Doktorsitesi.com

Çocuklara cezanın sınırları

Psk. Serap Duygulu
Psk. Serap Duygulu
16 Nisan 2015144 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklara cezanın sınırları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuk Eğitiminde Ceza ve Sınır Karmaşası

Çocuk yetiştirirken anne babaları en çok zorlayan konuların başında ceza yöntemi gelmektedir. Ebeveynlerin bir kısmı cezayı eğitimin bir parçası olarak görürken, diğer bir kısmı ise ceza vermenin tamamen yanlış olduğuna inanmaktadır. Bu görüş ayrılığı, çocuk eğitiminde sınırların belirlenmesi noktasında ciddi bir karmaşaya yol açmaktadır.

Asıl sorun, ceza uygulandığında bu sınırın ne olduğu veya ceza verilmediğinde sınırsızlığın nereye kadar uzandığıdır. Son yıllarda, çocuklarını özgür yetiştirme iddiasıyla hiç sınır koymayan ebeveyn tutumları dikkat çekmektedir. Yanlış davranışlarda dahi müdahale edilmeyen çocukların, çevrelerine veya akranlarına zarar verici eylemleri engellenmemektedir.

Disiplin ve Ceza Arasındaki Temel Farklar

Çocuk eğitiminde en büyük yanılgı, disiplin ve ceza kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Disiplin, çocuğu uygun davranışlar kazanması yönünde olumlu öğelerle eğitmek anlamına gelirken; ceza, ucu açık ve olumsuz pek çok durumu barındırır. Disiplin, cezadan çok daha kritik bir öneme sahiptir.

ÖzellikCezaDisiplin
Temel AmaçKorkutma ve caydırma (genellikle etkisizdir)Olumlu davranışı teşvik etme ve destekleme
YöntemOlumsuz ve belirsiz yaptırımlarDoğru yönlendirme ve kural koyma
SonuçPsikolojik problemler ve kafa karışıklığıÖz disiplin ve oto kontrol duygusu
SınırlarGöreceli ve ebeveynin tahammülüne bağlıNet, tutarlı ve öğretici

Yanlış Ceza Uygulamaları ve Psikolojik Riskler

Toplumumuzda ceza sınırı genellikle anne babaların tahammül sınırıyla doğru orantılıdır. Bir aile için normal olan bir durum, diğeri için cezalandırılması gereken bir davranış olarak görülebilir. Bu öznellik, cezanın amacını aşarak çocukta ciddi psikolojik problemlere yol açmasına neden olabilir.

Sıkça yapılan hatalardan biri de cezayı ertelemektir. Olumsuz bir davranış sergileyen çocuğa “Akşama baban gelsin görürsün” demek, çözüm odaklı bir yaklaşım değildir. Bu tür tehdit içerikli ifadeler sadece korku yaratır. Çocuk, akşama kadar yaptığı davranışı ve neden kızıldığını unutacağı için bu yöntem eğitici bir değer taşımaz.

Sağlıklı Geri Bildirim ve İletişim Yöntemleri

Herhangi bir olumsuzluk durumunda çocuk, davranışı hakkında anında geri bildirim almalıdır. Çocuğa yaptığı yanlışın yol açtığı sorunlar net bir şekilde açıklanmalı ve bu konu sürekli gündeme getirilmemelidir. Dikkat edilmesi gereken en kritik noktalar şunlardır:

  • Çocuğun kişiliğine yönelik hakaret ve aşağılamalardan kaçınılmalıdır.
  • Kızgınlık ifade edilirken çocuğun özgüvenini yaralayacak ifadeler kullanılmamalıdır.
  • Eğitim yöntemlerinin hiçbirinde dayak ve şiddete yer verilmemelidir.
  • Fiziksel, sözel veya psikolojik şiddet uygulamak yasal olarak da bir suçtur.

Davranışların Ardındaki Nedenleri Anlamak

Çocukların eylemlerini değerlendirirken, bu davranışların ardındaki nedenleri doğru saptamak gerekir. Birçok ebeveynin "yaramazlık" olarak adlandırdığı durumların temelinde aslında çocuğun merak, araştırma ve keşfetme duygusu yatar. Çocuk, takdir edileceğini beklediği bir durumda ceza alırsa derin bir kırgınlık ve öfke yaşar.

Unutulmamalıdır ki çocuklar hayata yetişkinlerin penceresinden bakmazlar. Bu nedenle, cezalandırma yoluna gitmek yerine çocuğa farklı seçenekler sunulmalıdır. Olumsuz davranışlar henüz gerçekleşmeden önlem alınmalı ve çocukta sorumluluk duygusu oluşturularak sağlıklı bir gelişim süreci desteklenmelidir.

Etiketler

ÇocukDisiplinÇocuk eğitimiCezaSınır koymakAile tutumları

Yazar Hakkında

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap DUYGULU, İstanbul'da doğmuştur. 
Psikoloji dalında gerçekleştirdiği çalışmalarına önemli ölçüde katkılar sağlayan, Sosyoloji, Edebiyat, Kamu Yönetimi alanlarında da Lisans  düzeyinde akademik eğitimler alan Serap Duygulu İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ‘Uygulamalı Psikoloji’ üzerine Yüksek Lisans yapmış ve  "Afazi Hastası Yakınlarında Depresyon ve Olumsuz Otomatik Düşünceler" başlıklı tezi ile lisansüstü derecesini almıştır. 
Ayrıca bu çalışma bu alanda yapılmış ilk ve tek psikolojik araştırma olarak önemini halen korumaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.