Doktorsitesi.com

Çocukluk Travmaları Yaşayanların Kaygı Bozukluğu ve Sosyal İlişkileri

Psk. Suelnur Vural
Psk. Suelnur Vural
10 Mayıs 2024121 görüntülenme
Randevu Al
ÖZET Amaç: Bu araştırma çocukluk çağı travmaları yaşayanların kaygı bozukluğu ve sosyal ilişkileri arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla yazılmıştır. Yöntem: Araştırma, çocukluk travmaları ile kaygı bozukluğu ve sosyal ilişkiler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla nicel araştırma yöntemi olan ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma doğrultusunda çalışmaya dahil olan katılımcılardan kolayda örnekleme yöntemiyle data toplanmıştır. Katılımcılar 118 kişiden oluşup, 73’ü kadın 45’i erkek katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma hipotezlerini test etmek için korelasyon analizleri yapılmıştır. Ayrıca katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ), Sosyal İlişki Unsurları Ölçeği (SİUÖ) ve Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği (HAM-A) uygulanarak araştırmada kullanılmıştır. Bulgular: Elde edilen sonuçlara göre çocukluk travmaları ile sosyal ilişkiler arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu ve çocukluk travmaları ile kaygı bozukluğu arasında da anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmüştür. Sonuç: Çocukluk çağı travmalarının, kaygı bozukluğu ve sosyal ilişkiler üzerinde etkisi olduğu saptanmıştır. Çocukluk çağı travmaları bireyin yaşadığı sosyal çevresinde kurduğu ilişkilerin kişilerarası iletişimde etkisi olduğu görülmüştür. Kişinin çocukluk döneminde yaşadığı travmaların ileriki yaşantısında kaygı bozukluğunu ortaya çıkardığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Travmaları, Kaygı bozukluğu, Sosyal İlişkiler, İlişki
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Giriş: Çocukluk Deneyimlerinin Yetişkinlik Üzerindeki Etkisi

Günümüzde kaygı bozukluğu yaşayan bireylerin geçmişleri incelendiğinde, çocukluk dönemi travmalarının yetişkinlikteki sosyal ilişkiler üzerinde belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir. Genç ve ileri yetişkinlik evrelerinde kurulan sosyal bağların kalitesi, bireyin çocuklukta travma odaklı bir gelişim süreci geçirip geçirmediğiyle doğrudan ilişkilidir.

Araştırmalar, çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimlerin ileride ciddi kaygı durumlarını tetikleyebileceğini öngörmektedir. Kaygı bozukluğu, yalnızca bireyin hayat standartlarını düşürmekle kalmaz (Kermen ve ark., 2016), aynı zamanda kurulan sosyal ilişkilerin gidişatını da olumsuz yönde etkileyerek bireyin toplumsal uyumunu zorlaştırır.

Araştırmanın Amacı ve Önemi

Bu araştırmanın temel amacı, çocukluk çağı travmaları ile yetişkinlik döneminde ortaya çıkan kaygı bozukluğu ve sosyal ilişki güçlükleri arasındaki bağlantıyı bilimsel verilerle ortaya koymaktır. Literatürde sosyal ilişkiler ile kaygı bozukluğunu eş zamanlı inceleyen sınırlı sayıda çalışma olması, bu araştırmayı akademik açıdan değerli kılmaktadır.

Araştırmanın temel hedefleri şunlardır:

  • Çocukluk dönemi travmalarının ruh sağlığı üzerindeki risk faktörlerini belirlemek.
  • Travma yaşantısının benlik saygısı ve kişilerarası ilişki tarzları üzerindeki etkisine ışık tutmak.
  • Kaygı düzeylerinin ortaya çıkış nedenlerindeki eksik halkaları saptamak.

Kavramsal Çerçeve: Travma, Kaygı ve Sosyal İlişkiler

Çocukluk Çağı Travmaları

Çocukluk çağı travması, 18 yaş altındaki bireylerin fiziksel, duygusal veya cinsel istismara uğraması ya da bedensel ve duygusal ihmale maruz kalmasıdır (Demirkapı, 2013). Terr (1991) bu durumu, dış kaynaklı darbelerin genç kişiyi çaresiz bırakması ve zihinsel savunma mekanizmalarını bozması olarak tanımlar.

