Doktorsitesi.com

DİYABET ( ŞEKER HASTALIĞI )

Uzm. Dr. Ümit Çetinkaya
Uzm. Dr. Ümit Çetinkaya
5 Ağustos 20113366 görüntülenme
Randevu Al
  • Diyabet, insülin eksikliği veya direnci nedeniyle kan şekerinin kronik olarak yükselmesiyle karakterize, Tip 1 ve Tip 2 olarak sınıflandırılan metabolik bir hastalıktır.
  • Tedavi süreci; kişiye özel lifli beslenme planı, düzenli egzersiz ve duruma göre oral ilaç veya insülin kullanımını içeren kapsamlı bir yönetim gerektirir.
  • Diyabet hastalarında kalp krizi ve ani ölüm riski sağlıklı bireylere göre 2 ila 5 kat daha fazla olup, bu risk özellikle Tip 2 diyabetlilerde çok yüksektir.
DİYABET  ( ŞEKER HASTALIĞI )
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Diyabet Nedir? Tanımı ve Sınıflandırılması

Diyabet, insülin hormonunun yokluğu, yetersiz salgılanması veya hedef hücrelerin bu hormona karşı direnç göstermesi sonucunda kan şekeri konsantrasyonunun kronik olarak yüksek seyrettiği metabolik bir hastalıktır. Vücudun enerji dengesini doğrudan etkileyen bu durum, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterlerine göre; venöz kanda açlık kan şekeri 140 mg/dl değerini aştığında veya 75 gramlık şeker yüklemesinden 2 saat sonra değer 200 mg/dl ve üzerinde ölçüldüğünde diyabet teşhisi konulmaktadır. 1997 yılında Amerikan Diyabet Birliği (ADA) bu kriterleri revize ederek, açlık kan şekeri sınırının 126 mg/dl seviyesine çekilmesini tavsiye etmiştir.

Diyabet temel olarak iki ana grupta sınıflandırılmaktadır:

  • Tip 1 Diyabet (İnsüline Bağımlı - IDDM): Genellikle çocukluk ve ergenlik çağında görülür; tüm vakaların %20'sini oluşturur.
  • Tip 2 Diyabet (İnsüline Bağımlı Olmayan - NIDDM): Orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkar; Avrupa ve Kuzey Amerika'daki vakaların %80'ini teşkil eder.

Diyabetin En Sık Görülen Belirtileri

Diyabet teşhisi aşamasında karşılaşılan klinik bulgular, hastalığın türüne göre değişkenlik gösterebilir. Aşağıdaki tabloda, belirtilerin hangi diyabet türünde daha baskın görüldüğü özetlenmiştir:

BelirtiGörülme Sıklığı ve Türü
Sık idrara çıkma ve ağız kuruluğuTip 1 diyabette daha sık
Güçsüzlük veya yorgunlukTip 1 diyabette daha sık
Çok yemeye rağmen kilo kaybıGenellikle Tip 1 diyabette
Bulanık görmeTip 2 diyabette daha sık
Periferik nöropati (Sinir hasarı)Tip 2 diyabette daha sık
Yaygın kaşıntı veya mantar hastalıklarıTip 2 diyabette daha sık

Diyabet Tedavisi ve Yönetimi

Diyabet tanısı konulan bir hasta için tedavi süreci, kişiye özel bir beslenme planı ile başlar. İdeal kiloya göre hesaplanan bu diyette; yeterli protein (%10-20) bulunmalı ve enerjinin %40 ile %60'ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Kepek, yulaf, bakliyat ve elma gibi lifli gıdalar tüketilerek diyetin posa oranı artırılmalıdır.

Tedavi protokolünün diğer kritik bileşenleri şunlardır:

  1. Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Düzenli egzersiz yapmak ve sigarayı bırakmak tedavinin başarısında büyük rol oynar.
  2. İlaç Tedavisi: Hiperglisemi diyet ve egzersizle kontrol altına alınamıyorsa, Tip 2 diyabetiklerde oral hipoglisemik ilaçlara başvurulur.
  3. İnsülin Kullanımı: Tip 1 hastaların tamamında ve Tip 2 diyabetiklerin bir kısmında insülin kullanımı zorunludur.
  4. HbA1c Hedefi: Kan şekeri kontrolünde temel amaç, glikolize hemoglobin (HbA1c) seviyesini normal aralıkta tutmaktır.

Diyabet ve Kalp Krizi Riski Arasındaki İlişki

Kalp-damar hastalıkları riski, hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabet hastalarında belirgin şekilde artmıştır. Diyabet hastalığı, bireyin yaşam beklentisini ortalama %25 oranında azaltmaktadır. Tip 1 diyabette kalp damar hastalıkları tüm ölümlerin %15'ini oluştururken, bu oran Tip 2 diyabette %58 seviyesine kadar yükselmektedir.

Amerikan Kalp Vakfı, diyabeti; sigara kullanımı, yüksek tansiyon veya yüksek kolesterol kadar tehlikeli bir risk faktörü olarak sınıflandırmıştır. Kapsamlı epidemiyolojik çalışmalar, diyabet hastalarında kalp-damar hastalığı, enfarktüs (kalp krizi) ve ani ölüm riskinin sağlıklı bireylere göre 2 ila 5 kat daha fazla olduğunu kanıtlamaktadır.

Etiketler

Şeker hastalığıİnsülinPankreasDiyabet belirtileri

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Ümit Çetinkaya

Uzm. Dr. Ümit Çetinkaya

Uzm. Dr. Ümit ÇETİNKAYA, 1966 yılında Ereğli'de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1992 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise ABD Connecticut The Yale
University School of Medicine affiliated Danbury Hospital’da yapmış ve 1998 yılında İç Hastalıkları Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.