Doktorsitesi.com

Aşırı kusmalar (hiperemesis)

Op. Dr. Lalehan Kutlay
Op. Dr. Lalehan Kutlay
1 Nisan 2015226 görüntülenme
Randevu Al
  • Gebelikte bulantı ve kusma genellikle 12-14. haftalar arasında sona eren hormonal bir süreçtir ve ağır vakalar dışında bebeğin gelişimine zarar vermez.
  • Kusmaların beslenmeyi imkansız hale getirdiği 'hiperemesis gravidarum' tablosunda, genetik yatkınlık, hormonal değişimler ve psikolojik faktörler önemli rol oynar.
  • Tedavi sürecinde hastaneye yatış gerekebilir; bu aşamada damar yoluyla sıvı, elektrolit ve vitamin takviyesi yapılarak hastanın beslenme düzeni kademeli olarak yeniden oluşturulur.
Aşırı kusmalar (hiperemesis)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gebelikte Bulantı ve Kusma: Erken Dönem Belirtileri ve Süreç

Erken gebelik döneminde bulantı ve kusma, anne adaylarının yarısından fazlasında görülen ve adeta gebeliğin doğal bir parçası kabul edilen olgulardır. Genellikle sabah saatlerinde yoğunlaşan bu şikayetlere, koku hassasiyeti de sıklıkla eşlik eder. Bazı anne adayları, günlük rutinleri olan diş fırçalama veya el sabunlama gibi işlemlerden bile bu hassasiyet nedeniyle rahatsızlık duyabilmektedir.

Kendine özgü bir seyri olan bu durum, genellikle 12. haftadan itibaren azalmaya başlar ve 14. hafta civarında tamamen kaybolur. Ancak hamilelerin küçük bir kısmında bu tablo daha ağır seyredebilir. Sıvı ve besin alımının imkansız hale geldiği durumlarda, anne sağlığını korumak adına serum desteği ile sıvı, tuz ve gerekli besin maddelerinin takviyesi zorunlu hale gelebilmektedir.

Gebelik Kusmalarının Nedenleri ve Hormonal Etkiler

Gebelik kusmalarının kesin nedeni tam olarak belirlenememiş olsa da, temel sorumlu olarak Koryonik Gonadotropin (HCG) hormonu gösterilmektedir. Bu hormonun kandaki düzeyindeki artış ve azalışlar, genellikle bulantı ve kusmaların şiddetiyle paralellik gösterir.

Bulantıların şiddeti ve seyri hakkında bilinmesi gereken önemli noktalar şunlardır:

  • Her hamilelikte bulantıların ortaya çıkış şekli farklılık gösterebilir.
  • Aynı annenin farklı gebeliklerinde bulantı şiddeti tamamen farklı olabilir.
  • Bulantıların özelliklerine bakarak bebeğin cinsiyeti veya gebeliğin gidişatı hakkında yorum yapmak bilimsel olarak mümkün değildir.
  • Çok ağır vakalar dışında, annenin yeterli beslenememesi bebeğe zarar vermez; bu nedenle yersiz endişeye kapılmamak gerekir.

Emesis ve Hiperemesis Gravidarum Nedir?

Tıp literatüründe gebelik bulantıları 'emesis gravidarum' olarak adlandırılır. Eğer kusmalar kabul edilebilir düzeyin üzerine çıkarsa, bu tabloya 'hiperemesis gravidarum' denir. Bu duruma bazen aşırı tükürük salgısı ve yutma zorluğu da eşlik ederek süreci daha rahatsız edici kılabilir.

Hiperemesis Gravidarum Risk Faktörleri

Bazı durumlarda ve kişilerde hiperemesis görülme olasılığı daha yüksektir. Bu risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:

Risk GrubuAçıklama
Hormonal NedenlerÇoğul gebelikler ve mol gebeliği gibi HCG düzeyinin çok yüksek olduğu durumlar.
Kişisel GeçmişTaşıt tutması olanlar veya doğum kontrol hapı kullanımında bulantı yaşayanlar.
Genetik YatkınlıkAilesindeki kadınlarda hiperemesis öyküsü bulunanlar.
Psikolojik FaktörlerGebeliği kabullenmekte zorlanan, yoğun endişe yaşayan veya aile/iş hayatında sıkıntıları olanlar.

Tedavi Yöntemleri ve Hastaneye Yatış Süreci

Ağızdan alınan ilaç tedavisine rağmen kusması durmayan ve beslenme sorunu yaşayan hastaların hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi en uygun yaklaşımdır. Tedavinin temel amacı, kaybedilen sıvı, tuz ve vitaminlerin yerine konulmasıdır.

Uygulanan tedavi protokolü genellikle şunları içerir:

  1. Sıvı Desteği: Damar yoluyla sıvı ve elektrolit takviyesi yapılır.
  2. Vitamin Takviyesi: Verilen sıvı içerisine genellikle B6 ve B12 vitaminleri eklenir.
  3. İlaç Tedavisi: Bulantı giderici ilaçlar kalçadan veya serum yoluyla verilir.
  4. Beslenme Düzeni: Bulantı kesilene kadar ağızdan beslenme durdurulur; ardından kademeli olarak 'hiperemesis diyeti' uygulanır.

Çoğu hasta 2-3 günlük bir tedavi süreciyle hızla düzelerek taburcu edilir. Ancak dirençli vakalarda, hastanın loş bir odada dinlendirilmesi, ziyaret yasağı ve sedasyon uygulanması gerekebilir. Çok nadir ve ağır durumlarda ise total parenteral nutrisyon (TPN) adı verilen, tamamen damar yoluyla beslenme yöntemi tercih edilmektedir.

Yazar Hakkında

Op. Dr. Lalehan Kutlay

Op. Dr. Lalehan Kutlay

Op. Dr. Lalehan KUTLAY, 1966 yılında İzmir'de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimini Bornova Anadolu Lisesi'nde bitirdikten sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1989 yılında tamamlamış ve tıp doktoru unvanı almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.