  • İstismar: Fiziksel şiddet, cinsel kötüye kullanım veya duygusal örselemeyi kapsayan aktif davranışlardır.
  • İhmal: Beslenme, sevgi, denetim ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması durumudur (Polat, 2007).

Kaygı Bozukluğu ve Türleri

Kaygı, gelecekteki belirsiz durumlarla ilgili duyulan öznel endişe halidir. Araştırmada iki temel kaygı türü üzerinde durulmaktadır:

  1. Nesnel Kaygı: Deprem, savaş veya işsizlik gibi somut tehlikeler karşısında verilen doğal tepkilerdir.
  2. Sürekli Kaygı: Kişiliğin bir parçası haline gelen, içten kaynaklanan ve bireyi sürekli huzursuz eden kaygı türüdür (Öğüt, 2001).

Sosyal İlişkiler ve Destek

İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır ve bulunduğu yapılar içinde sevilmeye, değer görmeye ihtiyaç duyar. Sosyal destek, bireyin çevresinden aldığı psikolojik yardımı ifade eder ve sosyal ilişkilerin niteliğinin en önemli göstergesidir (Schwarzer ve Knoll, 2007).

Araştırma Yöntemi ve Hipotezler

Bu çalışma, değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama yöntemi (nicel araştırma) ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çocukluk travmaları bağımsız değişken; kaygı bozukluğu ve sosyal ilişkiler ise bağımlı değişken olarak ele alınmıştır.

Araştırma Hipotezleri:

  • H1: Çocukluk travmaları ile sosyal ilişkiler arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır.
  • H2: Çocukluk travmaları ile kaygı bozukluğu arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır.

Veri Toplama Araçları

Araştırmada 118 katılımcıya ulaşılmış ve veriler şu ölçekler aracılığıyla toplanmıştır:

  • Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ)
  • Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği (HAM-A)
  • Sosyal İlişki Unsurları Ölçeği (SİUÖ)

Bulgular ve İstatistiksel Analiz

Katılımcıların %61,9'u kadın, %38,1'i erkektir. Yaş dağılımında %87,3 ile 18-24 yaş aralığı öne çıkmaktadır. Verilerin normal dağılım gösterdiği, yapılan çarpıklık ve basıklık analizleri (-1.5 ile +1.5 arası) ile doğrulanmıştır.

Değişkenlerr DeğeriAnlamlılık (p)Sonuç
CTQ - SİUÖ İlişkisi0.1860.044H1 Desteklendi
CTQ - HAM-A İlişkisi0.1870.043H2 Desteklendi

Pearson Korelasyon analizi sonuçlarına göre, çocukluk çağı travmaları arttıkça hem kaygı düzeylerinin hem de sosyal ilişkilerdeki uyum sorunlarının arttığı bilimsel olarak tespit edilmiştir.

Sonuç ve Tartışma

Araştırma sonuçları, çocuklukta yaşanan travmatik olayların bireyin ilerideki problem çözme becerilerini ve psikososyal gelişimini doğrudan etkilediğini kanıtlamıştır. Erikson’ın psikososyal gelişim kuramına göre, çocuklukta çözülemeyen krizler yetişkinlikte kaygı bozukluğu ve güven problemleri olarak tezahür etmektedir.

Özellikle çocukluk çağı travmaları ile anksiyete arasındaki pozitif ilişki, klinik çalışmalarda bu geçmiş yaşantıların mutlaka sorgulanması gerektiğini göstermektedir. Bu bulgular, travma yaşayan bireylerin geleceğe yönelik endişe duyma eğiliminde olduklarını ve sosyal destek sistemlerini kullanmakta zorlandıklarını doğrulamaktadır.

Sınırlılıklar ve Öneriler

Araştırmanın temel sınırlılığı, pandemi koşulları nedeniyle kolayda örnekleme yöntemi ile internet üzerinden veri toplanmış olmasıdır. Gelecek çalışmaların daha geniş ve klinik örneklem gruplarıyla yapılması, sonuçların genellenebilirliğini artıracaktır. Bu tür araştırmaların geliştirilmesi, hastaların tedavi süreçlerinde daha nitelikli yaklaşımlar sergilenmesine olanak sağlayacaktır.

Etiketler

Sosyal ilişkilerÇocukluk TravmalarıKaygı bozukluğuİlişki

Yazar Hakkında

Psk. Suelnur Vural

Psk. Suelnur Vural

Merhaba, ben Psikolog Suelnur, ​

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.