Ergenlikte Kendine Zarar Verme Davranışları: Görünmeyen Acının Dili

Ergenlikte kendine zarar verme davranışları, çoğu zaman yanlış anlaşılır ve korkutucu biçimde ele alınır. Oysa bu davranışlar, ergenin yaşadığı yoğun duygusal acıyı ifade edebilmek için başvurduğu bir baş etme yolu olarak görülmelidir. Amaç dikkat çekmek değil, dayanılması zor bir duyguyla başa çıkmaktır.
Bu davranışların temelinde genellikle yoğun stres, bastırılmış öfke, suçluluk, utanç ve değersizlik duyguları yer alır. Ergen, kelimelere dökemediği içsel yükü davranış yoluyla boşaltmaya çalışır. Bu, yardım çağrısının sessiz bir biçimidir.
Kendine zarar verme eğilimi olan ergenler çoğu zaman duygularını düzenlemekte zorlanır. Ya çok yoğun hissederler ya da hiçbir şey hissetmediklerini söylerler. Bu uç duygusal durumlar, sağlıklı baş etme becerileri gelişmediğinde risk yaratır.
Ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri bu durumu sadece “yasaklanması gereken bir davranış” olarak ele almaktır. Oysa davranışın arkasındaki duygular görülmeden yapılan müdahaleler, ergenin daha da içine kapanmasına neden olabilir.
Bu noktada yargısız yaklaşım hayati önem taşır. Şok olmak, kızmak ya da tehdit etmek yerine; sakin, destekleyici ve anlayan bir tutum sergilemek ergenin güven duygusunu artırır. Güven olmadan iyileşme mümkün değildir.
Kendine zarar verme davranışları mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu, bir zayıflık göstergesi değil; duygusal yükün taşınamadığının işaretidir. Erken fark edilmesi ve profesyonel destekle ele alınması, uzun vadeli psikolojik riskleri önemli ölçüde azaltır.
En önemli mesaj şudur:
Ergen yalnız değildir ve bu duygularla baş etmenin daha güvenli yolları öğrenilebilir.

