Doktorsitesi.com

DEPRESYON: KALP İÇİN ÖNEMLİ BİR RİSK FAKTÖRÜ

Prof. Dr. Ramazan Atak
Prof. Dr. Ramazan Atak
8 Mart 2017184 görüntülenme
Randevu Al
DEPRESYON: KALP İÇİN ÖNEMLİ BİR RİSK FAKTÖRÜ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Depresyon Neden Önemlidir?

Depresyon, son yıllarda tıp dünyasında hipertansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği ve sigara kullanımı gibi kalp damar hastalıkları için kritik risk faktörleri arasında kabul edilmektedir. Diğer dahili hastalıklar gibi bireyin yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren bu durum, belirgin iş gücü kaybına ve hayati risklere yol açabilen klinik bir hastalıktır.

Günümüzde karşılaşılan en büyük problemlerden biri, depresyon hastalarının önemli bir bölümüne doğru teşhis konulamamasıdır. İstatistiklere göre, psikiyatri dışı polikliniklere başvuran hastaların %10’u klinik düzeyde depresyon belirtileri göstermektedir. Ancak dünya genelinde hekimlerin, depresyon vakalarının çoğunu gözden kaçırdığı saptanmaktadır.

Tanınamayan Depresyonun Fiziksel Belirtileri

Teşhis edilemeyen hastalarda uygulanan tedaviler, genellikle hastanın dile getirdiği ikincil şikayetlere odaklanmaktadır. Bu süreçte en sık bildirilen fiziksel yakınmalar şunlardır:

  • Çeşitli vücut bölgelerinde kronik ağrılar
  • Sürekli halsizlik ve bitkinlik hali
  • Kalp ve damar sistemiyle ilgili şikayetler

Kronik Hastalıklar ve Depresyon İlişkisi

Depresyon tedavisi, hastaya yalnızca ruh sağlığı alanında değil, fiziksel sağlık alanında da büyük kazanımlar sağlar. Depresyon; böbrek yetmezliği, diyabet (şeker hastalığı), kanser, kronik akciğer hastalığı ve hipertansiyon gibi süreçlere eşlik ederek toplam yaşam süresinin kısalmasına neden olabilir.

Özellikle kalp krizi (miyokart infarktüsü) veya inme (felç) sonrası gelişen depresyon, erken dönemdeki ölüm riskinin en önemli belirleyicilerinden biri olarak kabul edilir. Buna karşın depresyon, dahili hastalıklar içinde prognozu (iyileşme seyri) en iyi olanlardan biridir. Doğru tanı ve tedavi ile 3-6 hafta içerisinde hastaların çoğunda belirgin düzelme sağlanır.

Depresyonun Görülme Sıklığı ve İstatistikler

Toplumda depresyonun yaygınlığına dair veriler, hastalığın ciddiyetini ortaya koymaktadır. Erişkin nüfusun büyük bir kısmı bu tabloyu sergilemesine rağmen, çok azı profesyonel yardım almaktadır.

GrupGörülme Oranı / Risk
Erişkin Nüfus (Genel)1/20
Erişkinler%5.3
Gençler%4
Kadınlar (Yaşam Boyu Risk)%20
Kadınlar (Güncel)%6.5
Erkekler (Güncel)%3.3

Depresyon Tanısı ve Genel Görünüm

Depresyon, bireyin ruh sağlığını pek çok boyutta bozan bir hastalıktır. Bu süreçte kişi; mutsuz, karamsar ve tahammülsüz bir yapıya bürünür. Kişiler arası iletişim bozulurken, iş ve okul başarısında ciddi düşüşler gözlenir. Hastalar genellikle şu belirtileri sergiler:

  • Hobilere ve ilgi alanlarına karşı isteksizlik
  • Sosyal izolasyon ve kimseyle konuşma isteğinin olmaması
  • Sürekli yorgunluk hissi ve dinlenmekle geçmeyen bitkinlik
  • Cinsel işlev bozuklukları
  • Karar verme ve eyleme geçme gücünün kaybı

DSM-IV Kriterlerine Göre Major Depresif Nöbet Tanısı

Klinik bir tanı konulabilmesi için aşağıdaki temel belirtilerden en az birinin, en az iki hafta boyunca kesintisiz olarak devam etmesi şarttır:

  1. Yaşamdan eskisi kadar tat alamama ve çevreye karşı yoğun ilgisizlik.
  2. Muayene esnasında gözlenen üzgünlük, durgunluk ve kronik neşesizlik hali.

Ek Tanı Ölçütleri:

Yukarıdaki temel belirtilere ek olarak, aşağıdaki 7 semptomdan en az dördünün iki hafta boyunca eşlik etmesi gerekir:

  • Uyku düzeninde bozulma (uykusuzluk veya aşırı uyuma)
  • İştah değişiklikleri (iştahsızlık veya aşırı yeme)
  • Enerji kaybı ve sürekli halsizlik
  • Psikomotor yavaşlama (konuşma ve hareketlerde yavaşlık)
  • Değersizlik hissi, suçluluk duygusu ve kendini işe yaramaz görme
  • Odaklanma güçlüğü ve kararsızlık
  • Ölüm düşünceleri, intihar planları veya girişimleri

Etiketler

Depresyon ve kalp

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Ramazan Atak

Prof. Dr. Ramazan Atak

Doç. Dr. Ramazan ATAK, 1970 yılında doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Anakara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Ankara Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapmış ve 1998 yılında Kardiyoloji Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.