Doktorsitesi.com

Diyabet sessizce yakalayabiliyor

Prof. Dr. Erol Bolu
Prof. Dr. Erol Bolu
13 Kasım 20142781 görüntülenme
Randevu Al
Diyabet sessizce yakalayabiliyor
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Diyabet: Belirti Vermeden İlerleyebilen Kronik Bir Sağlık Sorunu

Genellikle kalıtsal bir hastalık olarak kabul edilen şeker hastalığı (diyabet), bazı durumlarda hiçbir ön belirti göstermeden de ortaya çıkabilmektedir. Toplumda görülme sıklığı her geçen gün artan bu hastalıktan korunmak için doğru beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlıklarını kapsayan bir yaşam tarzının benimsenmesi kritik önem taşır. Diyabet yönetilebilir bir süreçtir; ancak erken teşhis ve doğru müdahale hayati bir rol oynamaktadır.

Diyabetin En Yaygın Belirtileri Nelerdir?

Toplumda yaygın olan "tatlı sevmediğim için bende diyabet yoktur" düşüncesi, hastalığın teşhisini geciktirebilen yanlış bir algıdır. Diyabetik hastalarda en sık rastlanan klinik belirtiler arasında çok su içme, sık idrara çıkma, aşırı yemek yeme veya iştahsızlık yer almaktadır. Bunlara ek olarak halsizlik, çabuk yorulma ve ağız kuruluğu gibi şikayetler de sıklıkla gözlemlenir.

Hastayı ve hekimi uyarması gereken diğer önemli yakınmalar ise şunlardır:

  • Bulanık görme ve açıklanamayan kilo kaybı,
  • İnatçı enfeksiyonlar ve tekrarlayan mantar enfeksiyonları,
  • Vücut genelinde kaşıntı.

Son yıllarda, hiçbir belirti göstermeyen ancak taramalar sırasında teşhis edilen vaka sayısı artış göstermektedir. Bu nedenle ailesinde diyabet öyküsü olan, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve trigliserid değerlerine sahip kişilerin yılda bir kez kan şekeri ölçümü yaptırması önerilir.

Türkiye’de Diyabet Verileri ve Hastalığın Riskleri

Diyabet, yaşam boyu süren ve kontrol altına alınmadığında ciddi komplikasyonlara yol açabilen bir hastalıktır. Ülkemizde yaklaşık 6,5 milyon kişi diyabetle mücadele etmekte olup, bu popülasyonun %7,5’ini yeni tanı konulmuş hastalar oluşturmaktadır. Hastalık kontrol edilmediği takdirde kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve körlük gibi geri dönüşü zor hasarlara neden olabilir.

Diyabet Tanısı İçin Kullanılan Kriterler

Diyabet teşhisinde sadece açlık kan şekeri ölçümü yeterli olmayabilir. Kesin tanı konulabilmesi için aşağıdaki klinik değerlerden birinin veya birkaçının saptanması gerekmektedir:

Tanı YöntemiDeğer Aralığı
Herhangi bir zamanda ölçülen kan şekeri200 mg/dl ve üzeri (belirtilerle birlikte)
Açlık Kan Şekeri (En az 8 saatlik açlık)126 mg/dl ve üzeri
75 gr. Glukoz Yükleme Testi (2. saat)200 mg/dl ve üzeri
HbA1c (A1c) Değeri%6,5 ve üzeri

Kimler Diyabet Riski Altındadır?

Özellikle obez veya fazla kilolu bireyler (Beden Kitle İndeksi ≥25 kg/m2) diyabet açısından yüksek risk grubundadır. Kadınlarda bel çevresinin 88 cm, erkeklerde ise 102 cm üzerinde olması tehlike işaretidir. Diğer risk faktörleri ise şunlardır:

  • Birinci derece yakınlarında diyabet öyküsü bulunanlar,
  • İri bebek doğuran veya gebelik diyabeti tanısı almış kadınlar,
  • Hipertansiyon ve kan yağı bozukluğu (HDL ≤35 mg/dl veya trigliserid ≥250 mg/dl) olanlar,
  • Polikistik over sendromu (PKOS) veya insülin direnci bulguları olanlar,
  • Kalp-damar veya serebral damar hastalığı bulunanlar,
  • Düşük doğum tartılı doğanlar ve hareketsiz yaşam sürenler,
  • Şizofreni hastaları ve belirli ilaçları kullanan bireyler,
  • Solid organ (özellikle böbrek) nakli yapılmış hastalar.

