Doktorsitesi.com

ÇOCUKLARDA TIRNAK YEME

Prof. Dr. Seher AKBAŞ
Prof. Dr. Seher AKBAŞ
16 Aralık 2024207 görüntülenme
Randevu Al
Tırnak yeme çok yaygın ve bir istenmeyen davranıştır. Sıklığı çocukluktan ergenliğe doğru artar.
ÇOCUKLARDA TIRNAK YEME
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Tırnak Yeme Davranışı ve Gelişim Süreci

Tırnak yeme, çocukluktan ergenliğe doğru sıklığı artan, oldukça yaygın görülen istenmeyen bir davranıştır. Bu durum çocuklarda sık, şiddetli ve uzun süreli bir hal aldığında, ebeveynler tarafından mutlaka çözümlenmesi gereken bir sorun olarak ele alınmalıdır. Eğer tırnak yeme davranışı kronikleşirse, çocuğun genel yaşam kalitesini ve sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileme potansiyeline sahiptir.

Tırnak Yemenin Psikolojik ve Sosyal Etkileri

Çocukların büyük bir çoğunluğu bu alışkanlığı durdurmak için çeşitli yöntemler geliştirerek çaba sarf ederler. Ancak, genellikle kendi başlarına başarılı olamazlar ve bu başarısız girişimler derin bir hayal kırıklığına yol açabilir. Sosyal çevrede alay konusu olma, etiketlenme veya dışlanma gibi durumlar ise süreci daha karmaşık hale getirmektedir.

Bu olumsuz sosyal deneyimler şu sonuçları doğurabilir:

  • Tırnak yeme davranışının şiddetlenmesi
  • Çaresizlik ve umutsuzluk hissi
  • Kaygı düzeyinde artış
  • Özgüven kaybı

Ebeveynlerin Yanlış Tutumları ve Riskler

Çocuğu tırnak yiyen ebeveynler genellikle endişeye kapılarak yanlış yöntemlere başvurabilmektedir. Tırnağa oje veya acı madde sürmek, kızmak ve ceza vermek gibi yöntemler kalıcı bir çözüm sunmaz. Aksine, ceza ve tehdit gibi yaklaşımlar tırnak yeme davranışının daha da şiddetlenmesine neden olabilir.

Tırnak Yeme Nedenleri ve Eşlik Eden Sorunlar

Tırnak yeme sadece bir kaygı belirtisi değildir; genellikle can sıkıntısı veya karşılaşılan güçlüklerle baş etme çabasından kaynaklanır. Ayrıca, ailesel genetik faktörlerin de bu davranış üzerinde etkisi olduğu bilinmektedir. Tırnak yiyen çocuklarda sıklıkla şu ruhsal sorunlar birlikte görülmektedir:

Eşlik Eden Ruhsal SorunlarAçıklama
DEHBDikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sıklıkla eşlik eder.
Kaygı BozukluklarıGenel kaygı düzeyi bu çocuklarda daha yüksektir.
Tik BozukluklarıDiğer istemsiz hareketlerle beraber görülebilir.
Depresif YakınmalarÇocuğun duygu durumunda çökkünlük gözlenebilir.
İdrar KaçırmaFizyolojik ve psikolojik kökenli eşlik eden bir durumdur.

Tedavi Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tırnak yeme, değiştirilmesi veya tedavi edilmesi zor, sabır gerektiren bir süreçtir. Tedavi aşamasında çocuğun ve ailenin tutumları, ilişkileri ve ek ruhsal sorunlar ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, bu alışkanlığın diş, diş eti ve çene yapısı üzerinde organik bir hasara yol açıp açmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.

Başarılı Bir Tedavi İçin Öneriler

  1. Bilgilendirme: Aileye ve çocuğa bu durumun istemsiz ve durdurulması zor bir süreç olduğu anlatılmalıdır.
  2. Doğru Tutum: Ceza, tehdit veya alaycı yaklaşımların davranışı artırdığı unutulmamalıdır.
  3. Davranışçı Yöntemler: Çocuk ve ailenin dahil olduğu uzun süreli davranışçı tedaviler uygulanmalıdır.
  4. Sabır: Tedavinin kısa sürede sonuçlanmayacağı bilinmeli, pes edilmemelidir.

Sonuç olarak ebeveynler, tırnak yemeyi sadece basit bir alışkanlık olarak görmemeli; bunun altında yatan nedenleri anlamaya çalışmalı ve profesyonel bir yaklaşım sergilemelidir.

Prof. Dr. Seher Akbaş

Etiketler

Çocuklarda tırnak yemeTırnak yeme

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Seher AKBAŞ

Prof. Dr. Seher AKBAŞ

Prof.Dr Seher AKBAŞ, 18 Şubat 1969 tarihinde doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerini tamamladıktan sonra, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1993 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. Artvin Merkez Anaçocuk Sağlığı ve Aile Planlaması’nda 1993-1995 yılları arasında çalışmıştır. Bu dönemde poliklinik hizmeti, aile planlaması ve halk sağlığı alanında çalışmıştır.

Uzmanlığını 1997-2002 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan almış ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı olmuştur. Uzmanlık eğitimi sırasında analitik yönelimli psikodrama, aile terapisi, bilişsel davranışçı terapiler alanlarında eğitim almıştır. Çocuk istismarına yönelik bölgesel toplantılara katılmıştır. Araştırma görevlisi iken meydana gelen 1999 Ağustos depreminde İzmit’te gönüllü çocuk psikiyatristi olarak hizmet vermiştir.
Uzmanlık eğitimi sonrasında, 2002 yılında Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde, 2002-2003 yılları arası Kocaeli Devlet Hastanesi'nde çalışmıştır. Bu dönemde travma ve çocuk istismarı ile ilgili sempozyum-eğitim toplantılarının düzenlenmesinde görev almıştır.

2003 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalını kurmuş ve öğretim üyesi olarak çalışmaya başlamıştır. 2011 yılında aynı anabilim dalında doçent ünvanı almıştır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalını’da araştırma görevlilerine yönelik eğitim programlarının düzenlenmesi, hastaların yatarak tedavi edildiği servis yönetimi, adli raporların düzenlenmesinden sorumlu olmuştur. Anne babalara yönelik eğitim ve destek programlarının düzenlenmesi ve eğitimi ile yakından ilgilenmiştir. Karadeniz Bölgesinin her ilinden yönlendirilen geniş bir bölgedeki çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları ile ilgili tedavi, eğitim ve destek programlarında yer almıştır. Üniversitedeki Çocuk İstismarı ve İhmali İzleme ve Önleme Komisyonu’nun kurucu üyeliğini ve başkanlığını yapmıştır. Sosyal hizmetlere ait kurumlarda ve okullarda eğitim ve destek programlarında görev almıştır.

2015 yılında Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde görev yapmaya başlamış, aynı hastanenin Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları eğitim kliniğini kurmuştur. Aynı süre içinde Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nin Çocuk ve Ergenlerde Madde Bağımlılığı Kliniğini (ÇEMATEM) yönetmiştir.2017-2002 yılları arasında Livhospital’da çalışmıştır.

 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.