Amaç – Genç kız ve erkeklerin cinsellik ve gebelik konularında okul ve aile ortamlarında yeterli eğitimi alamamaları, doğru ve güvenilir internet bilgilendirme kaynaklarına ulaşamamaları, ömürleri boyunca devam edebilecek psiko-seksüel sorunlar geliştirmelerine, hem fizik hem de ruhsal sağlıklarını tehlikeye atabilecek yanlış kararlar almalarına yol açmaktadır. Sosyal medyada çok sayıda kopyalanmasını ve beğeni almasını bilginin gerçekliği için bir kanıt zanneden ve böylece sürekli yanlış bilgiye maruz kalan gençler, zamanla bunları doğru olarak anımsamakta ve doğru zannedilen yanlış bilgiler bir süre sonra gerçek doğrunun algılanmasını engellemektedir.

Doğru bilgilenme ve algılama için önce üreme organlarının anatomik yapılarının bilinmesi gerekirdi. Bu nedenle “A. KADIN İÇ VE DIŞ GENİTAL (CİNSEL) ORGAN ANATOMİSİ” bütünün giriş yazısı olarak önceden bilgilerinize sunulmuştu. Bu temel bilgileri takiben şimdi de “adet döngüsü, yumurtlama ve gebe kalma” konusunda bilgi vermeyi amaçladım.

Adet döngüsü ve yumurtlama nedir, hangi zaman aralıklarıyla olur?

Adet, adet kanaması, regl, menstruasyon, periyod, bütün bunlar kadının belirli zaman dilimlerinde yaşadıkları siklik yani döngüsel vajinal kanama dönemleridir. Bu kanamaların amacı, yumurtalıklardan salgılanan estrojen ve progesteron hormonlarının besleyerek kalınlaştırdıkları rahim içini döşeyen dokunun (endometrium) dışarıya atılması ve böylece yenilenmesinin sağlanmasıdır. Adet döngülerini düzenli yapan, yumurtlama ve yumurtalıklardan salgılanan progesteron hormonudur (Şekil 4). Eğer o ay içinde atılan yumurta, erkek spermi ile döllenip gebelik oluşturursa estrojen ve progesteron hormonlarının yapımı devam eder, böylece gebeliğin rahim içine tutunması ve beslenip büyümesi sağlanırken adet kanaması da gecikir. Adet gecikmesi, düzenli adet gören bir kadında gebeliğin ilk işaretidir. Kadında yumurtlama işlevi gerçekleşmiyorsa, o zaman salgılanan hormon, tek başına estrojendir ve bu kadınların adet döngüleri çok uzun, adet kanamaları çok geç aralıklarla olur. Özetle 21 ile 35 gün arasında düzenli adet döngüsü olan kadınlar normal şekilde yumurtlarken daha kısa ve daha uzun aralıklarla adet görenler, sağlıklı yumurtlamıyor demektir. Çoğu zaman 2-3 ay aralıklarla kanayan bu kadınlarda bir yandan gebe kalamama durumu ortaya çıkarken diğer yandan da tek başına salgılanan estrojenin etkisi ile rahim içini döşeyen doku aşırı kalınlaşır ve geciken adet kanamasını aşırı ve uzun süren bir kanama dönemi takip eder ki bu durum önemli bir sağlık sorunu oluşturur. Meme dokusunun da içinde olduğu pek çok başka doku ve organda da tek başına ve uzun süreli estrojen uyarısı, farklı hastalıklara yol açar. Hangi yaşta olursa olsun, menopoz öncesinde bile olsa, bu şekilde gecikerek olan düzensiz kanamaları kendi haline bırakmamak, olağan kabul etmemek, neden olacağı sağlık sorunlarını tedavi ile engellemek şarttır.

