Doktorsitesi.com

COVİD 19 ve OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK ÜZERİNE

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar
Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar
1 Eylül 2021513 görüntülenme
Randevu Al
COVİD 19 ve OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK ÜZERİNE
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

COVID-19 ve Psikolojik Sağlık: Genel Bir Bakış

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19, fizyolojik etkilerinin yanı sıra çeşitli psikolojik rahatsızlıklara da zemin hazırlamaktadır. Pandeminin yarattığı endişe, kaygı ve korku iklimi, halihazırda Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) tanısı olan bireylerin semptomlarını körüklerken, belirsizlik ortamı bu bozukluğun yeni bireylerde tetiklenmesine neden olmuştur. Bu makalede, bilgi kirliliğinin yarattığı olumsuzluklar ışığında, COVID-19’un bireyler üzerindeki etkileri ve özellikle bulaş obsesyonu ile olan ilişkisi uzman bir perspektifle ele alınmaktadır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Obsesif Kompulsif Bozukluk, mantık dışı düşünce ve davranışların sıklıkla tekrar etmesiyle karakterize, kişinin günlük yaşantısını ciddi şekilde kısıtlayan ve genellikle çocukluk çağında başlayan psikolojik bir hastalıktır. Obsesyon, zihni sürekli meşgul eden engel olunamaz düşünceleri ifade ederken; kompulsiyon, bu düşüncelerin yarattığı huzursuzluğu bastırmak amacıyla yapılan tekrarlayıcı davranışlardır.

OKB, sadece fiziksel madde kullanımı veya fizyolojik rahatsızlıklarla açıklanamayan karmaşık bir yapıdır. Bu hastalık, aynı zamanda birden fazla takıntıyı veya farklı psikiyatrik bozuklukları (örneğin anoreksiya nevroza ve madde kullanım bozukluğu birlikteliği gibi) barındırabilir. Yapılan araştırmalar, OKB'nin genel popülasyonun %3,1'ini etkilediğini ve yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü göstermektedir.

OKB Tanı Kriterleri ve Klinik Görünüm

Bir bireye OKB tanısı konulabilmesi için obsesyon ve kompulsiyonların birlikte veya ayrı ayrı mevcut olması, bu semptomların kişinin aşırı zamanını alması ve işlevselliğini önemli ölçüde engellemesi gerekir. Uzmanlar, hastanın zihninin kendisiyle ilgisi olmayan düşüncelerle dolduğunu ve yabancı dürtüler hissettiğini belirtmektedir. Bu eylemler genellikle yıkanma gibi rutin davranışların abartılmış ve törensel biçimleridir.

En Yaygın OKB Türleri ve Eşlik Eden Durumlar

OKB farklı temalarda kendini gösterebilir. En sık rastlanan türler şunlardır:

  • Bulaş Obsesyonu: Mikroplardan veya hastalıklardan korunma takıntısı.
  • Simetri Takıntısı: Düzen ve kusursuzluk arayışı.
  • Cinsel ve Dini Konular: İstenmeyen ve rahatsız edici düşünceler.

Bu takıntılara bağlı olarak artan kaygı seviyesi; majör depresyon, tükenmişlik, basit fobi veya sosyal fobi gibi ek rahatsızlıkları beraberinde getirebilir. Birey, bu kısır döngü içerisinde çaresizlik hissederek hayatının büyük bir bölümünü kaybedebilir.

COVID-19 Pandemisinin Ortaya Çıkışı ve Yayılımı

31 Aralık 2019'da Çin'in Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen vakalarla ortaya çıkan COVID-19, kısa sürede küresel bir pandemiye dönüşmüştür. Hastalığın hızlı bulaşma kapasitesi ve artan ölüm oranları, toplumda var olan paniği derin bir korkuya dönüştürmüştür.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporlarına göre virüs, yüzeylerde 2 saat ile 5 gün arasında canlı kalabilmektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan "14 Kural" bildirgesi ve artan aşılama oranları, pandeminin kontrol altına alınması konusunda en kritik araçlar olarak öne çıkmaktadır.

COVID-19 ve OKB İlişkisi: Küresel Bir Panik Ortamı

Pandemi süreci, sadece fiziksel sağlığı değil, küresel zihinsel sağlığı da bozmuştur. Sağlık kaygısı, kitle histerisi ve yalnızlık gibi sorunlar bu dönemde zirve yapmıştır. Özellikle bulaş obsesyonu olan bireyler için koronavirüs, zihni meşgul eden tek konu haline gelerek mevcut takıntıları şiddetlendirmiştir.

