Doktorsitesi.com

ÇOCUKLARDA KAYGI

Uzm. Psk. Hasan Kul
Uzm. Psk. Hasan Kul
17 Mart 2016346 görüntülenme
Randevu Al
ÇOCUKLARDA KAYGI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu ve Anksiyete Nedir?

Kaygı bozuklukları, günümüzde en sık karşılaşılan psikolojik rahatsızlıklar arasında yer almaktadır. Her birey, yaşamının belirli dönemlerinde kaygı hissedebilir; nitekim ara sıra kaygılı hissetmek son derece normal bir durumdur. Ancak anksiyete bozukluğu olan bireylerde bu duygular süreğendir ve günlük hayatı sekteye uğratacak düzeydedir. Bu durum, kişinin işlevselliğini, aile bağlarını ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkileyerek çeşitli sorunlara yol açar.

Anksiyete, kelime anlamıyla kişinin her an kötü bir olay yaşayacakmış gibi hissetmesiyle karakterize bir bunaltı duygusudur. Bu duyguya sahip bireyler, kendilerinin veya yakınlarının başına kötü bir şey geleceği endişesiyle, sürekli bir kötü haber alma beklentisi içinde olurlar.

Kaygı ve Korku Arasındaki Temel Farklar

Halk arasında sıklıkla birbirinin yerine kullanılan kaygı ve korku terimleri, benzerlik gösterse de aslında birbirinden farklı kavramlardır. Bu iki kavram arasındaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir:

ÖzellikKorkuKaygı (Anksiyete)
KaynakSomut ve gerçek bir kaynağa dayanır.Somut ve gerçek bir kaynağı yoktur.
Tepki NiteliğiAnlık ve belirgin bir tehlikeye yanıttır.Zihinsel çarpıtmalar ve belirsizlik odaklıdır.
SüreçTehlike geçince sona erer.Kaynak olmamasına rağmen zihinde devam eder.

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu ve Etkileri

Kaygı, her yaş grubundaki bireyde görülebilen bir durumdur. Ancak çocukluk dönemi kaygıları, erken müdahale edilmediği takdirde yetişkinlikte daha ciddi psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir. Kaygı bozukluğu yaşayan çocuklar; beceriksiz, isteksiz ve yersiz endişelerle dolu bir yaşam sürmeyi alışkanlık haline getirebilirler. Bu durum, çocuğun hem kendi benliğiyle hem de çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurmasını engeller. İstatistiksel olarak kaygı bozukluğu, kız çocuklarında erkek çocuklarına oranla daha yüksek bir sıklıkla görülmektedir.

Çocuklarda Kaygı Belirtileri Nelerdir?

Kaygılı çocuklar, dikkatli bir gözlemle sergiledikleri davranışlardan ve fiziksel tepkilerden tanınabilirler. Çocuklarda anksiyete belirtileri şu şekilde listelenebilir:

  • Yüz İfadesi ve Bakışlar: Sürekli huzursuz, endişeli bir yüz hali ve gözlerde korkuyla karışık bir ürkeklik hakimdir.
  • Kas Gerginliği: Vücut kasları gevşek değildir; çocuk her an bir tehlikeye karşı tetikteymiş gibi gergin bir duruş sergiler.
  • Aşırı Hareketlilik: Beklenmedik anlarda ani hareketler yapma eğilimindedirler.
  • Oral Alışkanlıklar: Eşyaları, kendi vücudunu veya başkalarını ısırma ve çiğneme davranışları görülebilir.
  • Konuşma ve Motor Beceriler: Konuşma sorunları, kekemelik veya sık sık kas kontrolünü kaybederek sakarlık yapma eğilimi mevcuttur.
  • Sindirim Sistemi Sorunları: Kaygının mideye etkisiyle oluşan kusma ve iştahsızlık durumları sıklıkla yaşanır.
  • Uyku Bozuklukları: Gece korkuları, kabuslar, karanlık korkusu ve ebeveynle uyuma isteği gibi sorunlar görülür.
  • Davranışsal Tepkiler: Kendini koruma içgüdüsüyle gelişen saldırganlık veya aşırı ağlama nöbetleri (özellikle yalnız kaldıklarında) gözlemlenir.
  • Bağımlılık: Güvenebilecekleri birine gereğinden fazla bağımlılık gösterirler ve yalnız kalmaya tahammül edemezler.

