Doktorsitesi.com

Çocukta Kekeleme

Klinik Psikolog Nilüfer Şişman
Klinik Psikolog Nilüfer Şişman
18 Eylül 202377 görüntülenme
Randevu Al
Kekemelik genellikle 2 - 4 yas arasında oluşan bir özürdür.Bu yaşlar konuşmanın kazanıldığı yaşlardır.Çocuk çoğunlukla kekemeliği okul öncesi çağda geliştirmeye başlamaktadır.İlk çocuklukta başlayan kekemelik çözülmezse yaş ilerledikçe artar.Buluğ çağında kuvvetlenir.18-20 yasından sonra hafifleyebilir. Ancak kekemelik problemi yaşayanlar için yapılabilecekler vardır.
Çocukta Kekeleme
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Kekemelik Süreci ve Gelişimi

Kekemelik, genellikle konuşma becerilerinin kazanıldığı 2 - 4 yaş aralığında ortaya çıkan bir durumdur. Çocuklar çoğunlukla bu problemi okul öncesi dönemde geliştirmeye başlar. İlk çocukluk evresinde başlayan kekemelik sorunu çözülmediği takdirde, yaş ilerledikçe artış göstererek buluğ çağında en kuvvetli seviyesine ulaşabilir; ancak 18-20 yaşından sonra hafifleme eğilimi gösterebilir.

Kekemelik problemi yaşayan çocukların aileleri için süreci yönetmek ve çocuğa destek olmak adına uygulanabilecek stratejik adımlar bulunmaktadır. Bu süreçte ebeveynlerin sergileyeceği tutum, çocuğun konuşma gelişiminde belirleyici rol oynar.

1. Kendi Olumsuz Duygularınızı Yönetin

Ebeveyn olarak yaşadığınız gerilim doğrudan çocuğunuza yansıyacaktır. Bu nedenle öncelikle kendi kaygılarınızı gidermeli ve çocuğunuzu "normal bir çocuk" olarak kabul etmelisiniz. Unutmamalısınız ki; bir çocuk hecelerin %10’unda kekeliyorsa, %90’ını sorunsuz bir şekilde telaffuz etmektedir. Gelecek kaygısı taşımak yerine, mevcut durumda ona nasıl yardımcı olabileceğinize odaklanmalısınız.

2. Konuşma Baskısını Azaltın

Çocuğun üzerindeki iletişim baskısını hafifletmek için aşağıdaki yöntemleri izleyebilirsiniz:

  • Göz Teması Kurun: Çocuğunuz konuşurken tüm dikkatinizi ona verin ve yüzünüzde endişeli bir ifade olmamasına özen gösterin.
  • Sabırla Dinleyin: Sözünü kesmeden bitirmesini bekleyin. Acele cevap vermekten kaçınarak diyalogdaki telaşlı havayı ortadan kaldırın.
  • Soru Tarzınızı Değiştirin: Sürekli soru sormak yerine, yanıtı "evet/hayır" olan veya kısa ifadelerle geçiştirilebilen soruları tercih edin.
  • Ses Tonuna Dikkat Edin: Kelimeleriniz sakin olsa bile ses tonunuzdaki gerginlik durumu zorlaştırabilir; bu yüzden yumuşak bir ton kullanın.

3. Genel Stres Faktörlerini Minimize Edin

Çocuğun yaşam alanındaki stresin azaltılması, kekemelik belirtilerinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Günlük hayatın aşırı telaşlı ve koşturmacalı olması çocuğu yorabilir. Bu noktada sakin bir yaşam tarzı benimsenmelidir.

Çocuğun kendisini reddedilmiş, hor görülmüş veya yetersiz hissetmesine neden olacak tutumlardan kaçınılmalıdır. Utanç ve suçluluk duyguları, ilerleyen süreçte kekemeliğin temelini oluşturan endişeleri tetikleyebilir.

4. Nitelikli Zaman Ayırın ve İletişimi Destekleyin

Çocuğunuzla vakit geçirirken konuşma şeklinin sizin için bir önem taşımadığını, onun her haliyle değerli olduğunu hissettirmelisiniz. İletişimi güçlendirmek için şu metotlar uygulanabilir:

UygulamaDikkat Edilmesi Gerekenler
Kitap OkumaÇocuğun düzeyine uygun, akıcı ve hecelemeden okunmalıdır.
Anlatım DeneyimiOkuma sonrası çocuğun hikayeyi kendi sözleriyle anlatmasına izin verilmelidir.
Duygu İfadesiÇocuğun heyecanlarını sözle ifade etmesine imkan tanınmalı, ifadeleri önemsenmelidir.
Destekleyici TutumKonuşma zorluğu çektiğinde kelimeyi onun yerine söylemekten kaçınılmalıdır.

5. Konuşma Tarzınızla İyi Bir Model Olun

Çocuğunuzun konuşma hızını düzenleyebilmesi için öncelikle sizin iyi bir model olmanız gerekir. Hem konuşurken hem de kitap okurken hızınızı yavaşlatmalısınız. Cümleler ve kelimeler arasındaki bekleme süresini uzatarak, zahmetsiz ve yumuşak bir konuşma tarzı benimsemelisiniz. Bu süreçte kesinlikle heceleyerek konuşmamaya dikkat edilmelidir.

6. Kekemeliğe Karşı Doğru Tepkiler Geliştirin

Çocuğun takıldığı anlarda verilecek en sağlıklı tepki, çoğu zaman hiç tepki vermemektir. Çocuk kekelemiyormuş gibi sabırla dinlenilmeli ve asla alay edilmemelidir. Ancak çocuk çok zorlandığında ve sıkıntı duyduğunda, durumu görmezden gelmek yerine şu yaklaşımlar sergilenmelidir:

  1. Kaygısız ve Doğal Olun: Ses tonunuzda acıma veya şaşkınlık olmadan, hafif bir gülümsemeyle "Bu kelime seni biraz uğraştırdı" gibi destekleyici cümleler kurun.
  2. Suçlayıcı İfadelerden Kaçının: "Yavaş konuşursan kekelemezsin" gibi iyi niyetli görünen ancak çocuğu sorumlu tutan uyarılardan uzak durun.
  3. Duygularını Paylaşın: Çocuk konuşma zorluğu hakkında konuşmak isterse onu dinleyin. "Kekemelik" yerine "konuşma zorluğu" ifadesini kullanarak durumu normalleştirin.

(Kaynak: A. Değerli, 2009, Yenikent İ.Ö.O.)

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Nilüfer Şişman

Klinik Psikolog Nilüfer Şişman

İstanbul Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimini ‘Üniversite Öğrencilerinde İntihar Oranı ve Algıladıkları Aile Desteği` isimli çalışmasıyla 2007 yılında başarıyla tamamlayan Uzm.Psikolog Nilüfer Şişman, Vakıf Gureba Devlet Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı ve Özel Balıklı Rum Hastanesi Madde Bağımlılığı Anatolia Kliniklerinde stajlarını gerçekleştirdi. Uzmanlık eğitimini ise, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalında ‘Çocuk ve Yetişkinlerde Kariyer ve Meslek Geliştirme Danışmanlığı’ üzerine tamamladı.

Mezun olduktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi`nin Kadın ve Aile Sağlığı Merkezleri`nde danışanlara bireysel terapi, çift terapisi ve grup terapisi hizmeti vermiş, çocuk, aile ve yetişkinlerle çalışmışarak, proje sonrasında özel bir merkezde göreve başladı ve 2008 yılından bu yana çocuk ve yetişkin psikoterapisi hizmeti vermiş, eğitim-kariyer koçluğu yaptı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.