Beslenme ve ruhsal sağlığımız arasında bir ilişki olduğu artık yadsınamaz bir gerçek. Bununla ilgili dünyada birçok araştırmalar da yapılmakta. Özellikle 2013 yılında kurulan Uluslar arası Beslenme Psikiyatri Araştırmaları Derneği (ISNPR), ruhsal bozuklukların sadece ilaçlarla değil çeşitli beslenme tedavileriyle de önlenmeleri için çalışmalar yapmakta. Son 10 yılda yapılan araştırmalarda fiziksel ve zihinsel sağlığın bir bütün olduğu gösterilmiştir. Örneğin, sağlıklı ve dengeli beslenmeyen kişilere kıyasla, beslenmesinde tam tahıl, işlenmemiş et, sebze ve meyve gibi besinleri tüketen Avusturalya’lı kadınlarda bipolar bozukluk, depresyon veya anksiyete tanısı daha az konulmuştur.

Beslenmede yetersizliğin anksiyete, depresyon, şizofreni, bipolar bozukluk, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi hastalıkların oluşumunda rol aldığı yine birçok araştırmada gösterilmektedir. Bu da beslenme psikiyatrisinin oluşumunda rol oynamıştır. Beslenme psikiyatrisi gıda ve gıda takviyelerinin kullanımını ruhsal hastalıkların tıbbi tedavisinin yanına entegre eden bir disiplindir. Bu da tedavinin daha etkin bir şekilde başarıya ulaşmasını sağlamaktadır. Uluslar arası Beslenme Psikiyatri Araştırmaları Derneği (ISNPR), son çalışmalarında Omega 3, B-12 vitamini, amino asitler, folik asit, D-vitamini, Çinko, Magnezyum, Demir ve probiyotikler gibi beynin sağlıklı çalışmasını sağlayan besin ögelerinin akıl sağlığı için de olumlu etkileri olabileceğini bildirmektedirler. Yine yapılan çalışmalarda çinko, magnezyum, omega-3, B-vitaminleri ile D vitamini takviyelerinin insanların ruh halini iyileştirmelerine ve Alzheimer hastalarının zihinsel kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olabileceği gösterilmiştir.

Beyindeki serotonin sentezi besinlerde bulunan ve bir amino asit olan triptofan varlığına bağlıdır. Serotonin eksikliğinde depresyon belirtileri artabilmektedir. Protein bakımından zengin karbonhidrattan fakir bir diyet (dukan diyeti, protein diyetleri gibi diyetler) beyinde serotonin sentezini azaltırken, karbonhidrattan zengin proteinden fakir bir diyet ise serotonin sentezini artırır. Yüksek karbonhidrat içerikli gıdaların tüketimi beyindeki serotonin seviyesini yükselterek kişinin ruh halini iyileştirmektedir. Ancak diyette karbonhidratlar basit şeker, hamur işi gibi besinlerden oluşmamalıdır. Karbonhidratlar daha ziyade sebze, meyve ve tam tahıllı besinlerden oluşmalıdır. Yeni Zellanda’da genç erişkinlerde karbonhidrat tüketimini araştıran bir çalışmada, meyve-sebzelerin bol miktarda tüketildiği bir diyet uygulayan katılımcılar daha sakin, daha mutlu ve enerjik hissettiklerini bildirilmişlerdir.

Magnezyum, birçok insan tarafından günlük beslenme ile yetersiz alınmaktadır. Depresyonlu kişilere magnezyum sitrat takviyesi verildiğinde belirgin bir iyileşme olduğu ve magnezyum sitrat takviyesinin kesilmesi ile de iyileşmenin durduğu bildirilmiştir. Magnezyum eksikliğinin oluşmaması için, badem, ceviz, fındık gibi kuru yemişler, nohut, fasulye, mercimek ve börülce gibi baklagiller, domates, kereviz, ıspanak, soğan ve marul gibi sebzeler, incir, üzüm, hurma, avokado ve muz gibi meyveler, buğday, yulaf, çavdar gibi tahıllar ve tüm tahıllı ekmekler, ay çekirdeği ve kabak çekirdeği gibi tohumlar diyette yeterli miktarda tüketilmelidir.

Omega 3 yağ asitleri, merkezi sinir sistemi gelişimi ve fonksiyonu için çok önemlidir. Yine yapılan çalışmalar eksikliğinin bilişsel gerilemeye, anlama kapasitesinde düşmeye ve düşük ruh haline sebep olduğunu göstermiştir. Omega 3 yağ asidi, yağlı balıklarda, ceviz, badem, keten tohumu ve yeşil yapraklı sebzelerde bolca bulunmaktadır.

Folik asitte anksiyete, unutkanlık, zihinsel yorgunluk durumlarında etkili bir vitamindir. Marul, ıspanak, kuşkonmaz, şalgam, maydonoz, lahana, brokoli, portakal, karnabahar, pancar, mercimek gibi besinler diyette mutlaka olmalıdır. Özellikle yaşlı erişkinlerde düşük folik asit ve B-12 vitamini düzeyi ile depresyon arasında bir ilişki olduğu çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir.

D vitamini de insanların ruh halini iyileştirmede, kaygı ve depresyonlarını hafifletmede büyük öneme sahiptir. Eksikliğinde mutlaka doktor kontrolünde takviye alınmalıdır. Çünkü vücutta fazlası toksik etki yaratır.

Son olarak bu besinlerin ve takviyelerinin yanında özellikle kişilerin ruhsal durumlarında ve hastalıklarında büyük etkisi olan probiyotiklerden de bahsetmeden geçmemek gerekir. Sindirim sistemi için faydalı canlı bakteriler olan probiyotiklerin zihinsel sağlığın iyileştirilmesindeki rolü araştırılmış, günlük olarak alınan probiyotik takviyesi ile depresyon ve anksiyete düzeyindeki azalmanın kayda değer bir düzeyde olduğu saptanmıştır.

Görüldüğü üzere yeterli ve dengeli beslenme ruhsal sağlığımız ile doğrudan orantılıdır. Yani beynimiz beslenmemize bağlı olarak çalışır. Sonuç olarak dengeli beslenme psikiyatride çok büyük bir önem taşımaktadır.

SAĞLIKLA KALIN……


Balıkesir Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!