Deprem korkularına karşı en etkili çözüm: EMDR terapisi

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Deprem Sonrası Travma ve Artan Kaygı Süreçleri
6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremler, milyonlarca insanın yaşamında derin ve silinmez izler bırakmıştır. Yıkımın ardından birçok kişi fiziksel olarak güvenli bölgelere göç etse de, yaşanan zihinsel travmaların etkisi sürmeye devam etmektedir. Özellikle son günlerde Ege Denizi'nde meydana gelen art arda depremler, toplum genelinde deprem kaygılarını yeniden tetikleyerek gündeme taşımıştır.
Klinik Psikolog Gözde Göktaş, hem depremi doğrudan tecrübe eden bireylerde hem de yardım faaliyetleri için bölgeye giden kişilerde ikincil travma belirtilerinin gözlemlendiğini ifade etmektedir. Zihinde sürekli canlanan görüntüler, gece korkuları ve sürekli bir tetikte olma hali, bireylerin günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir. Bu süreçte profesyonel destek almanın önemi vurgulanırken, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) gibi terapi yöntemlerinin travma yönetiminde kritik bir rol oynadığı belirtilmektedir.
İkincil Travma ve Psikolojik Belirtiler
Deprem bölgesine ait görsel materyaller, hem depremzedeler hem de bölgeye destek veren kişiler üzerinde ikincil travma oluşturabilmektedir. Klinik Psikolog Gözde Göktaş, zihne aniden gelen ve kişiyi o ana geri götüren flashback (geriye dönüş) görüntülerinin yoğun empati kuran kişilerde daha sık görüldüğünü belirtmektedir. Bu durum, sanki aynı felaket her an tekrar yaşanacakmış hissi uyandırarak bireylerin savunma mekanizmalarını aşırı aktif hale getirmektedir.
Travmanın somut belirtileri arasında şu davranışlar öne çıkmaktadır:
- Gece yatağa yoğun bir korkuyla girmek.
- Başucunda sürekli düdük, su ve şarj edilmiş telefon bulundurma ihtiyacı.
- Deprem anını hatırlatan görsellerin zihinden uzaklaştırılamaması.
Uzmanlar, bu tür davranışların olay üzerinden uzun süre geçmesine rağmen devam etmesi durumunda, bir uzmana başvurulması gerektiğini hatırlatmaktadır. Deprem bölgesinde yaşamanın getirdiği risklere karşı hazırlıklı olmak ile sürekli bir kaygı hali içinde yaşamak arasındaki dengenin korunması hayati önem taşımaktadır.
Psikolojik Dayanıklılığı Artırmak İçin Bireysel Stratejiler
Profesyonel yardım öncesinde bireylerin kendi psikolojik dayanıklılıklarını artırmak adına atabileceği adımlar bulunmaktadır. Göktaş, eski rutinlere dönmenin ve sosyal bağları güçlendirmenin iyileşme sürecindeki etkisine dikkat çekmektedir. İş hayatına katılım sağlamak, aile ve arkadaşlık ilişkilerinden destek almak, kontrol kaybı hissinin yarattığı kaygıyı hafifletebilmektedir.
Doğal afetlerin öngörülemez yapısı, bireylerde kontrolün elden gittiği algısını yaratarak bedensel semptomların artmasına neden olur. Bu noktada, sosyal desteğin gücü ve günlük rutinlerin istikrarı, kişinin kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olan temel unsurlardır.
Travma Tedavisinde Etkin Yöntem: EMDR Terapisi
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) kapsamında en etkili yöntemlerden biri olarak kabul edilen EMDR terapisi, travmatik anıların zihinde yeniden işlenmesini sağlar. Bu yöntemle, deprem anına dair rahatsız edici görüntüler, duygular ve bedensel duyumlar tek tek ele alınarak duyarsızlaştırma hedeflenir. Terapi sonunda anılar silinmez ancak bu anıların kişi üzerindeki sarsıcı etkisi minimize edilir.
| EMDR Terapisinin Temel Hedefleri | Uygulama Alanları |
|---|---|
| Travmatik anıları yeniden işlemek | Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) |
| Rahatsız edici görüntüleri duyarsızlaştırmak | Panik Atak ve Kaygı Bozuklukları |
| Bedensel semptomları azaltmak | Fobiler ve Yas Süreçleri |
| Duygusal regülasyon sağlamak | OKB ve Özgüven Problemleri |
Özellikle depremin yıldönümü gibi hassas dönemlerde tetiklenen korkularla baş etmede EMDR, hızlı ve kalıcı sonuçlar veren bir yöntemdir. Sadece deprem travmalarıyla sınırlı kalmayan bu terapi ekolü; panik atak, yas süreçleri ve Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) gibi pek çok psikolojik problemde başarıyla uygulanmaktadır.


