Doktorsitesi.com

Dermatofibrosarkoma protuberans (DFSP)

Prof. Dr. Sıdıka Kurul
Prof. Dr. Sıdıka Kurul
9 Ocak 2023575 görüntülenme
Randevu Al
Nadir rastlanan bir deri tümörü olan Dermatofibrosarkoma protuberans 'ın kliniği ve tedavisi hakkında bilgi verilmiştir.
Dermatofibrosarkoma protuberans (DFSP)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Dermatofibrosarkoma Protuberans (DFSP) Nedir?

Dermatofibrosarkoma protuberans (DFSP), nadir görülen bir deri kanseri türü olarak tanımlanmaktadır. Bu patoloji, derinin orta tabakası olan dermis içerisindeki bağ dokusu hücrelerinde gelişim gösterir. Genellikle yavaş bir büyüme eğilimi sergileyen bu tümör türü, deri dışındaki organlara nadiren yayılım gösterir.

DFSP başlangıç aşamasında basit bir sivilce görünümünde olabilir veya deride sert bir doku parçası şeklinde hissedilebilir. Tümör büyüdükçe, deri üzerinde protuberans adı verilen belirgin doku topakları oluşmaya başlar. Bu lezyonlar sıklıkla vücudun gövde, kollar ve bacaklar bölgesinde gözlemlenmektedir.

DFSP Tanı Yöntemleri

Dermatofibrosarkoma protuberans tanısının doğru konulabilmesi için uzman hekimler tarafından bir dizi klinik prosedür uygulanır. Tanı sürecinde kullanılan temel yöntemler şunlardır:

  • Deri Muayenesi: Uzman tarafından yapılan fiziksel inceleme, lezyonun karakteristiğini anlamak için ilk adımdır.
  • Cilt Biyopsisi: Tanıyı kesinleştirmek amacıyla punch, insizyonel veya eksizyonel biyopsi yöntemleriyle doku örneği alınabilir. Ancak klinik olarak DFSP şüphesi yüksekse, eksizyonel biyopsi ilk etapta tercih edilmeyebilir.
  • Görüntüleme Teknikleri: Lezyonun boyutlarını belirlemek ve tedavi planını oluşturmak için MRI (Emar) kullanılabilir. Ayrıca lezyon sınırlarının net olarak tayin edilmesi amacıyla ultrasonografi yöntemine başvurulabilir.

Dermatofibrosarkoma Protuberans Tedavi Yaklaşımları

DFSP tedavisinde temel yaklaşım cerrahi müdahale üzerine kuruludur. Hastalığın evresine göre ileri olgularda ameliyat öncesi (neoadjuvan) veya yetersiz eksizyon sonrası (adjuvan) ek tedaviler planlanabilir.

Cerrahi Tedavi ve Yöntemler

Cerrahi süreç, tümörün çevresindeki 2-4 cm’lik sağlam doku sınırı ile birlikte geniş lokal eksizyon ve oluşan defektin onarılmasını kapsar. DFSP'nin düzensiz büyüme eğilimi, tümörün tamamen çıkarılmasını zorlaştırabildiği için cerrahi planlama titizlikle yapılmalıdır.

Cerrahi YöntemUygulama Detayları
Mohs CerrahisiCerrahi sınır kontrolü için önerilen, yüksek deneyim gerektiren bir yöntemdir.
Modifiye Mohs CerrahisiBasamaklı cerrahi olarak da bilinir; geniş lokal eksizyon sonrası patolojik haritalama yapılır.
Defekt OnarımıCerrahi sınırların güvenli olduğu teyit edildikten sonra bölge tercihen deri grefti ile kapatılır.

Radyasyon ve Sistemik İlaç Tedavileri

Cerrahi müdahalenin birincil çözüm olmadığı veya desteklenmesi gereken durumlarda şu yöntemler uygulanır:

  1. Radyasyon Tedavisi: Bu yöntem primer bir tedavi modeli değildir. Ancak cerrahi sınırın yetersiz kaldığı durumlarda hekim onayıyla uygulanabilir.
  2. Hedefli Terapi (Sistemik İlaçlar): Kanser hücrelerindeki belirli kimyasalları bloke eden ilaçlar kullanılır. Özellikle aşırı protein üreten hücrelere sahip hastalarda Imatinib (Gleevec) isimli ilaç etkili olabilmektedir.
  3. Nüks Durumları: Yetersiz cerrahi sınır veya hastalığın tekrar etmesi (nüks) durumlarında sistemik tedaviler öncelikli olarak değerlendirilir.

Etiketler

Deri kanseri belirtileriCerrahi onkoloji nedirderi onkolojisideri kanserisarkomderinin sarkomlarıcerrahi tedavimohs cerrahimodifiye mohs cerrahitümör haritasıbasamaklı cerrahi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Sıdıka Kurul

Prof. Dr. Sıdıka Kurul

Prof. Dr. Sıdıka KURUL, 1950 yılında Zonguldak’ta doğmuştur. Tıp eğitimini 1973 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’de tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1980 yılında Genel Cerrahi, 1983 yılında ise Plastik Cerrahi uzmanlık eğitimlerini tamamlamıştır. Ayrıca kendisi Avrupa ve ABD'de ziyaretçi doktor olarak pek çok mesleki kursa katılmıştır.  

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.