Adet günlerinden söz ederken hatırlatmak isterim ki daima en az 1 pedi kirletecek kadar adet kanamasının başladığı ilk gün, 1nci gün kabul edilir. Örneğin adet döngüsü 28 gün demek, kanamasız temiz kalınan süre değil, adet kanamasının başladığı ilk günden bir sonraki adet kanamasının başladığı ilk gün arasındaki süre demektir. Yumurtlama, adetin başladığı günden itibaren 14ncü gün olur bilgisi bir ezberdir ve kural değildir. Kadından kadına hatta aynı kadında aydan aya değişmek üzere yumurtlama günü 6ncı veya 7nci günler kadar erken olabileceği gibi 19, 20nci günler kadar geç de olabilir. Yumurtlama varsa adetler düzenlidir ve adet döngüsü 21 gün ile 35 gün arasında değişir, dolayısıyla yumurtlama günü de bu süreye göre öne ya da arkaya kayabilir. Daha kısa ya da daha uzun adet döngülerinde (21-35 gün dışında) yumurtlamanın olmadığını, en azından sağlıklı olmadığını kabul ediyoruz ancak 2-3 ayda bir düzensiz adet gören birisi bile tesadüfen her hangi bir gün yumurtlayabilir, hatta bu yumurta ile gebe bile kalabilir. Bunu yazmamın nedeni, “nasıl olsa adetlerim 2-3 ayda bir düzensiz oluyor, ben nasıl olsa yumurtlamıyorum, gebe de kalamam, o halde gebelikten korunmama gerek yok” düşüncesinin yanlış olduğunu bilmeniz içindir. Aynı derecede önemli olan diğer nokta, gebelik istemeyen bir kadın “nasıl olsa bebek planlamıyorum” diye düşünerek adetlerinin düzensiz aralıklarla devam etmesine izin vermemelidir çünkü tek başına salgılanan estrojen hormonu meme ve endometriumda kalınlaşmalara sebep olabilir ve bu durum bir sağlık sorunudur.

Adet döngüsüne dönecek olursak bir sonraki adet, yumurtlamadan 12-14 gün sonra başlar. Yani adetleriniz 35 günde 1 ise yumurtlama 35-12/14 gün öncesi yani 21-23ncü günlerde gerçekleşir. Yok eğer 21 günde bir adet oluyorsanız 21-12/14 günde yani 7-9ncu günlerde yumurtlama olacaktır. Özellikle adet döngüsü 21 gün gibi kısa ise adet süresince bile (6, 7. günlerde) yumurtlama olabilir. Her ne kadar erken çatlayan bu yumurta teorik olarak erkek spermi tarafından döllenebilse bile rahimin içini döşeyen endometrium dokusu adet kanaması ile döküldüğü için gebelik rahim içi dokusuna tutunamaz ve devam etmez. Sonuç olarak, gebelikten korunmak isteniyorsa adet kanamasının ilk günleri dışındaki her cinsel ilişki, gebelik için risklidir. Özetle yumurtlama günü tahmin edilerek cinsel ilişki zamanlamak çok yanlıştır, her zaman kaza gebelikleriyle sonuçlanabilir.

Yumurtlama günü öngörüsü için akıllı telefonlara indirilebilecek programlardan tutun, her sabah vücut ısısı ölçmeye, idrarda hormon ölçen kitlere kadar pek çok yöntem vardır. Ben bunların hiç birisini gerekli görmüyorum, hatta gebe kalmak isteyen kadınlarda beklenti stresi yaratarak sakıncalı bile olabileceği düşüncesindeyim. Bazı kadınlar adet kanaması bittikten sonra giderek artan miktarda yumurta akı görünüm ve kıvamında vajinal akıntı tanımlarlar. Bu akıntı, adet döngüsünün ortalarına doğru giderek artar. Akıntının en fazla ve sümüksü olduğu gün, cinsel ilişki için en uygun zamandır çünkü hemen yumurtlama öncesini gösterir. Bu akıntı devam ettiği sürece henüz yumurtlama olmamıştır ve eğer gebelik isteniyorsa ilişkilere devam etmek, aksine gebelik istenmiyorsa özellikle akıntının çok olduğu günlerde ilişkide bulunmamak gerekir. Ne zaman ki akıntı artık hissedilmez, yumurta çatlamış, 1 gün sonradan itibaren döllenme şansı kalmamış demektir. Bir kere daha hatırlatmak isterim ki pek çok kadın bu akıntının farkında bile değildir ya da başka türlü bir akıntıyı yumurtlama öncesi akıntıyla karıştırabilir. Dolayısıyla akıntıyı gözlemlemek, gebe kalmak için de gebelikten kaçınmak için de güvenilir bir gösterge değildir.

Düzenli vajinal cinsel ilişki ile ne kadar sürede gebe kalınır?

