Doktorsitesi.com

Depresyon Modelleri Nelerdir?

Aile Danışmanı Canan Sinanoğlu
Aile Danışmanı Canan Sinanoğlu
8 Mayıs 202470 görüntülenme
Randevu Al
Psikodinamik yaklaşımda depresyonun neden ve patogenezinin temel kavramları, Freud’un çocukluk çağı cinsiyeti ve diğer paralel psikanalitik düşünceler (içgüdü teorisinden ben ve ben psikolojisine) hakkında kişilik teorileri ve intrapsişik çatışma düşüncesinden köken almaktadır. Freud’un psikoseksüel gelişim üzerine modellenen gerileme modelinin depresyonu, çözülmemiş bir sözlü dönemeç çatışması, yetersiz oral tatmin veya aşırı ağız ihtiyacına yönelik bilinçdışı arzuyu ve arzulanan ama belirsiz ancak cinsel sapkınlığı yutarak tahrip etmek için bir arzusu bulunduğunu belirtmektedir. Bilinçli düşünceler, yiyebilecekleri insan ya da insan parçacıkları fantazilerle doludur (Özakkaş, 2008, 22).
Depresyon Modelleri Nelerdir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Depresyonun Psikodinamik ve Psikanalitik Temelleri

Psikodinamik yaklaşımda depresyonun patogenezi, Freud’un çocukluk çağı cinselliği ve kişilik teorilerine dayanmaktadır. Bu bakış açısına göre depresyon, intrapsişik çatışma ve içgüdü teorisinden benlik psikolojisine uzanan geniş bir yelpazede ele alınır. Freud’un modeline göre depresyon, çözülmemiş bir oral dönem çatışması veya aşırı ağız ihtiyacına yönelik bilinçdışı arzuların bir yansımasıdır. Bu süreçte birey, arzuladığı ancak belirsiz olan nesneyi yutarak tahrip etme arzusu duyabilir; bu durum bilinçli düşüncelerde insan parçacıkları fantezileriyle kendini gösterebilir.

Psikanalitik literatürde depresyon araştırmaları, 1911 yılında Abraham’ın manik depresif bozukluk üzerine çalışmalarıyla ivme kazanmıştır. Abraham, 1924’te teorisini anne-çocuk arasındaki sevgi hayal kırıklıklarını kapsayacak şekilde genişletmiştir. Klasik teoriye göre depresyon, gerçek veya fantezi düzeyinde bir sevgi nesnesinin kaybıdır. Bu kayıp; benlik saygısının yitirilmesine, boşluk, terk edilme ve yoksullaşma hissine yol açar. Kişi, kayıp nesneye karşı duyduğu dalkavukça veya düşmanca duyguları kendine yönlendirerek savunma mekanizması geliştirir.

Gelişimsel Dönemler ve Narsisistik Yaralanmalar

Depresyonda geç oral ve prematüre anal evrelerde sapmalar olduğu belirtilmektedir. Depresif bireylerde bu dönemlere yönelik bir gerileme (regresyon) söz konusudur. Bu kişiler, nesneye karşı sevgi ve nefret gibi karmaşık duyguların arasında sıkışıp kalmışlardır. Freud’a göre temel sorun, erken çocukluk döneminde, özellikle parietal kompleksin çözümünden önce yaşanan narsisistik yaralanmalardır. Bu yaralar hayatın ilerleyen dönemlerinde tekrarlandığında, bireyler dış dünyadan sürekli narsisistik destek arayışına girerler.

Bilişsel ve Davranışsal Modellere Göre Depresyon

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), olayları algılama biçimimizin duygusal reaksiyonlarımızı belirlediği esasına dayanır. Birey, dünyayı olduğu gibi değil, kendi bilişsel şemaları üzerinden değerlendirir. Örneğin, bir makaleyi okuyan iki farklı kişiden biri bunu bir fırsat olarak görüp mutlu hissederken, diğeri "yapamam" düşüncesiyle karamsarlığa kapılabilir.

İnsanlar stres altında olduklarında düşünce yapıları bozulur ve gerçeklikten uzaklaşırlar. BDT süreci, danışanların bu üzücü ve gerçek dışı düşüncelerini keşfetmelerine yardımcı olur. Uygunsuz düşünceler değiştirildiğinde ve gerçekçi bir bakış açısı kazanıldığında birey daha iyi hissetmeye başlar. Bu modelde sorun çözme ve davranış değişikliği en kritik müdahale alanlarıdır.

Analitik Psikoterapi ve Jungiyen Bakış

Carl Gustav Jung, analitik psikoterapiyi ruh, yaşam ve entelektüel birleşim olarak tanımlar. Bu yaklaşıma göre bilinç ve bilinçdışı kısımlar birlikte çalışmalıdır. Jung’cu modelde anlayış iki temel kaynaktan beslenir:

  1. Toplumsal Gerçeklik: Başkalarının bizim hakkımızdaki söylemleriyle yüzleşmek.
  2. Gözlemler: Başkalarından dışlanma deneyimleri.

