Doktorsitesi.com

Biri Size Yaramaz Dese?

Klinik Psikolog Gonca Bağlar Yılmaz
Klinik Psikolog Gonca Bağlar Yılmaz
27 Nisan 2021208 görüntülenme
Randevu Al
Biri Size Yaramaz Dese?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Yaramazlık Kavramı ve Etiketlemenin Psikolojik Etkileri

Yaramaz kelimesi, Türkçede her ne kadar çocuklar için "kendisine yasaklanan şeyleri yapmakta direnen, söz dinlemeyen" şeklinde özelleşmiş olsa da, kelimenin temel anlamı bir işe yaramayan, uygun ve yararlı olmayan demektir. Çocuklar için oluşturulan bu anlam, en az temel anlamı kadar üzücü sonuçlar doğurmaktadır. Çocukları bu sıfatla etiketlediğimizde, onların zihninde işe yaramadıkları düşüncesi oluşmakta ve bu durum özsaygılarını olumsuz etkilemektedir.

Çocuk, çevresinden bu kelimeyi her duyduğunda bir işe yaramadığını düşünerek derin bir üzüntü hisseder. Kendisini ifade etmenin alternatif yollarını henüz bilmediği için, bu üzüntü haliyle ısrarlı ve olumsuz davranışlarını sürdürmeye devam eder. Bu durum, yaramazlık tanımındaki "yasaklanan şeyleri yapmakta direnme" döngüsünü besleyen temel unsurdur.

Çocuklarda Saldırgan Davranışların Kaynağı

Çocukların genellikle yaramazlık olarak tanımlanan eylemleri, aslında kızgın hissettikleri ve saldırganlık eğilimi gösterdikleri anlardır. Vurmak, kırmak ve bağırmak gibi davranışlar, çocuğun dış dünyaya sesini duyurma çabasıdır. Bu eylemler, çocuğun iç dünyasındaki karmaşanın dışa vurumu olarak kabul edilmelidir.

Çocuklar Neden İstenmeyen Davranışlarda Israr Eder?

Çocuklar, düşüncelerini ve duygularını ifade etmekte zorlandıkları anlarda normalden farklı davranışlar sergileyebilirler. Bu durumun başlıca nedenleri şunlardır:

  • Duygusal Zorluklar: Öfke veya yoğun bir sıkıntı yaşanması.
  • Rutin Değişiklikleri: Taşınma veya ebeveynlerden birinin iş sebebiyle şehir dışına çıkması.
  • Bilgi Eksikliği: Kurallara ilişkin net bir bilginin olmaması.
  • İlgi İhtiyacı: Çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgiyi ebeveynlerinden yeterince alamaması.

İstenmeyen Davranışları Önleme Stratejileri

Ebeveynlerin, çocuklardaki bu davranışları yönetebilmesi için öncelikle onların duygu değişimlerini fark etmesi gerekir. Çocukların duygularını anlamlandırmalarına ve düşüncelerini ifade etmelerine rehberlik edilmelidir.

YöntemUygulama Şekli
Duygu Yansıtma"Oyuncaklarını toplamadığın için kızgınsın, sakinleşince çözüm bulabiliriz" yaklaşımı.
Çevre DüzenlemesiUyaranların yeterli olduğu bir çevre hazırlayarak rehberlik etmek.
Çocuk Odaklı Oyunİhtiyaçları fark ederek oyun yoluyla kendini ifade etmesini sağlamak.
Duygusal Destek"Ağlama, kızma" demek yerine, duygusunu yaşamasına fırsat vermek.
Motivasyon YönetimiCeza ve ödül mekanizmasından uzak durarak iç motivasyonu korumak.

Önemli Not: Ceza, çocuğun duyarsızlaşmasına yol açarken; ödül, çocuğun iç motivasyonunu kaybetmesine neden olur. Bu nedenle her iki yöntemden de kaçınılmalıdır.

Sağlıklı Bir İletişim İçin Temel Kurallar

Çocuğunuzun en çok ilgi ve sevgiye ihtiyaç duyduğu anlar, genellikle bu sevgiyi en az hak ediyor gibi göründüğü "yaramazlık" anlarıdır. Bu kritik zamanlarda çocukla bağ kurmaya ve fiziksel temasa (dokunmaya) her zamankinden daha fazla özen gösterilmelidir.

Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken üç temel kural şunlardır:

  1. Etiketlemeden Kaçının: Suçlayıcı ve etiketleyici sıfatlar kullanmaktan uzak durun.
  2. Bireysel Kurallar Belirleyin: Kuralları çocuğun kişilik yapısına, gelişim düzeyine ve öğrenme tarzına uygun şekilde oluşturun.
  3. Uygun Ortam Sağlayın: Duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebileceği güvenli bir ortam sunun.

Etiketler

YaramazYaramazlıkYaramaz bebekYaramaz çocukYaramaz çocuk nedirYaramaz çocuklar hakkındaYaramazlık sorunmudur

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Gonca Bağlar Yılmaz

Klinik Psikolog Gonca Bağlar Yılmaz

Psk. Gonca Bağlar Yılmaz lise öğreniminin ardından İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü ta burslu kazanmış ve bölümünü 2013 yılında başarı ile tamamlayarak psikolog unvanını almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.