizmet/Sosyal Pedagoji Yöntemleri'nde yapan Abdullah ÖZER, Tez konusunu; "Almanya'daki Türk Göçmenler. (Dışlanma-Kimlik- İslam.) Başarısız bir azınlığın arka planı ve perspektifi." olarak belirlemiştir. Tez Danışmanlığını Prof. Dieter Oelschlägel ve Carsten Frieburg gerçekleştirmiştir. (Eşdeğer öğrenim gördüğüne ilişkin Denklik Belgesi 2547 Sayılı Kanunun 3 ve 7/p maddeleri uyarınca, Yükseköğretim Genel Kurulunun 11.07.2007 tarihli kararıyla verilmiştir.)

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.