Doktorsitesi.com

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA GÖRÜLEN TRAVMATİK YAŞANTILAR VE YEME BOZUKLUKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Klinik Psikolog Sinem Kasapoğlu
Klinik Psikolog Sinem Kasapoğlu
17 Ekim 2022373 görüntülenme
Randevu Al
Bu çalışma çocukluk çağı travması ve yeme bozuklukları arasındaki ilişkiyi incelenmiştir. Çocukluk çağı travması, çocukluk döneminde ya da genç erişkinlik döneminde maruz kalınan duygusal ya da fiziksel ihmal, duygusal ya da cinsel istismar, şiddet olarak açıklanmaktadır. Yeme bozukluğu, yeme davranışının ciddi olarak bozulduğu bir tanı grubudur. Anoreksiya nervoza (AN) ve Bulimia nervoza (BN) en sık rastlanan ve ruhsal belirtilerin yanı sıra ciddi bedensel sorunlarında eşlik ettiği en önemli iki başlığı oluşturmaktadır. Yeme bozuklukları özellikle ergenlerde sık görülmesinin yanı sıra ölümcül olabilmesi ciddi yeti yitimi ile seyretmesi nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır (Herpetz-Dahlmann, 2009). Yeme bozukluğunun erken dönemde yaşanan travmatik olaylarla ilişkinin olabildiğine, ihmal ve istismara maruz kalan çocukların yeme bozukluklarına yatkınlığının olduğu görülmüştür. İnceleme sonucunda yeme bozukluğu ve travmanın ihmal ve istismar çeşitleriyle ilişkili olduğu, ebeveyn ya da bakım verenin çocukla ilgilenme düzeyinde ki anormalliklerin çocukta travma yaratabileceği ve yeme bozuklukları gibi birçok hastalıkla ilişkili olabileceği görülmüştür. Çocukluk çağı travması ve yeme bozuklukları arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: travma, duygusal yeme, yeme bağımlılığı, yeme bozukluğu
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA GÖRÜLEN TRAVMATİK YAŞANTILAR VE YEME BOZUKLUKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Giriş: Yeme Davranışı ve Psikolojik Temeller

Yemek yeme eylemi, insanın en temel biyolojik ihtiyaçlarından biri olmasının yanı sıra psikolojik süreçlerle de kopmaz bir bağ içerisindedir. Bireyler; çaresizlik, öfke, stres veya heyecan gibi yoğun duygusal durumlarla karşılaştıklarında, yeme davranışlarını bir savunma mekanizması olarak kullanabilmektedir. Bu durum, biyolojik açlıktan ziyade psikolojik bir ihtiyacın dışavurumu olarak kabul edilir.

Özellikle çocukluk döneminde maruz kalınan olumsuz tutumlar ve travmatik yaşantılar, bireyin benlik algısını zedeleyerek yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir. Araştırmalar; duygusal rahatlama amacıyla yemek yeme davranışını alışkanlık haline getiren bireylerde, bu durumun zamanla hayati tehlike arz eden psikiyatrik hastalıklara dönüşebildiğini göstermektedir.

Yeme Bozukluklarının Sınıflandırılması ve Tanımı

DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel Sınıflandırma Elkitabı) kriterlerine göre yeme bozuklukları temel olarak şu başlıklar altında incelenmektedir:

  • Anoreksiya Nervoza (AN): Normal vücut ağırlığını reddetme ve aşırı kilo alma korkusu ile karakterize, ölüm oranı en yüksek psikiyatrik bozukluktur.
  • Bulimiya Nervoza (BN): Kontrol kaybının eşlik ettiği aşırı yeme atakları ve ardından gelen kusma veya aşırı egzersiz gibi telafi edici davranışları içerir.
  • Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB): Telafi edici davranışlar olmaksızın, kısa sürede aşırı miktarda besin tüketilmesi durumudur.
  • Gece Yeme Sendromu (GYS): Akşam saatlerinde aşırı gıda tüketimi ve uyku bozuklukları ile seyreden bir tablodur.

Yeme Bozukluklarında Kullanılan Kısaltmalar

KısaltmaAçıklama
ANAnoreksiya Nervoza
BNBulimiya Nervoza
TYBTıkınırcasına Yeme Bozukluğu
AYBAtipik Yeme Bozukluğu
KKYABKaçıngan/Kısıtlayıcı Besin Alım Bozukluğu

Çocukluk Çağı Travmaları ve Türleri

Çocukluk çağı travması, 18 yaş altındaki bireylerin fiziksel, duygusal, cinsel veya sosyal gelişimini olumsuz etkileyen her türlü örseleyici yaşantıyı kapsar. Bu travmalar, bireyin dünyayı algılama biçimini ve öz saygısını derinden sarsar.

Temel Travma Kategorileri

  1. Duygusal İstismar ve İhmal: Aşağılama, reddedilme, sevgi ve ilgiden mahrum bırakılma.
  2. Fiziksel İstismar: Kaza dışı fiziksel zarar görme veya şiddete tanık olma.
  3. Cinsel İstismar: Çocuğun yetişkinler tarafından cinsel amaçlarla kullanılması.
  4. Fiziksel İhmal: Beslenme, barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması.

Travma ve Yeme Bozuklukları Arasındaki Klinik İlişki

Literatür taramaları, yeme bozukluğu tanısı alan bireylerin geçmiş öykülerinde travmatik yaşantıların anlamlı düzeyde yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. İstismar ve ihmale maruz kalan çocukların, ilerleyen dönemlerde bu travmalarla başa çıkabilmek için yeme davranışlarını bir kontrol aracı olarak kullandıkları görülmektedir.

  • Duygusal Yeme: Olumsuz duyguları bastırmak veya boşluk hissini doldurmak amacıyla besin tüketimidir.
  • Beden Algısı Bozukluğu: Özellikle cinsel istismar mağdurlarında, vücutlarını "beğenilmez" hale getirerek korunma içgüdüsüyle obeziteye yönelme veya bedeni cezalandırma amacıyla aşırı zayıflama eğilimi görülebilir.
  • Öz Saygı Kaybı: Travma sonrası gelişen değersizlik hissi, bireyin yeme kontrolünü kaybetmesine veya aşırı kısıtlayıcı tutumlar sergilemesine neden olur.

Sonuç ve Öneriler

Çocukluk çağı travmaları ile yeme bozuklukları arasında doğrudan ve güçlü bir korelasyon mevcuttur. Yeme bozukluklarının tedavisinde sadece semptomlara odaklanmak yeterli değildir; altta yatan travmatik geçmişin ve psikolojik süreçlerin uzmanlar eşliğinde çalışılması elzemdir.

Profesyonel destek, bireyin olumsuz duygularla sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirmesini sağlayarak hayati risk taşıyan bu bozuklukların iyileşme sürecinde kritik rol oynar. Fiziksel aktiviteler ve sosyal destek mekanizmaları, tedavi sürecini güçlendiren yardımcı unsurlardır.

Etiketler

TravmatikObezite tedavisiAnoreksiya nervozaYeme bozukluğuPsikologÇocuk psikolojisiÇocuklarda cinsel tacizÖfkeli çocuklarDuygusal yeme bozukluğuBlumia tedavisi nedirTssbçocuklukta travmaçocuk ergen terapisiçocuk ergen psikolojisi

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Sinem Kasapoğlu

Klinik Psikolog Sinem Kasapoğlu

Uzman Klinik Psikolog Sinem Kasapoğlu, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji bölümü mezun olmuştur. Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını  Üsküdar Üniversitesinde tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.