Çocuk isteyen çiftler sabırsızdırlar ve hemen gebelik oluşsun isterler. Birkaç ayda gebelik olmayınca panikleyip tıbbi yardım arayan ve bu nedenle de gereksiz işlemlere maruz kaldığı için gebe kalamayan pek çok çift vardır. Aslında çocuk isteyip de hemen birkaç ay içinde gebe kalan çift sayısı çok azdır. Gebelik öncesi deneme sürecinin 6 aya uzaması tamamen normaldir, hatta her şey normal olsa bile bu süre 1 yılı bulabilir. Çiftlerin yüzde 8’inde hiçbir sorun olmadığı halde gebeliği deneme süresi 1 yılı aşabilir de. Özellikle çok genç, yirmi yaşın altındaki kadınlarda da deneme süresinin 1 yıldan uzun olması doğal kabul edilir. Öte yandan, kadın 35 yaş üzerinde ise 6 ay deneme süresi doktora başvurmak için yeterlidir. Gebeliği engelleyen belirgin bir neden varsa, örneğin kadın adet görmüyor ya da adet döngüsü 35 günden uzun ise, erkek tıraş olmayı gerektirecek sakal uzaması tanımlamıyorsa, cinsel istek ve performans sorunları nedeniyle düzenli cinsel ilişki olamıyorsa, gebelik için deneme sürecine bile girmeden tıbbi yardım istenebilir. Cinsel ilişki sıklığının yumurtlama öncesi bir hafta içinde eşit aralıklarla 3 kez olması yeterlidir. Bu arada, her gün veya günde birden fazla ilişki sıklığının, gün aşırı ilişkiden daha yüksek bir gebelik şansı taşımayacağı da akılda tutulmalıdır. Aksine, kısa sürede gebelik olması amacıyla spermlerin daha çoğalması ve güçlenmesi için uzun süre boşalmayıp sonra eşiyle ilişkiye girme düşüncesi de yanlıştır çünkü 5 günden uzun cinsel perhiz, spermlerin yumurtayı dölleme yetisini azaltır.

Gebelik nasıl oluşur?

Bu sorunun yanıtı çok basittir. Gebelik olması için erkek spermlerinin kadının yumurtası ile karşılaşıp onu döllemesi gerekir. Bir diğer deyişle, gebelik olması için en temel ve olmazsa olmaz gereksinim, erkekle kadının vajinal cinsel ilişkide bulunması (sürtünme, oral seks, anal seks, dış ortamdan sperm bulaşması değil) yani penisin vajina içine girmesidir (Şekil 1).

Süreç ise oldukça karmaşıktır. Önce erkek vücudunda, testislerde, sperm denilen mikroskopik hücrelerin milyonlarcasının üretilmesi, spermlerin bezlerin salgıladığı sıvılarla karışıp meni sıvısını (semen) oluşturması gerekir. Kadın vajinası asidik bir ortamdır. Spermleri içeren meni sıvısı ise alkalidir ve işlevi, içindeki sperm hücrelerinin vajina asiditesinde telef olmasını önlemektir. Kadın yumurta hücreleri ise her bir adet döngüsü sürecinde hormonal uyarılarla yumurtalıklarda olgunlaşır ama sadece en iyi gelişen bir tanesi, yumurtlama ile yumurtalık dışına atılır. Fallop tüpü içine alınan yumurta, rahim yönüne doğru taşınır. Vajinal cinsel ilişkiyle meni sıvısı içinde penisten vajina içine boşalan sperm hücreleri, rahim ağzına, oradan rahim içine ve fallop tüplerine geçerek aksi yönden gelen yumurtayla fallop tüpü içerisinde karşılaşır. Sperm hücreleri içinden en sağlıklı olanının başı (erkeğin genetik yapısını içerir) yumurtanın içine girerek döllenmeyi gerçekleştirir ve böylece gebelik oluşur. Penisten boşalan sperm hücrelerinin en fazla bir haftaya yakın dölleme kapasitesi varken yumurtanın döllenebilme kapasitesi sadece 12-24 saattir. Fallop tüpü içinde döllenen yumurta yani erken gebelik ürünü, 3-4 günlük bir taşınma sürecini takiben rahim boşluğuna ulaşır ve 2-3 gün daha hazırlandıktan sonra endometrium denilen rahim içi örtüsüne yerleşerek orada büyümeye başlar (Şekil 2).