Soğuk havalarda artış gösteren hastalıklar en çok çocukları etkiliyor. Kış aylarında nezle,grip,soğuk algınlığı, orta kulak iltihabı, sinüzit, bademcik iltihabı, bronşit, zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonları ve kızamık, suçiçeği, kabakulak, menenjit gibi solunum yolu ile bulaşan hastalıkların sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların sıklığının artması sanıldığı gibi havaların soğuması sonucu üşütme ile ilgili değil, insanların bu mevsimde kapalı ortamlarda daha uzun süre bir arada bulunması sonucu mikropları birbirine bulaştırmasıdır. Özellikle kreş ve okullarda geçirilen zaman da enfeksiyonların yayılması için zemin oluşturmaktadır. Kış aylarında çocuklarda en fazla virüsler ve bakteriler yoluyla bulaşan hastalıklar görülüyor. Virüsler enfekte damlacıkların havada asılı kalması ve bunların solunum yoluyla alınması sonucu, bir çocuktan diğerine ya da erişkinden çocuğa kolayca bulaşırlar. Bir metre ve daha yakım mesafeden konuşmakla,hapşırıkla veya öksürükle, sarılıp öpüşmekle de virüsler insandan insana kolaylıkla geçmektedir. En önemli bulaşma yollarından biri de ellerdir.Virüs bulunduran damlacıkların çevredeki cisimlere tutunması sonucunda çocuğun veya çocuğa bakım veren kişilerin elleriyle mikropların vücuda girmesi ve hastalık yaratması kaçınılmazdır.

DAHA ÇOK HANGİ HASTALIKLAR GÖRÜLÜYOR?

SOĞUK ALGINLIĞI: Kış aylarında en sık rastlanan çocuk hastalıklarından biridir.Hafif bir burun akıntısı ve hapşırıkla başlar.Bu şikayetlere boğazda yanma,hafif halsizlik ve öksürük de eşlik edebilir.Küçük çocuklarda sıklıkla 2-3 gün süren ateş de buna eklenir.Viral bir enfeksiyon olduğu için destek tedavisi verilmesi yeterlidir.Ağrı kesici-ateş düşürücü şuruplar, serum fizyolojik burun damlaları, odanın nemlendirilmesi ve bol sıvı verilmesi tedavinin temelini oluşturur.

BADEMCİK İLTİHABI: Halk arasında beta mikrobu olarak bilinen A grubu beta hemolitik streptokokların yol açtığı bademcik enfeksiyonları 2 yaş ve üzerinde çok sık görülmektedir.Yüksek ateş,boğaz ağrısı,boyunda ağrılı bezeler en sık görülen şikayetler olup buna kol-bacak ağrıları,baş ağrısı karın ağrısı da eşlik edebilir.Bademcik iltihabı olan çocukta mutlaka boğaz kültürü alınmalı, sonuca göre uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.Basit üst solunum yolu enfeksiyonlarında gereksiz yere antibiyotik kullanarak, bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmasına zemin hazırlamamak gerekir.Beta mikrobunun yol açtığı enfeksiyonlarda uygun antibiyotik tedavisi verilmezse de çocukta akut eklem romatizması denilen eklemleri ve kalbi tutan rahatsızlık oluşabilir.

ORTA KULAK İLTİHABI: Soğul algınlığından sonra orta kulak iltihabı çocuklarda en sık görülen hastalıktır.Boğaz ve orta kulak arasında bulunan östaki borusunun tıkanması sonucunda oluşmaktadır.Akut otitis media da adı verilen bu hastalığın belirtileri kulak ağrısı,ateş,bebeklerde beslenme bozukluğu ve kimi zamanda işitme kaybıdır.Sigara dumanına maruz kalan , geniz eti bulunan, yatarak biberon verilen çocuklarda daha sık görülmektedir.

