ÇOCUK VE ERGENLERDE BAŞARI BASKISI HASTA EDİYOR

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Başarı Bir Amaç mı Yoksa Yan Etki mi?
Ünlü psikiyatr Viktor E. Frankl'ın da belirttiği üzere, başarıyı bir hedef haline getirmek aslında onu kaçırma olasılığını artırır. Başarı, tıpkı mutluluk gibi peşinden koşulacak bir olgu değil; kişinin kendinden daha büyük bir davaya kişisel adanışının veya bir başkasına kendini bırakışının bir yan ürünü olarak kendiliğinden ortaya çıkmalıdır. Uzun vadede başarıya ulaşmanın yolu, ona aldırış etmeden elinden gelenin en iyisini yapmaktan geçer.
Günümüzün "Proje Çocuk" Çıkmazı ve Ebeveyn Beklentileri
Günümüzde anne ve babalar, çocuklarının başarısı için tüm kaynaklarını seferber ederek onları adeta bir yarış atı gibi koşturmaktadır. Özel okullar, dershaneler ve kurslar yetmezmiş gibi; eğlenmek için yapılması gereken spor, piyano veya drama gibi aktiviteler de zorunlu birer görev haline getirilmektedir. Tüketime dayalı sistem, sadece en iyilerin ve en başarılıların gelecekte mutlu olabileceği algısını yaratarak başarıya giden yolu bir ürün gibi pazarlamaktadır.
Narsisistik İhtiyaçlar ve Başarı Baskısı
"Proje çocuk" kavramı, aslında ebeveynlerin kendi gerçekleştiremedikleri hayallerinin bir telafisi olarak karşımıza çıkmaktadır. "Ben yapamadım o yapsın" psikolojisiyle hareket eden ebeveynler, çocuklarını sürekli bir başarı baskısı altında tutarak aslında kendi narsisistik ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bu durumda çocuk başarılı olduğunda ailenin övünç kaynağı olurken, başarısız olduğunda ise emekleri boşa çıkaran biri olarak görülmektedir.
Eğitim Sisteminin ve Kaygının Çocuk Gelişimi Üzerindeki Etkileri
Ebeveynlerin endişelerini tamamen haksız bulmak mümkün değildir; çünkü bireysel farklılıkları göz ardı eden ve tek tip başarıyı merkeze koyan eğitim sistemi aileleri bu yöne itmektedir. Ancak bu kaygı hastalık seviyesine ulaştığında ciddi sorunlar başlar. Özellikle ileri yaşta çocuk sahibi olan, eğitimli ve mükemmeliyetçi ebeveynlerde bu durum daha sık gözlemlenmektedir.
| Kaygı Türü | Etkisi |
|---|---|
| Düşük/Orta Kaygı | Öğrenmeyi kolaylaştırır ve motivasyonu artırır. |
| Yüksek Kaygı | Öğrenmenin önündeki en büyük engele dönüşür. |
| Performans Kaygısı | Çocuğun sadece başarılıyken sevildiğini hissetmesine neden olur. |
Hayat Becerilerinden "Bütünlemeye Kalan" Yetişkinler
Çocukluğunu oyun oynamadan, sosyal ilişkiler kurmadan ve gerçek hayatın provasını yapmadan sadece masa başında geçiren çocuklar, yetişkinlikte ciddi uyum sorunları yaşamaktadır. Bu kişiler kariyerlerinde ilerleseler bile; yakın ilişki kuramama, çözüm üretememe ve düşük engellenme eşiği gibi sorunlarla karşılaşmaktadır. Danışan profillerinde sıkça görülen bu bireyler, yüksek başarıya rağmen sürekli bir başarısızlık korkusu ve kaygı içinde yaşamaktadırlar.
Başarı ve Mutluluk Arasındaki Gerçek İlişki
Başarı ve mutluluk, bir paranın iki yüzü gibidir; ancak öncelik her zaman mutluluğa verilmelidir. Gerçekte mutlu olmak için başarı değil, başarılı olmak için mutlu olmak gerekir. Yaptığı işten keyif alan birey, doğal bir motivasyonla daha iyisini yapmak ister ve bu süreç onu başarıya götürür. Araştırmalar, kendini mutlu olarak tanımlayan kişilerin daha yüksek özgüven ve eylem gücüne sahip olduğunu göstermektedir.
Ebeveynler İçin Stratejik Yaklaşımlar
Ebeveynlerin görevi çocuğu itmek veya çekmek değil, onun yetenekleri doğrultusunda önünü açmaktır. Sonuç odaklı başarıya değil, süreç odaklı gösterilen çabaya değer verildiğinde başarı zaten bir yan ürün olarak ortaya çıkacaktır. Aksi takdirde, bu yarışı sürdüremeyen çocuklarda duygusal boşluk, yalnızlık hissi ve buna bağlı olarak alkol, sigara veya oyun bağımlılığı gibi davranış bozuklukları görülebilmektedir.
Başarılı çocuklara sahip ailelerin ortak özellikleri şunlardır:
- Eğitimli ve doğru rol modellerinin bulunduğu bir çevrede yaşamak.
- Çocuklara değer vermek, koşulsuz sevgi sunmak ve her zaman yanlarında olduğunu hissettirmek.
- Alınan notlarla değil, sergilenen çalışkanlık ve azimle gurur duymak.
- Çocuğun yapamadıklarına değil, iyi yaptıklarına odaklanarak farkındalık kazandırmak.
- Başarısızlığın da başarı kadar öğretici bir süreç olduğunu kabul etmek.
- Kişisel farklılıklara uygun, gerçekçi beklentiler oluşturmak.
- Merak, disiplin ve çalışkanlığın en az zekâ kadar önemli olduğunu aşılamak.



