Doktorsitesi.com

Duygusal Açlığımız ve İletişim İhtiyacı

Klinik Psikolog Özlem Semra Taşkın
Klinik Psikolog Özlem Semra Taşkın
21 Ekim 2015211 görüntülenme
Randevu Al
Duygusal Açlığımız ve İletişim İhtiyacı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Duygusal İhtiyaçların Yaşam Kalitesi Üzerindeki Rolü

Yaşam kalitemizi ve genel doyum düzeyimizi korumak adına duygular, tıpkı yemek yemek ve su içmek gibi temel birer ihtiyaçtır. Duygusal gereksinimlerimizi görmezden gelmek, sevginin sadece belirli koşullarda sunulduğu ve kötü zamanlarda esirgendiği bir döngüye hapsolmamıza neden olabilir. Bu süreçte bireyler, içsel dürtülerini bastırmaya ve saklamaya çalışarak zamanla bu duruma alışmaya başlar; bu durumun nihai sonucu ise duygusal hissizlik olarak karşımıza çıkar.

Hayatın getirdiği inişler, çıkışlar ve acı verici deneyimler karşısında kendimizi koruma içgüdüsüyle belirli bir düzeyde hissizleşebiliriz. Ancak duygusal açlığı bastırarak yaşamak sürdürülebilir bir durum değildir. İlişkilerdeki temel sorunların kaynağını anlamak için öncelikle bu savunma mekanizmalarını ve düşünce kalıplarını incelemek gerekir.

İlişkilerde Geçimsizliğe Yol Açan Bilişsel Hatalar

İlişkilerin dinamiğini bozan ve taraflar arasında çatışmaya zemin hazırlayan belirli düşünce kalıpları bulunmaktadır. Bu kalıplar, partnerlerin birbirini doğru anlamasını engelleyen bilişsel çarpıtmalar olarak tanımlanabilir:

  • Ön Yargılı Düşünceler: Eşin davranışlarının altında sürekli olarak farklı ve olumsuz bir niyet arama eğilimidir.
  • Tünel Görüşü: Kişinin sadece görmek istediği noktaya odaklanarak, o anki duygu durumuna uygun olan kısıtlı bilgileri algılamasıdır.
  • Etiketleme ve Yanlış Etiketleme: Partnerin geçmişteki bir hatası üzerinden bugünkü kimliğini tanımlamak ve onu bu etiketle yargılamaktır.
  • Ya Hep Ya Hiç Tarzı Düşünme: Olayları sadece uç kutuplarda değerlendirmek ve orta yolu bulamamak çatışmayı kaçınılmaz kılar.
  • Kişiselleştirme: İlişki içerisinde gelişen her türlü olumsuz durumdan eşlerden birinin sürekli olarak kendisini sorumlu tutmasıdır.
  • Keyfi Çıkarımlar: Yeterli kanıt bulunmamasına rağmen, küçük bir ayrıntıdan yola çıkarak büyük ve keyfi sonuçlara varmaktır.
  • Seçici Soyutlama: Olayın bütünsel resmine odaklanmak yerine, içinden cımbızla çekilen bazı detaylar üzerinden hareket etmektir.
  • Aşırı Genelleme: Tek bir olumsuz olaydan yola çıkarak, bu durumu tüm yaşantıya ve geleceğe genelleyen bir tutum sergilemektir.
  • Abartma veya Azımsama: Bazı durumların aşırı büyütülmesi ya da tam tersi şekilde hiç önemsenmemesi ilişki dengesini bozar.
  • Gerçekçi Olmayan Beklentiler: Dile getirilmeyen ve gerçeklikten uzak beklentiler arttıkça, yaşanan hayal kırıklıkları da aynı oranda artış gösterir.

Sağlıklı İlişkinin Temeli: Doğru İletişim

İletişim ihtiyacı insan doğasının ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen, ilişkilerde genellikle en çok ertelenen unsurdur. Yaşanan problemlerin kökenine bakıldığında, iletişimsizliğin sorunları ya doğrudan başlattığı ya da mevcut sorunları beslediği görülmektedir. Farkında olmadan geliştirilen zihin okumalar, varsayımlar ve seçici dikkat, partnerimize karşı olan tutumumuzu doğrudan etkiler.

Birçok kişi, kendi davranışlarının nedenini eşinin davranışlarına bağlayarak bir neden-sonuç ilişkisi kurar. Ancak sağlıklı bir ilişki için öncelikle sağlıklı iletişim kurulması şarttır. Bu süreç, karşılıklı ihtiyaçların net bir şekilde belirlenmesi ve bu ihtiyaçların gerçekçi beklentilerle karşılanmasıyla sürdürülebilir hale gelir.

Psk. Özlem Semra YILDIZ

Etiketler

İlişkiDuygusal yoksunlukDuygusal sorunlarDuygusal tepkilerİlişki yönetimiDuygularİlişkide geçimsizliğe yol açan bazı kalıplarİlişkide geçimsizliğe yol açan kalıplarİlişkide geçimsizliğe yol açan davranışlar

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Özlem Semra Taşkın

Klinik Psikolog Özlem Semra Taşkın

Uzm. Psk. Özlem Semra YILDIZ, lisans eğitimini 2010-2014 yılları arasında İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamlayarak Psikolog unvanı almıştır. İhtisasını ise 2014-2016 yılları arasında aynı üniversitede yapmış ve Klinik Psikoloji alanında lisansüstü derecesini almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.