ZATÜRRE: Daha çok kış mevsiminde görülen zatürre akciğerin bir veya birkaç lobunun iltihaplanması şeklinde ortaya çıkan ateşli bir hastalıktır. Çeşitli bakteri ve virüslerin neden olduğu zatürre, özellikle risk grubu hastalarda ölümle sonuçlanabilecek ciddi bir akciğer hastalığıdır.Bebeklerde ateş,solunum sıkıntısı, beslenme bozukluğu gözlenirken daha büyük çocuklarda göğüs ve/veya karın ağrısı da bu tabloya eşlik edebilir.

BRONŞİOLİT VE BRONŞİT: Bronşiolit, 3 yaş altı çocuklarda bronşioller adı verilen en küçük hava yollarının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan viral bir enfeksiyondur.Bronşit ise daha büyük çocuklar ve yetişkinlerde görülür.Bebeklerde görülen akut bronşiolit burun akıntısı ve öksürükle başlayıp bir iki gün içinde solunum sıkıntısı,hızlı soluma ve hışıltı tabloya eklenir.Özellikle prematüre bebeklerde daha sık görülür ve daha ağrı seyreder.

BOĞMACA: Damlacık yoluyla bulaşan bu hastalıkta ,1 yaşın altındaki ve özellikle aşıları yapılmamış çocuklar risk altındadır.Kuru öksürükle başlayıp 1-2 hafta içinde öksürük nöbetleri başlar.Öksürük nöbetleri sırasında çocuk kızarır, morarır,gözlerinde kanlanma,yüzünde basınç artışına bağlı kanamalar ve hatta ağır vakalarda solunumun gitmesi olabilir.Bebeklere boğmaca aşısı 2 aylıkken başlanmasına rağmen koruyuculuğu 6 aydan önce başlanmamaktadır..Özellikle bu hastalığın yakınlarından (anne-baba-büyükanne ve dede ) bulaştığı bilindiğinden , bebek doğmadan önce veya doğar doğmaz yakınlarına erişkin boğmaca aşısı yapılması bebeği bu hastalığa karşı koruyacaktır.Boğmaca hastalığı aşının koruyuculuğunun azaldığı ergenlik döneminde de sık görülmesi nedeniyle ergenlere de boğmaca aşısı yapılması uygundur

GRİP (İNFLUENZA VİRÜS ENFEKSİYONLARI): Her yıl yaklaşık dünya nüfusunun %20’si grip virüsüne yakalanmaktadır. Bir grip salgınında en yüksek atak okul çocuklarında görülmektedir.Soğuk algınlığının aksine hızlı bir başlangıcı vardır. Yüksek ateş, titreme, baş ağrısı, kas ağrısı, öksürük, boğaz ağrısı, halsizlik belirtileri görülmektedir .İshal ve kusma da görülebilir.Grip virüsü çok yaygın görülen bulaşıcı bir hastalıktır.Grip aşısı altı aydan büyük çocuklara uygulanabilmektedir.Bu aşının Eylül-Ekim aylarında uygulanması önerilmektedir, koruyuculuğu %85 civarındadır.

ROTAVİRÜS ENFEKSİYONU: Kış ve bahar aylarında sık görülür ve salgınlar yapar.Dünyada her yıl milyonlarca çocuk bu hastalığa yakalanmaktadır.3-4 gün süren yüksek ateş,şiddetli kusma ve ishalle seyreder.Ortalama ishal 10 gün sürebilir.Özellikle 2 yaş altında çok ağır seyreder ve hastanede tedavisi gerekebilir.Çok bulaşıcıdır ve hızla yayılır.Kirli su-gıdalar, ellerle bulaşmakla birlikte son yıllarda bezin açılmasıyla havaya saçılan virüs partiküllerinin solunum yoluyla da bulaştığı bilinmektedir.Bu hastalıkta en önemli koruyucu yöntem aşı yaptırmaktır.Ayrıca hijyen koşullarına dikkat etmek de çocuğun bu hastalığa yakalanmasına engel olabilir.

KIŞIN BULAŞAN DÖKÜNTÜLÜ HASTALIKLAR NELERDİR?