Çocuklarda Kaygı Bozukluğunun Nedenleri

Kaygı bozukluklarının oluşumunda tek bir nedenden bahsetmek mümkün değildir. Genellikle birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Anksiyete nedenleri şu başlıklar altında incelenebilir:

  1. Genetik ve Kişilik Yapısı: Ailesinde ruhsal bozukluk öyküsü olan çocuklarda risk daha yüksektir.
  2. Aile Tutumları: Baskıcı, aşırı koruyucu, eleştirel, yüksek beklentili veya korku odaklı eğitim veren ailelerde büyüme.
  3. Öğrenilmiş Tepkiler: Geçmişte yaşanan travmatik bir olayın (örneğin köpek saldırısı) benzer durumlarda genellenerek aşırı kaygıya dönüşmesi.
  4. Çevresel Stres Faktörleri: Maddi sıkıntılar, sağlık problemleri, ağır sorumluluklar ve yetersiz sosyal destek.

Kaygı Bozukluğu Tedavi Yöntemleri

Kaygı bozuklukları; psikolog, psikolojik danışman veya psikiyatrist gibi uzmanların desteğiyle aşılabilen bir sorundur. Tedavi sürecinde en etkili yöntemlerden biri Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) olarak bilinir. Bu terapi yönteminde şu teknikler uygulanır:

  • Maruz Bırakma ve Duyarsızlaştırma: İstenmeyen davranışların sonlandırılması hedeflenir.
  • Gevşeme Egzersizleri: Nefes ve gevşeme teknikleriyle kişinin kendini rahatlatması öğretilir.
  • Aile Katılımı: Yetişkinlerde bireysel çalışma yeterliyken, çocuklarda hem çocukla hem de ebeveynlerle eş zamanlı çalışılması esastır.

Önemli bir not olarak; kaygı bozukluklarında ilaç tedavisi tek başına yeterli değildir. Kalıcı bir iyileşme için mutlaka psikoterapi alınmalı, kaygıya neden olan düşünce ve davranış kalıpları üzerinde çalışılarak bunlar işlevsel hale getirilmelidir.

Etiketler

AnksiyeteÇocukta özgüvenÇocukta davranışSosyal fobi nedirKaygı ile baş etmeKaygı ders başarısıKaygıların nedenleriPanikatakYaygın anksitiyeteObsesif kompulsif bozuklukStresKaygıTakıntıAgorafobiÇocuklarda kaygıÖzgül fobi

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Hasan Kul

Uzm. Psk. Hasan Kul

Uzman Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Hasan KUL; Psikolojik Danışma lisans eğitimi üzerine Aile Danışmanlığı, Uygulamalı Psikoloji ve Klinik Psikoloji olmak üzere toplam üç tane master eğitimi bitirmiş olup psikoterapinin ana vatanı olan Viyana/ Avusturya'da Psikoterapi doktora eğitimine devam etmektedir. Ağırlıklı olarak Bilişsel-Davranışçı Terapi ve Şema Terapi yöntemleri kullanarak; Bireysel, evlilik ve aile sorunları üzerine çalışmaktadır. Vaka grubu çocuk, yetişkin, çift ve ailedir. Aile danışmanlığı eğitimlerinde dersler vermektedir. Cinsel Doyum, Cinsel İşlev Bozuklukları, Çocuk Yetiştirme Tutumları, Evlilik Uyumu, Benlik Saygısı, Kişilerarası İlişkiler ve İletişim konularında araştırma yaparak kitaplaştırmıştır. Çeşitli konularda eğitim, seminer vb de yapmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.