Doktorsitesi.com

Boşanma bulaşıcı mı?

Psk. Dan. Serhat Yabancı
Psk. Dan. Serhat Yabancı
17 Haziran 2012417 görüntülenme
Randevu Al
Boşanma bulaşıcı mı?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sosyal Çevrenin Evlilik Kararları Üzerindeki Etkisi

Yaşam süreci boyunca bireyler; arkadaş gruplarından, akrabalarından ve içinde bulundukları toplumun baskın kültüründen derinden etkilenirler. Özellikle iş, evlilik ve boşanma gibi hayati kararlar söz konusu olduğunda, bu sosyal etkileşim farkında olunsun ya da olunmasın çok daha belirgin bir hale gelir. Çevremizdeki değişimler, kendi ilişki dinamiklerimizi sorgulamamıza neden olan bir katalizör görevi görebilir.

Boşanmanın Bulaşıcılığı Üzerine Bilimsel Araştırmalar

Boşanmanın sosyal bir etkileşim yoluyla yayılıp yayılmadığı konusu, çeşitli akademik çalışmalarla mercek altına alınmıştır. Amerika’daki Brown Üniversitesi bünyesinde psikolog Rose McDermott tarafından 32 yıl boyunca yürütülen kapsamlı bir araştırma, çarpıcı sonuçlar ortaya koymuştur. Araştırmaya göre, yakın bir arkadaşı veya akrabası boşanan çiftlerin ayrılma ihtimallerinin %75 oranında arttığı tespit edilmiştir.

Bu durumun temelinde yatan psikolojik süreçler oldukça karmaşıktır. Boşanan bireyler, genellikle evliliklerinin veya eski eşlerinin olumsuz yönlerini hatırlama eğilimindedirler. Bu kişiler, çevrelerine verdikleri öğütlerde kendi travmatik tecrübelerini (aldatılma, şiddet veya ilgisizlik gibi) merkeze alarak telkinlerde bulunurlar. Bu durum, çevredeki bireylerde karşı cinse karşı güvensizlik ve evlilik kurumuna yönelik inançsızlık gelişmesine neden olabilir.

Türkiye’de Boşanma İstatistikleri ve Aile Faktörü

Türkiye'deki veriler de boşanma eğiliminin aile içinde ne kadar güçlü bir model oluşturduğunu kanıtlar niteliktedir. Yapılan araştırmalar, boşanma kararının sadece iki kişi arasında kalmadığını, adeta aile genetiğine işlenerek gelecek kuşakları etkilediğini göstermektedir.

CinsiyetKardeşi Boşanmış Olanların OranıAilesinde Boşanma Olanların Oranı
Kadın%53,56%36,4
Erkek%52,86%25,8

Türkiye'de boşanma üzerine gerçekleştirilen ilk resmi araştırma sonuçlarına göre, birinci dereceden akrabaların model olma oranı %50'nin üzerindedir. Ailedeki geçmiş boşanma vakaları, yeni boşanmalar için birer örnek teşkil etmekte; ailenin evlilik kurumuna bakış açısını ve psikolojik yapısını doğrudan yansıtmaktadır.

Kuşaklararası Boşanma Döngüsü ve Psikolojik Algılar

Üç kuşak boyunca boşanmış aileler incelendiğinde, boşanmanın bazen bir "rest çekiş" veya "varoluş kanıtı" olarak algılandığı görülmektedir. Bazı bireyler, boşanmış annelerine veya kardeşlerine sadakat göstermek adına kendi evliliklerini sürdürmeyi bir haksızlık olarak görebilmektedir. Bu noktada, bireylerin 10 yıllık bir evliliği sadece son 6 aydaki acı ve üzüntüye indirgeyerek genelleme yapması, sağlıklı bir analiz yapılmasını engellemektedir.

Boşanan Bireylerden Alınan Tavsiyelerin Güvenirliği

Boşanan bir kişinin objektif bir yol gösterici olabilmesi için yaşadığı süreci profesyonelce analiz etmiş olması gerekir. Aksi takdirde, evliliğinde sorun yaşayan bir birey, boşanan birinden yardım alırken şu güven sorunlarını yaşayabilir:

  • "Madem bu yöntemleri biliyordun, neden kendi evliliğinde uygulamadın?" sorusu.
  • Kişinin kendi travmalarını genellemesi (Örn: "Her erkek aldatır" veya "Her kadın ilgisizdir" iddiası).
  • Profesyonel bir otopsi yapılmadan verilen duygusal kararların yanlış yönlendirme riski.

Toplumsal Figürlerin ve Medyanın Rolü

Olay sadece yakın çevre ile sınırlı değildir; toplumsal figürlerin yaşam tarzları da evlilik algısını şekillendirir. Televizyon yüzleri, politikacılar ve yüksek statü sahibi kişilerin kolayca boşanıp evlenmesi, toplumda bu davranışa karşı bir cesaret oluşturabilir. Bireyler, "O bile boşanıyorsa, benim boşanmamın bir önemi yok" düşüncesine kapılarak evlilik kurumuna olan saygılarını yitirebilirler.

Bir Çözüm Yöntemi Olarak Boşanma

Her ne kadar olumsuz etkiler ön planda olsa da, bazı bireyler çevrelerindeki boşanmalardan ders çıkararak kendi evliliklerini korumak için daha fazla çaba sarf edebilirler. Ancak genel eğilim, sorunlarla savaşmak yerine "sıvışmayı" seçmektir. Bunun temel nedenleri şunlardır:

  • Ailelerin çocuklara yeterli sorun çözme becerisi kazandırmaması.
  • Boşanan ebeveynlerin çocuklarına çözüm odaklı bir miras bırakamaması.
  • Boşanmanın aile içinde bir "çözüm yöntemi" olarak kanıksanması.
  • Sosyal ve kültürel baskının, ailede daha önce boşanmış kişiler olduğu için azalması.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet ve Toplumsal Önyargılar

Boşanan arkadaşların "özgürlüğüme kavuştum" gibi cazip görünen ifadeleri, evliliğinde sıkıntı yaşayanlar için çekici bir kaçış yolu gibi görünebilir. Özellikle ebeveyni boşanmış çocuklar, evliliğe "bir gün bitecek" inancıyla başlayarak en küçük sorunda aşırı tepki verebilirler. Bu durum psikolojide "kendini gerçekleştiren kehanet" olarak adlandırılır; kişi farkında olmadan inandığı sonun altyapısını kendi elleriyle hazırlar.

Sonuç olarak, toplumun boşanan bireylere yönelik "vebalı" muamelesi yapması veya ahlaki yapılarını sorgulaması büyük bir önyargıdır. Boşanmak sadece bir durum değişikliğidir. Önemli olan, bireylerin her zaman doğru zamanda, doğru ve sağlıklı bir durumda kalmalarını sağlayacak bilince ulaşmalarıdır.

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Serhat Yabancı

Psk. Dan. Serhat Yabancı

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

Benzer Makaleler