KIZAMIK: Kızamık virüsünün neden olduğu bu hastalıkta aşı ile korunmak mümkündür.Ülkemizde son 2 yıldır kızamık salgını görülmesi nedeniyle Sağlık Bakanlığının da önerisiyle kızamık aşısı 9 ve 12 aylık olmak üzere 2 kez yapılmaktadır.Hastalık yüksek ateş,, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve kuru öksürükle başlayıp buna yüz,ve gövdeye yayılan pembe kırmızı döküntüler eşlik eder.Hastalığın bronşiolit, zatürre, orta kulak iltihabı,ensefalit adı verilen beyin iltihabı gibi ciddi komplikasyonları bulunmaktadır.

SU ÇİÇEĞİ: Varisella Zoster virüsünün neden olduğu hastalık ateş, halsizlik, içi sulu ve kaşıntılı döküntüler ile başlar.Bu döküntüler 1 hafta içinde kabuklanarak düzelir.Su çiçeği 10 metre mesafeden bile kolaylıkla bulaşan bir hastalıktır.Ülkemizde 1 yaşında yapılan suçiçeği aşısının koruyuculuğu yüksektir ve genellikle aşı sonrası hastalık geçirilmez veya hafif geçirilir.

ALTINCI HASTALIK (EGZANTEMA SUBİTUM): 3 yal altı çocuklarda sık görülen viral bir enfeksiyondur.Ani başlayan ve 39-40 dereceye kadar yükselen dirençli ateş hastalığın en önemli belirtisidir.Ateşin yanında genelde eşlik eden şikayet yoktur ve fizik muayenesinde boğazında hafif kızarıklık dışında bulgu da gözlenmez.Ateş 3-4 gün içinde düştükten hemen sonra vücutta ve yüzde kırmızı renkli kaşıntısı deri döküntüsü olur ve 3-4 gün içinde düzelir.

HANGİ ÇOCUKLAR DAHA ÇOK RİSK ALTINDA?

Hem viral hem de bakteriyal hastalıklar açısından kalabalık ortama giren çocuklar daha çok risk altındadır. Özellikle kreşe ve okula giden çocuklar, kreşe-okula giden kardeşi olan bebekler, kalabalık ailelerdeki çocuklar daha çok risk altındadır. Prematüre doğan, anne sütü almayan, evde sigaraya maruz kalan, belenme bozukluğu kalp hastalığı, astım, şeker hastalığı, kronik akciğer hastalığı olan,kanser tedavisi gören çocuklar risk altındadır

KORUNMA YOLLARI

1-NORMAL VAJİNAL DOĞUM: Bebeğin enfeksiyonlara karşı korunması daha doğumla birlikte başlamaktadır. Özellikle normal vajinal doğumla doğan bebekler anneden faydalı bakterileri alarak hayata 1-0 önde başlamaktadır.

2-ANNE SÜTÜ: Çocukları enfeksiyonlara karşı koruma anne sütü vermekle devam eder. .Anne sütü alan bebeklerin orta kulak enfeksiyonu, zatürre,ishal gibi pek çok hastalığı geçirmediği veya daha hafif geçirdiği kanıtlanmıştır.Doğumdan itibaren ilk 6 ay tek başına ,daha sonra tamamlayıcı gıdalarla beraber 2 yaşına kadar anne sütü verilmesi bebeğin hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayacaktır.

3-BESLENME: Anne sütü yanında bebek ve çocuk beslenmesi vücut direncinin sağlanması ve enfeksiyonlara yakalanmanın azaltılması açısından çok önemlidir. Bebek ve çocuk beslenmesinde yağ, protein, karbonhidrat ve vitamin-mineral ve eser elementler yönünden her yaşa uygun dengeli bir beslenme çok önemlidir. Her yaş grubu çocuk için mutlaka her gün süt –süt ürünleri, yumurta, et, meyve-sebze, tahıllar ve baklagillerin tüketilmesi önem taşır. Özellikle yumurta en değerli protein kaynağı olup çocuk beslenmesinde çok önemlidir ve günlük tüketilmelidir. Et ürünlerinden kırmızı et ve balık vazgeçilmezdir. Özellikle soğuk su balıkları (somon,hamsi,mezgit,uskumru) bol miktarda omega 3 balık yağı içerdiklerinden haftada 2 kez tüketilmesi uygun olacaktır. Omega 3 balık yağları çocuklarda vücut direncini artırmanın yanı sıra beyin ve göz gelişimi içinde çok önemlidir. Yeterli balık tüketmeyen çocuklarda omega 3 balık yağı içeren preparatlar verilebilir.

