Doktorsitesi.com

Araknoid Kist Hakkında

Doç. Dr. Kenan Kıbıcı
Doç. Dr. Kenan Kıbıcı
31 Temmuz 20172868 görüntülenme
Randevu Al
  • Araknoid kistler, beyin ve omuriliği çevreleyen araknoid zarda oluşan içi sıvı dolu keselerdir ve kafa içi oluşumların yaklaşık %1'ini oluşturur.
  • Büyük çoğunluğu doğumsal nedenlerle ortaya çıkan bu kistler, erkek çocuklarda daha sık görülürken kafa travmaları veya enfeksiyonlar sonucu da gelişebilir.
  • Tanısı BT veya MR ile konulan kistlerin tedavisi tipine göre değişmekte olup, küçük kistler takip edilirken büyük ve nöbete yol açan kistler cerrahi müdahale gerektirir.
Araknoid Kist Hakkında
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Araknoid Kist Nedir?

Araknoid zar, beyin ve omuriliği çevreleyen, hayati öneme sahip ince bir zardır. Mikroskobik incelemelerde örümcek ağına benzeyen yapısı nedeniyle, ismini Eski Yunanca’da "örümceğe benzer" anlamına gelen "araknoid" kelimesinden almıştır. Araknoid kistler ise bu zarın bulunduğu her bölgede gelişebilen, içi sıvı dolu oluşumlardır.

Kafa içi yer kaplayan oluşumların yaklaşık %1’ini araknoid kistler oluşturmaktadır. Tıbbi literatürde ve otopsi raporlarında bu kistlerin görülme oranı 1/1000 olarak kaydedilmiştir. Bu veriler, kistlerin nadir fakat klinik olarak dikkatle takip edilmesi gereken oluşumlar olduğunu göstermektedir.

Görülme Sıklığı ve Demografik Özellikler

Araknoid kistler genellikle yaşamın ilk yirmi yılında, yani 20 yaş öncesinde belirti verme eğilimindedir. Cinsiyet dağılımına bakıldığında, erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla 2-3 kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Avrupa’da gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırmaya göre, bu kistlerin klinik belirti verme yaşı ortalama 6 olarak belirlenmiştir.

Araknoid Kistler Nasıl ve Ne Zaman Oluşur?

Araknoid kistlerin büyük bir çoğunluğu doğumsal (konjenital) kökenlidir. Hamileliğin 15. haftasından itibaren, araknoid zar altında beyin omurilik sıvısı (BOS) dolaşmaya başlar. Bu süreçte zarın ikiye ayrılması ve bölgede sıvı birikmesi sonucunda kist oluşumu tetiklenebilir.

Doğumsal nedenlerin yanı sıra, kistlerin oluşumunda dış faktörler de rol oynayabilmektedir. Daha düşük bir oranda görülse de kist gelişimine neden olan diğer etkenler şunlardır:

  • Kafa travmaları (düşme, kaza veya darp sonucu),
  • Beyin iltihabi hastalıkları (enfeksiyonlar sonrası).

Belirtiler ve Tanı Yöntemleri

Araknoid kistlerin teşhisinde günümüzde modern görüntüleme tekniklerinden yararlanılmaktadır. Tanı süreci genellikle Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) yöntemleri ile kesinleştirilir. Kistlerin en sık görülen klinik belirtileri ise şunlardır:

  1. Şiddetli baş ağrısı,
  2. Sara (epilepsi) nöbetleri,
  3. Bazı durumlarda ise hiçbir belirti vermeden, farklı bir nedenle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen saptanma.

Araknoid Kist Tedavi ve Takip Süreci

Tedavi protokolü, kistin tipine ve hastada oluşturduğu şikayetlere göre değişkenlik gösterir. Kistler, özelliklerine göre şu şekilde sınıflandırılır ve tedavi edilir:

Kist TipiTedavi YaklaşımıKlinik Durum
Tip I KistlerGözlem ve TakipNadiren cerrahi müdahale gerektirir; düzenli BT veya MR kontrolü yapılır.
Tip II ve III KistlerCerrahi MüdahaleGenellikle daha büyüktür ve sara (epilepsi) nöbetlerine neden olur.

Özellikle travma durumlarında (trafik kazası, düşme vb.) kist içine veya beyin ile dura mater (beynin kalın zarı) arasına kanama riski bulunmaktadır. Bu gibi komplikasyonlar, cerrahi müdahale kararında kritik rol oynamaktadır.

Etiketler

Araknoid kist tedavisiAraknoid kist belirtileriAraknoid kist tanısı

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Kenan Kıbıcı

Doç. Dr. Kenan Kıbıcı

Doç. Dr. Kenan KIBICI, Karabük'te doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ni başarıyla tamamlayarak 1990 yılnda Deniz Tabip Teğmen olarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, yine Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde tamamlamış ve 1999 yılında Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı olmuştur. Aynı klinikte 6 yıl Baş Asistan olarak görev yapmış ve bu süre içerisinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi / Ankara Mikrocerrahi Merkezinde ve yurtiçi ve dışı çeşitli merkezlerde Mikroşirürji eğitimi almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.