Risk Altındaki GruplarTemel Kaygı Nedenleri
Bulaşma Endişesi OlanlarVirüs kapma korkusunun aşırı boyuta ulaşması
Sorumluluk HissedenlerBilmeden başkalarına virüs yayma ve zarar verme korkusu
Güvence ArayanlarSürekli COVID-19 haberi takibi ve bilgi arayışı
Tehdit Algısı Yüksek OlanlarMevcut tehlikeyi olduğundan daha büyük görme eğilimi

Bilgi Kirliliği ve Medyanın Rolü

Medyanın kullandığı ürpertici dil ve yayılan bilgi kirliliği, toplumdaki kaygı seviyesini artıran temel etkenlerdir. Özellikle kronik hastalığı olan yakınları bulunan bireylerde bu kaygı daha yüksek seyretmektedir. Sosyal hayatın kısıtlanması, bireylerin hastalık üzerine düşünme süresini artırarak travmatik yaşantıları tetiklemiştir.

İnanç Sistemleri ve Kontrol Mekanizması

Pandemi sürecinde dini eylemler ve inanç sistemleri, bireylere bir kontrol duygusu ve umut sağlamaktadır. İnsanlar, iradeleri dışında gelişen bu stresli duruma karşı mutlak bir güce sığınma eğilimi göstererek neden-sonuç ilişkisi kurmakta ve bu sayede kaygılarını yönetmeye çalışmaktadır.

Tedavi Yaklaşımları ve Öneriler

OKB tedavisinde geleneksel bir yöntem olan maruz bırakma (exposure) tekniği, pandemi koşullarında virüs riski nedeniyle uygulanabilirliğini yitirmiştir. Bu süreçte daha çok içsel kaygıları çözmeye yönelik zihinsel çalışmalar ön plana çıkmaktadır. İlaçla tedavide ise genellikle serotonin temelli ilaçlar tercih edilmektedir.

Sonuç olarak, bireysel önlemlerin titizlikle uygulanması ve yetkili mercilerden gelen doğru bilgilere itibar edilmesi, hem salgının kontrol altına alınmasını sağlayacak hem de psikolojik yıpranmanın önüne geçecektir. Unutulmamalıdır ki, kontrol altına alınan bir durum, psikolojik sağlığı daha az tehdit eder.

Etiketler

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisiOkbObsesif kompulsif bozuklukObsesif kompulsif

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar

İstanbul doğan Uzman Psikolog Emin Bayraktar; Lise eğitimini Pendik Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra 2011 yılında Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Psikoloji bölümüne girmiştir. 
Lisans eğitimi boyunca pek çok eğitim ve konferansa katılmış mesleki yeterliliği için en güncel çalışmaları yakından takip etmiştir. Bu amaçla birçok sertifikalı eğitimler almıştır. Aynı zamanda üniversite öğrenciliği sürecinde pek çok onur ve yüksek onur belgeleri almış, onur derecesi ile mezun olmuştur. Lisans döneminde öğrenci asistanlığı yaparak akademisyenlerin bilimsel çalışmalarına eşlik etmiştir. 
Psikoloji lisans eğitimi boyunca pek çok projede gönüllü olarak çalışmış. TPÖÇG’te (Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu) uzun yıllar birçok görevde gönüllü olarak yer almış, okul temsilciliği yapmıştır. 
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Devlet Hastanesi’nde hastane stajını, Cemre Yuva ve Gündüz Bakım Evi’nde anaokulu stajını, İstanbul Psikoterapi Merkezi’nde ise klinik stajını tamamlamıştır.
Mezuniyetin ardından bir yıllık askerlik görevi ile meslek hayatına başlayan Emin Bayraktar, 65. Mekanize Piyade Tugayı’nda ve Lüleburgaz Devlet Hastanesinde, vatandaşlara ve askeri personele psikolojik destek sağlamıştır.
Askerlik hizmetinden sonra İstanbul’a geri dönüp eski staj yeri olan İstanbul Psikoterapi Merkezi’nde psikolojik destek hizmetine devam etmiştir. Aynı yıl İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansına başlamıştır.
Master eğitimine ek Çapa Tıp Fakültesi profesörlerinden Prof. Dr. Doğan Şahin’den Dinamik Psikoterapiler eğitimine başlamıştır. Eğimi dört yıllık bir sürede başarı ile tamamlamıştır.
Master eğitimi bitikten sonra Pedamed Tıp Merkezi’nde Klinik Psikolog olarak çalışmaya başlamıştır.
2019 Temmuz ayında kendi kuruculuğu yaptığı Öykü Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde Klinik Psikolog olarak çalışmıştır.
2021 Temmuz ayında  ise Suadiye Bağdat Caddesi'nde yeni ofisi olan Aktarım Psikolojiye geçmiştir. 
Hipnoterapi, Psikodinamik psikoterapiler, Aile ve Çift terapisi, Cinsel terapi, EMDR, Çocuk EMDR, Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT Terapisi, Objektif ve Projektif Testler eğitimleri almış ve mesleki hizmetlerini bu eğitimler doğrultusunda sürdürmektedir.
İngilizce ve İtalyanca bilmektedir. İhtiyaç durumuna göre yabancı dilde terapi hizmeti verebilmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.