Doktorsitesi.com

Dikkat Eksikliği ve Şeker İlişkisi

Uzm. Psk. Ramazan Şimşek
Uzm. Psk. Ramazan Şimşek
17 Mart 201110927 görüntülenme
Randevu Al
Dikkat Eksikliği ve Şeker İlişkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Basit Şeker Tüketimi ve Dikkat Eksikliği Arasındaki İlişki

Beyni ve dikkati etkili kullanmanın önündeki en büyük engellerden biri, basit şekerler olarak adlandırılan sofra şekerleridir. Sofra şekeri, kesme şeker, toz şeker, akide şekeri gibi doğrudan tüketilenlerin yanı sıra; lokum, reçel, bisküvi, gofret, çikolata, pasta çeşitleri, şekerli içecekler ile tüm hamurlu ve sütlü tatlılar yüksek oranda basit karbonhidrat içerir. Özellikle dikkat eksikliği yaşayan bireylerde bu gıdaların tüketimi, süreci çok daha zorlu bir hale getirmektedir.

Beynin ön frontal lob hassasiyeti günümüzde oldukça yaygın bir durumdur. Bol şekerli gıdalar ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme, bu hassasiyeti daha da artırarak şu olumsuz sonuçlara yol açar:

  • Dikkat kaybı ve odaklanma sorunları,
  • Karar verme mekanizmalarında güçlük,
  • Başarısızlık hissine bağlı gelişen sinirlilik hali,
  • Sosyal ilişkilerde gerginlik,
  • Gün sonunda hissedilen mutsuzluk veya aşırı yorgunluk.

Şekerin Tarihsel Gelişimi ve İnsan Fizyolojisiyle Uyumsuzluğu

Şekerin insanlık tarihindeki yeri, biyolojik evrimimizle kıyaslandığında oldukça yenidir. Şeker kamışından ilk şeker eldesi yaklaşık 600 yıl öncesine dayanırken, saf rafine şeker dünyada yalnızca 200 yıldır mevcuttur. Yaygın kullanımı ise ancak 2. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleşmiştir.

İnsan bünyesi, binlerce yıl boyunca doğada doğal halde bulunan gıdalarla sindirim sistemini geliştirmiştir. Atalarımız şeker ihtiyacını fabrikasyon ürünlerden değil, meyve ve sebzelerden karşılamıştır. Fabrikasyon bir ürün olan şeker; doğal besinlerin içerdiği vitamin ve mineralleri barındırmayan, saf ve doğal olmayan bir maddedir.

Biyolojik Uyumsuzluk ve Hastalıklar

İnsan vücudu rafine şekere yabancıdır ve henüz bu maddeyi sağlıklı bir şekilde sindirecek bir yapı kazanmamıştır. Bünyemiz, binlerce yıl boyunca protein, bitkisel karbonhidrat ve yağ sindirimi için kazandığı özellikleri basit şekerler için de kullanmaya çalışmaktadır. Bu biyolojik uyumsuzluk, günümüzde giderek artan çeşitlilikte hastalıklara zemin hazırlamaktadır.

Kan Şekeri Seviyesinin Beyin ve Performans Üzerindeki Etkisi

Glikoz, beynin ana enerji kaynağıdır; bu nedenle kan şekeri seviyeleri hem ruh halini hem de dikkat kapasitesini doğrudan etkiler. Kan şekeri dengesinin bozulması bilişsel süreçleri şu şekilde etkiler:

Kan Şekeri DurumuYaşanan Belirtiler
Çok Düşük Kan ŞekeriUykulu hissetme, sinirlilik, yeni bilgiyi öğrenmede güçlük
Çok Yüksek Kan ŞekeriDikkatin kolayca dağılması, odaklanma kaybı

Akademik Başarı ve Hafıza İçin Sağlıklı Beslenmenin Önemi

Eğitim çağındaki öğrenciler ve yetişkinler üzerinde yapılan çalışmalar, beslenme alışkanlıklarının zihinsel performansla doğrudan ilişkili olduğunu kanıtlamaktadır. Sağlıklı kahvaltı yapan bireylerde gözlemlenen avantajlar şunlardır:

  1. Akademik Performans: İlköğretim öğrencilerinde akademik başarı ve konsantrasyonda belirgin bir canlanma görülür.
  2. Hafıza Gücü: Sağlıklı kahvaltı eden yetişkinler, kan şekeri seviyelerini dengede tutarak bilgileri daha çabuk hatırlar.
  3. Bilişsel Kapasite: Kahvaltı yapanlar, yapmayanlara oranla çok daha yüksek bir hafıza performansı sergilerler.

KAYNAK: Şimşek, R. (2010). Dikkat Dağınıklığı Önleme ve Beyni Etkili Kullanma Kılavuzu. 2. Baskı. İstanbul: Hermes Yayınları (İmleç Kitap)

Etiketler

Kan şekeriGlikozRafine şekerEnerji kaynağı

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Ramazan Şimşek

Uzm. Psk. Ramazan Şimşek

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.