Doktorsitesi.com

BEN NEDEN DEVAMLI AÇIM?

Prof. Dr. Cemalettin Camcı
Prof. Dr. Cemalettin Camcı
2 Ağustos 20171393 görüntülenme
Randevu Al
BEN NEDEN DEVAMLI AÇIM?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Beslenme Tercihlerinin Açlık Üzerindeki Etkisi

Şekerli gıdalar, şekerli içecekler ve hamur işi tarzı yiyecekler vücuda uzun süreli enerji sağlamazlar. Bu tür besinlerin tüketilmesi, vücudun kısa sürede yeniden acıkmasına neden olur. Enerji verimliliğini artırmak ve tokluk süresini uzatmak için liften zengin sebze ve meyveler, sağlıklı yağlar içeren somon, fındık, ceviz gibi besinler ile protein yönünden zengin yumurta, fasulye ve ızgara tavuk tercih edilmelidir.

Gıda KategorisiÖrneklerEtkisi
Hızlı KarbonhidratlarPasta, börek, şekerli içeceklerKısa süreli enerji, hızlı acıkma
Lifli GıdalarSebzeler, meyvelerUzun süreli tokluk, sindirim desteği
Sağlıklı YağlarSomon, fındık, cevizEnerji verimi, bağışıklık desteği
ProteinlerYumurta, fasulye, ızgara tavukYüksek tokluk hissi, kas koruması

Stres, Hormonlar ve Susuzluk Faktörü

Stresin metabolizma üzerindeki etkisi oldukça yüksektir ve stres kaynağı ne olursa olsun vücutta adrenalin salınımının ani artışıyla karakterize edilir. Stres durumu süreklilik kazandığında, yerini kortizol hormonuna bırakır. Bu hormonun hakimiyeti altında kişinin yeme isteği belirgin şekilde artar; ancak stres faktörü ortadan kalktığında bu durum normale döner.

Bazen vücudun susuz kalması da açlık hissiyle karıştırılabilir. Bu gibi durumlarda öncelikle su içmek faydalıdır; eğer su içilmesine rağmen açlık devam ediyorsa vücudun gerçek bir besin ihtiyacı olduğu söylenebilir. Yemeklerden önce su içmek, daha az porsiyonla doyulmasına yardımcı olan etkili bir yöntemdir.

İnsülin Mekanizması ve Yağ Depolama Süreci

Şeker veya nişasta içeriği yüksek gıdalar tüketildiğinde, mide ve bağırsaklardan kana çok hızlı bir şeker geçişi gerçekleşir. Bu süreçte pankreas, şekerin hücre içine girmesini sağlamak amacıyla insülin salgılar. Ancak bu salınım ihtiyaçtan fazla olduğunda kan şekeri süratle düşer ve kişi kısa sürede yeniden acıkır.

Vücut yüksek şekerli ve kalorili gıdalar aldığında, kullanılmayan fazla şeker yağa dönüştürülerek depolanır. Bu nedenle diyetten yağı tamamen kısıtlamak kilo vermeyi sağlamadığı gibi, vücut tarafından üretilemeyen esansiyel yağ asitlerinin eksikliğine yol açar. Bu eksiklik bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara, özellikle de grip gibi hastalıklara karşı vücudu savunmasız bırakır. Dolayısıyla asıl çözüm, fazla karbonhidrat tüketiminin azaltılmasıdır.

Tıbbi Bir Durum Olarak Aşırı Açlık: Polifaji ve Diyabet

Sağlık profesyonelleri tarafından polifaji olarak adlandırılan aşırı açlık nedeniyle çok yemek yeme durumu, diyabetin (şeker hastalığı) temel belirtilerinden biridir. Bu hastalıkta, alınan gıdanın vücut tarafından yakıta dönüştürülmesinde sorun yaşanır. Hastalığın başlangıç döneminde, alınan gıdalar kullanılamadığı ve vücut kendi proteinlerini (kas dokusunu) yakmaya başladığı için kilo kaybı görülebilir.

Kan şekeri yüksek olduğunda kanın akışkanlığı değişir, dokulardaki su damar içine çekilir ve bu sıvı böbrekler yoluyla atılır. Bu durum şeker hastalarının sık idrara çıkmasına ve halsiz, bitkin hissetmesine neden olur. Ayrıca kan şekerinin aniden düştüğü hipoglisemi durumlarında görülen soğuk terleme ve aşırı şekerli gıda tüketme isteği de obezitenin önemli nedenleri arasındadır.

Yemek Yeme Alışkanlıkları ve Çevresel Tetikleyiciler

Hızlı yemek yeme alışkanlığı obeziteyi tetikleyen unsurların başında gelir. Yemek süresini 20 dakikaya yaymak, lokmaları çok çiğnemek ve küçük lokmalar almak, yemekten alınan hazzı artırırken daha az besinle doyulmasını sağlar. Bilimsel çalışmalar, benzer kaloride olmalarına rağmen fırınlanmış patatesin kızartmaya göre daha yüksek bir tokluk göstergesi sunduğunu kanıtlamıştır.

Günümüzde görsel ve işitsel uyaranlar da açlık hissini tetikleyebilmektedir. Televizyondaki bir dondurma görüntüsü gibi subliminal (bilinçaltı) mesajlar, kişinin kan şekeri seviyesinden bağımsız olarak tüketime yönelmesine neden olur. Özellikle çocukluk çağı obezitesinde bu tür dış tetikleyicilere ve ürün yerleştirme uygulamalarına karşı dikkatli olunmalıdır.

Psikolojik Durum, Uyku Düzeni ve İlaç Kullanımı

  • Emosyonel Durum: Ruh halindeki değişiklikler (halet-i ruhiye) kimi insanlarda aşırı yemeye, kimilerinde ise iştahsızlıktan kesilmeye yol açar. Stres ve endişe kaynaklı yeme bozukluklarında tıbbi destek alınmalıdır.
  • Tiroid Yanılgısı: Birçok kişi kilo problemini tiroidin az çalışmasına bağlasa da, klinik pratikte bu durum hastaların sadece küçük bir kısmında asıl nedendir.
  • İlaç Etkileri: Özellikle depresyon, anti-psikotik ve kortizol içerikli ilaçlar açlık hissini tetikleyebilir. Bu durumda ilaç kullanımı doktor kontrolünde yönetilmelidir.
  • Sirkadiyen Ritim: Gece geç saatlerde yemek yemek vücudun doğal dengesini bozarak gıdaların direkt yağ olarak depolanmasına neden olur.

Sağlıklı bir yaşam için akşam yemeği saati erkene çekilmeli ve vücudun gece boyunca kendini tamir edebilmesi için kaliteli bir uyku düzeni oluşturulmalıdır.

Etiketler

Yeme alışkanlığıKan şekeriİnsülinStressGece uykusu önemi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cemalettin Camcı

Prof. Dr. Cemalettin Camcı

Prof. Dr. Cemalettin Camcı,1968 yılında doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde,1985 yılında başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak, 1991 yılında tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise 1992-1998 yılları arası Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur. Uzmanlık eğitimi sırasında Norveç Hükümeti ile Türk Hükümeti arasındaki Kültürel Değişim Anlaşması çerçevesinde verilen bursu kazanarak Norveç’in tek transplantasyon merkezi olan Rikshospitalet-Oslo’da 1995 yılında 4 ay süreyle çalışmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.