Gebelik Diyabeti Taramasının Önemi

Bebeğin yaşamsal risklerini minimize etmek ve iri bebek doğumundan kaynaklanabilecek zorlukları azaltmak adına gebelik süreci titizlikle takip edilmelidir. Risk grubunda olup olmadığına bakılmaksızın, tüm gebelerde diyabet taraması yapılması, hem bebek sağlığı hem de annede ileride gelişebilecek Tip 2 diyabetin öngörülmesi açısından zorunludur.

Diyabet Tipleri ve Kişiye Özgü Tedavi Planlaması

Diyabet, temel olarak insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkar. Tedavi süreci, hastalığın tipine ve hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet Arasındaki Farklar

  • Tip 1 Diyabet: İnsülin hormonunun yetersizliği sonucu gelişir; hızlı kilo kaybı ve aşırı su içme gibi belirtilerle aniden ortaya çıkar. Tedavide insülin kullanımı zorunludur.
  • Tip 2 Diyabet: İnsülin hormonuna karşı bir duyarsızlık söz konusudur. Bu hastalarda genellikle uzun bir süre insülin fazlalığı dönemi yaşanır. Tedavide düzenli ilaç kullanımı ve kilo kontrolü önceliklidir.

Obez bireylerde 40 yaşından itibaren her 3 yılda bir, riskli gruplarda ise her yıl düzenli tarama yapılmalıdır. Doğru beslenme alışkanlıklarının kalıcı hale getirilmesi ve egzersiz, tedavinin en temel basamağını oluşturur. Diyabetle mücadelede temel amaç, hastalığı tanımak ve yaşam tarzını bu doğrultuda sağlıklı bir şekilde yeniden düzenlemektir.

Etiketler

Kimler şeker hastası olmaya yatkındırKimler şeker tedavisi görmelidirGebelik diyabeti taramasıDiyabette kimler risk altında?Diyabet hastası mısınız?Tatlı sevmediğim için bende diyabet yoktur demeyinDiyabetin belirtileri nelerdir

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Erol Bolu

Prof. Dr. Erol Bolu

Prof. Dr. Şinasi Erol Bolu, 15 Mayıs 1960 doğumlu, evli ve İngilizce bilen, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları ile İç Hastalıkları uzmanı bir tıp profesörüdür; eğitimini 1978-1983 yılları arasında İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde ve 1983-1984’te Gülhane Askeri Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra, 1985-87 yıllarında Çorlu’da sağlık şube müdürlüğü ve pratisyen hekimlik, 1987-92 GATA İç Hastalıkları, 1992-96 GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümlerinde uzmanlık eğitimi almış, 1995-96 yıllarında University of Texas Southwestern Medical Center (Dallas, ABD)’da post-doktoral çalışmada bulunmuştur; 1998’de doçent, 1999-2013 arası ve 2009’dan itibaren profesör olarak GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapmış, 2003-2013 arasında Ankara’da özel muayenehane çalıştırmış, 2013-2023 arasında Özel Memorial Ataşehir Hastanesi, 2023-2025 arasında Özel Medicana Kadıköy Hastanesi’nde çalışmış ve 2025’ten itibaren İstanbul Caddebostan’da özel muayenehane hekimliği yapmaktadır; GATA Araştırma Bilimsel Kurulu Sekreteri, GATA Tiroid Kanseri Konseyi Sekreteri, TEMD Adrenal Gonad Çalışma Grubu Başkanı, TEMD Yönetim Kurulu ve Yeterlilik Sınav Komisyonu üyesi olarak çeşitli bilimsel görevlerde bulunmuş, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Diyabet Vakfı, The Endocrine Society ve European Society of Endocrinology gibi ulusal ve uluslararası kuruluşa üyedir; başta tiroid ve tiroid kanseri, diyabetes mellitus, obezite, nöroendokrin, adrenal ve gonad hastalıkları ile metabolik kemik hastalıkları olmak üzere geniş bir ilgi alanına sahiptir ve ulusal/uluslararası dergilerde yayınlar, kongre konuşmaları, bildiri sunumları ile sekiz kitap bölümüne imza atmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.