Son yıllarda probiyotik ve prebiyotikli gıdalar çok gündemdedir. Nedir bu probiyotik ve prebiyotik? Probiyotik, yeterli miktarda alındıklarında sağlıklı yaşayabilmemizi , hastalıklardan korunmamızı sağlayan ve tedavide bize yardımcı olan bakterilerdir.Barsaklarımızdaki faydalı probiyotik bakteri sayısı vücudumuzdaki toplam hücrelerin 10-100 katı kadardır. Prebiyotik gıdalar ise barsakdaki faydalı bakterilerin kullandığı ve sayılarının artmasını sağlayan gıdalardır. Barsakdaki faydalı bakteriler özellikle yaşamın ilk 2 yılı içinde şekillenmektedir.İlk 2 yaşta 5 ve üzerinde antibiyotik kullanmanın bu bakteri yapısını bozduğu, vücut direncini düşürdüğü,erişkin dönemde obezite ve kronik barsak hastalıklarının arttığı bilinmektedir. Bu yüzden çocuklarda antibiyotiklerin indikasyonları dışında gereksiz kullanılmaması, çocukların vücut dirençleri ve gelecekleri açısından çok ama ve çok önemlidir. Antibiyotik kullanmanın gerekli olduğu durumlarda ise probiyotik ilaçların antibiyotik kullandığı sürece (antibiyotik ile aynı saatte olmamak koşuluyla) verilmesi yararlı olacaktır. Çocuklarımıza probiyotik içeren kefir ve yoğurt, prebiyotik içeren muz, soğan, sarımsak,kereviz,pırasa vermeye gayret edelim.

4-EL YIKAMA: Solunum yolu hastalıklarının özellikle kreşe ve okula giden çocuklarda kış döneminde sık gözlenmesi nedeniyle hijyen kurallarına dikkat etmek ve özellikle çocuklara el yıkama alışkanlığının kazandırılması çok önemlidir.Virüsleri ve bakterilerin vücuda en kolay geçiş yolu ellerdir.Özellikle yemek öncesi ve tuvalet sonrası el yıkama alışkanlığı çocuklara kazandırılmalıdır.

5-SİGARADAN KORUMA: Evde sigara içilmemeli ve çocuklar sigara içilen ortamlarda bulundurulmamalıdır.

6-AŞILAR: Aşılama çocukları enfeksiyonlardan koruyan en önemli silahtır.Rutin aşılar dışında Rotavirüs (ishal aşısı ) aşısı, grip aşısı ,meningokok aşısı (bir menenjit etkeni) ve ergenlerde boğmaca ve rahim kanseri aşılarının yapılması çok önemlidir.

7-D VİTAMİNİ: Özellikle kışın gözden kaçan bir durum da Dvitamini eksikliğidir.Ülkemizde 1 yaşa kadar olan çocuklar düzenli Dvitamini almasına karşın daha sonra Dvitamini kullanılmamaktadır.Son yıllarda D vitamininin sadece kemik ve diş yapısını güçlendirmediği aynı zamanda eksikliğinde üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının arttığı saptanmıştır.D vitaminin en önemli kaynağı güneştir.Günde en az 15 dakika kolların ve yüzün direk güneş alması (cam yada perde arkasından alınması faydalı değildir) yeterlidir.Ancak kışın bu mümkün olmadığından D vitamini eksiklikleri ortaya çıkmaktadır.Günlük 400-800 ünite Dvitamininin damla olarak alınması çocuğunuzu D vitamini eksikliğine karşı koruyacaktır.Çocuğunuz sık üst ve alt solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa kanda D vitamini düzeyine bakılarak uygun tedavi verilebilir.


Ankara Çocuk Doktorları uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!