Dokuzuncu Sınıf Lise Öğrencilerinde Madde Kullanımının Duygu Düzenleme ve Bağlanma Stilleri ile İlişkisinin İncelenmesi

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Ergenlik Dönemi ve Madde Kullanım Riski
Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe geçişte fiziksel, bilişsel ve psikolojik değişimlerin hızla yaşandığı kritik bir süreçtir. Bu dönemde bireylerin sosyal çevrelerini keşfetme arzusu ve yaşadıkları duygusal dalgalanmalar, onları alkol ve yasa dışı madde kullanımı gibi riskli davranışlara yöneltebilmektedir. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) verilerine göre, lise öğrencilerinin %15'inin yasa dışı ilaç, %14'ünün ise reçeteli opioidleri kötüye kullandığı görülmektedir.
Türkiye'de yapılan araştırmalar da benzer bir tabloyu ortaya koymaktadır. 2011 yılı verilerine göre, ergenlerde yaşam boyu en az bir kez madde kullanım oranı %1,5 olarak saptanmıştır. Bu oran erkek öğrencilerde (%2,3), kız öğrencilere (%0,7) kıyasla daha yüksektir. Madde kullanımına sevk eden temel etkenler arasında merak, akran grubu tarafından kabul görme isteği ve yaşanan sorunlardan kaçış arayışı ön plana çıkmaktadır.
Duygu Düzenleme Becerilerinin Madde Bağımlılığı ile İlişkisi
Duygu düzenleme, bireyin hedeflerine ulaşabilmek adına duygusal tepkilerini kontrol etme, değerlendirme ve değiştirme becerisidir. Literatürdeki meta-analiz çalışmaları, duygu düzenlemede güçlük çeken bireylerin madde kullanımına daha yatkın olduğunu kanıtlamaktadır. Özellikle olumsuz duygulardan kaçınma ve stresle başa çıkamama durumları, madde kullanım isteğini (aşerme) artırmaktadır.
Bu araştırmada elde edilen temel bulgular şunlardır:
- Ergenlerde bağımlılık şiddeti arttıkça, dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme stratejilerinin kullanımı artmaktadır.
- Madde bağımlılığı olan bireylerde duygusal, davranışsal sorunlar ve bedensel yakınmalar daha sık görülmektedir.
- Duygu düzenleme becerilerinin geliştirilmesi, bağımlılık tedavisinde en etkili yöntemlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Bağlanma Stilleri ve Aile Ortamının Etkisi
Bağlanma Kuramı'na göre, erken çocukluk döneminde bakım veren kişiyle kurulan bağ, bireyin yetişkinlikteki stresle başa çıkma mekanizmalarını şekillendirir. Güvensiz bağlanma stillerine (korkulu, saplantılı, kayıtsız) sahip bireylerin, duygularını dzenlemekte zorlandıkları için psikotropik maddelere yönelme riskinin daha yüksek olduğu bilinmektedir.
Araştırma sonuçlarına göre aile ortamının madde kullanımı üzerindeki etkisi şu şekildedir:
| Aile Ortamı | Madde Kullanım Özellikleri ve Bağımlılık Şiddeti |
|---|---|
| Aile Büyükleriyle Yaşayanlar | En yüksek madde kullanım düzeyi ve bağımlılık şiddeti |
| Geniş Ailede Yaşayanlar | Yüksek düzeyde madde kullanım isteği (şiddetli istek) |
| Çekirdek Ailede Yaşayanlar | Görece daha düşük risk faktörleri |
Cinsiyet Değişkeni ve Bağımlılık Profili
Araştırmada cinsiyet faktörü incelendiğinde şaşırtıcı bulgulara ulaşılmıştır. Genel popülasyonda erkeklerde kullanım oranı yüksek olsa da, bu çalışma kapsamında kadın öğrencilerin erkeklere oranla madde kullanımına yönelik daha şiddetli istek duydukları saptanmıştır.
Buna ek olarak kadın öğrencilerin:
- Madde kullanımını bırakmaya yönelik motivasyonlarının daha yüksek olduğu,
- İçsel işlevsel olmayan duygu düzenleme stratejilerini erkeklere göre daha fazla kullandıkları görülmüştür.
Araştırma Yöntemi ve Veri Toplama Araçları
İzmir ilindeki bir mesleki ve teknik Anadolu lisesinde öğrenim gören, yaş ortalaması 15,16 olan 294 öğrenci ile gerçekleştirilen bu çalışma, kesitsel araştırma modeli kullanılarak yapılandırılmıştır. Verilerin elde edilmesinde şu ölçeklerden yararlanılmıştır:
- Kişisel Bilgi Formu: Sosyodemografik verilerin toplanması.
- Ergenlerde Bağımlılık Profili Endeksi (BAPİ-E): Bağımlılık şiddetinin 5 alt boyutta ölçülmesi.
- İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA): Bağlanma stillerinin belirlenmesi.
- Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği (EİDDÖ): Stratejilerin 4 boyutta incelenmesi.
Sonuç ve Öneriler
Araştırma, ergenlerde madde bağımlılığının özellikle dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme ve aile ortamı ile doğrudan ilişkili olduğunu teyit etmektedir. Aile desteğinin ve denetiminin yetersiz kaldığı durumlarda ergenlerin risk altında olduğu görülmektedir. Gelecek çalışmalarda, farklı okul türlerini ve daha geniş örneklem gruplarını kapsayan, yaş ve cinsiyet değişkenlerinin etkisini derinlemesine inceleyen araştırmaların yapılması, bağımlılıkla mücadelede kritik öneme sahiptir.