Jung, kişiliğin kendi kendini tedavi etme kapasitesine sahip olduğunu savunur. Terapide aktarım ve karşı aktarım ilişkisi hayati önem taşır. Semptomlar patolojik birer sorun değil, iyileşme potansiyelinin anahtarlarıdır. Terapi süreci; empati, güven ve hasta-terapist arasındaki etkileşim üzerine kuruludur.

Biyolojik ve Pozitif Psikoterapi Modelleri

Biyolojik yaklaşım, ruhsal bozuklukların temelinde sinir sistemi, salgı bezleri ve kalıtımsal faktörlerin yattığını varsayar. Güncel araştırmalar, depresyonun beyindeki serotonin, şizofreninin ise dopamin dengesizliğiyle ilişkili olabileceğini desteklemektedir. Bu nedenle tedavi odağında genellikle ilaç uygulamaları yer alır.

Pozitif Psikoterapi (PPT) ise Peseschkian tarafından geliştirilmiş; umut, denge ve konsültasyon ilkelerine dayanan bir modeldir. PPT, ruhsal bozuklukları bireyin yeteneklerini yanlış kullanmasına bağlar. Tedavi süreci şu beş aşamadan oluşur:

  • Gözlem
  • Envanter
  • Durumsal cesaretlendirme
  • Sözelleştirme
  • Amaçların genişletilmesi

Varoluşçu Yaklaşım ve Yas-Melankoli İlişkisi

Varoluşçu model, insanı bir nesne olarak gören yaklaşımlara tepki olarak doğmuştur. Bu görüşe göre kaygı, bir hastalık değil, yaşam sorumluluklarından kaçmanın bir ifadesidir. Çözüm, geçmişin biyolojik yapısında değil, özgürce seçim yapmak ve sorumluluk almaktadır.

Freud ve Abraham, yas ile melankoli arasındaki benzerlikleri incelemişlerdir. Depresif hastada odak noktası öfke ve tiksintidir. Melankolinin üç ön koşulu şunlardır:

  • Nesne kaybı
  • Kararsızlık (Ambivalans)
  • Öfkenin kendine dönmesi

Abraham’ın Melankoli Patogenezi Sıralaması

MaddePatogenez Faktörleri
1Ağız erozyonu ve yapısal yatkınlık
2Psikoseksüel gelişimde oral dönem saplantısı
3Çocuklukta sevgiyle ilgili erken hayal kırıklıkları
4Oidipal dileklerin çözümünden önceki ilk önemli hayal kırıklığı
5Birincil hayal kırıklığının ileriki yaşamda tekrarlanması

Narsisistik Kişilik Özellikleri

Depresyonla ilişkili narsisistik yaralanmalar yaşayan bireylerde şu tutumlar gözlemlenebilir:

  • Kendini üstün görme ve başarılarını abartma.
  • Sınırsız güç, zeka veya kusursuz sevgi düşleri kurma.
  • Sadece "özel" kişiler tarafından anlaşılabileceğine inanma.
  • Aşırı beğenilme arzusu ve hak kazandığı duygusu.
  • Kişilerarası ilişkilerde çıkarcılık ve empati yoksunluğu.
  • Başkalarını kıskanma veya kıskanıldığını düşünme.
  • Küstah ve kendini beğenmiş tavırlar sergileme.

Etiketler

Depresyon nedirDepresyon tedavisiDepresyon belirtileridepresyon ilaçsız tedavi

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Canan Sinanoğlu

Aile Danışmanı Canan Sinanoğlu

Kln. Psk. Bil. Uzm. Canan Sinanoğlu ; Lisans eğitimini Atatürk Üniversitesi , Yüksek lisansını Yakın Doğu Üniversitesi Klinik Psilkoloji bölümlerinde tamamlamıştır . Tezini “Evliliklerinden Hoşnut Olan ve Olmayan Bireylerin Depresyon Düzeyleri ve İntihar Olasılıklarının Karşılaştırılması” üzerine yapmıştır.Aile Danışmanlığı eğitimini ise  Mevlana Üniversitesi'nde tamamlamıştır.  Amerika Birleşik Devletleri Madde Kullanımı Danışmanları Birliği (NAADAC) ve Yakındoğu Üniversitesi’nde Sigara Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Danışmanlık Sertifika Eğitimini tamamlamıştır. Psikoterapi eğitimlerini , Aile ve Çift Terapisi ,Bireysel Terapi, Cinsel Terapi , Grup Terapisi ve Hipnoterapi gibi farklı bir çok alanda almıştır. Uzun yıllar Sağlık Araştırmaları  Genel Müdürlüğü  , Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü gibi Sağlık Bakanlığı'nın farklı kurumlarında görev yapmıştır .   Şu an çalışmalarına kendi kliniğinde   yüz yüze ve online devam etmektedir. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.