Doktorsitesi.com

Anksiyete (sıkıntı, huzursuzluk, gerginlik)

Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu
Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu
23 Mayıs 2016759 görüntülenme
Randevu Al
Anksiyete (sıkıntı, huzursuzluk, gerginlik)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Anksiyete ve Günümüzdeki Etkileri

Anksiyete; huzursuzluk, gerginlik, kaygı ve endişe gibi duygularla kendini gösteren, çağımızın en temel psikolojik sorunlarından biridir. Birçok birey, içinden çıkamadığı ve çoğu zaman nedenini tam olarak saptayamadığı bir sıkıntı haliyle mücadele etmektedir. İnsan zihni, doğası gereği belirsizliklerden ve nedeni bilinmeyen durumlardan huzursuzluk duyar. Bu duygusal karmaşayı anlamlandırmak için yaşadıklarımızı çevremize, iş hayatımıza, ilişkilerimize veya ekonomik koşullarımıza bağlama eğilimi gösteririz.

Gelecek Kaygısı: Henüz Yaşanmamış Zamanın Yükü

Yaşanan yoğun sıkıntının temel kaynağı genellikle gelecek kaygısı şemsiyesi altında toplanmaktadır. Bu durumun en büyük nedeni, bugünden gelecek hakkında yapılan olasılık hesapları ve henüz gerçekleşmemiş olaylar üzerine verilen kesin hükümlerdir. İnsanoğlunun geleceği bilme yetisi olmamasına rağmen, çoğu zaman geleceği biliyormuş gibi davranması anksiyeteyi tetikleyen ana unsurdur.

Gelecek kaygısının mekanizması şu şekilde işler:

  • Gelecekte yaşanmasından korkulan olayın duygusu bugünden yaşanır.
  • Halk arasında "doğmamış çocuğa don biçmek" olarak tabir edilen, kesinliği olmayan durumlar üzerine varsayımlar kurulur.
  • Mutlu olma olasılığı yerine, mutsuz olma ihtimali üzerine odaklanılarak mevcut huzur bozulur.

Şimdiki Zamanın Önemi ve Kontrol Gücü

Bugün ve şu an, üzerinde gerçek anlamda kontrol sahibi olduğumuz tek zaman dilimidir. Şimdiki zaman; karar verebileceğimiz, üretebileceğimiz, sevebileceğimiz ve enerjimizi olumlu yönde kullanabileceğimiz bir alandır. Gelecek ise henüz yaşanmamıştır ve ne getireceği tam olarak bilinemez. Henüz yaşanmamış bir zaman dilimi için zihni sürekli meşgul etmek, bireyin enerjisini hızla tüketerek bugünün verimliliğini düşürür.

Zaman DilimiKontrol DurumuDuygusal Etki
Şimdiki ZamanTam KontrolÜretkenlik ve Mutluluk
GelecekBelirsizKaygı ve Huzursuzluk

Kaygı Düzeyini Azaltmak İçin Akılcı Yaklaşımlar

Gelecek için plan yapmak son derece doğaldır; ancak bu planların dışsal nedenlerle aksama olasılığını kabullenmek, sıkıntı düzeyini minimize eder. İnsan, bugünü sağlıklı bir şekilde değerlendirdiğinde aslında geleceğe yönelik en olumlu adımları da atmış olur. Duygusal tepkileri yaşanılan an için ortaya koymak ve enerjiyi doğru kullanmak, rahatlamanın anahtarıdır.

Profesyonel Yardım ve Sosyal Çevre

Unutulmamalıdır ki kaygı bulaşıcıdır. Kaygı düzeyi yüksek bireyler, kendi endişelerini haklı çıkarmak adına çevrelerindekileri de farkında olmadan bu sürece dahil edebilirler. Bu nedenle, sıkıntıların kimlerle paylaşıldığına dikkat edilmelidir. Eğer kişi kendi başına bu durumun üstesinden gelemiyorsa, süreci daha fazla zorlaştırmadan bir profesyonel yardım almalıdır.

Sıkıntıdan uzak ve şimdinin değerini bildiğiniz günler dilerim.

Psikiyatrist Necati Çobanoğlu

Etiketler

AnksiyeteKaygı bozukluklarıHuzursuzluk nedenleriAnksiyete neden olurSıkıntı ile nasıl başedilirAnksiyete neden olur?

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu

Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu

Uzm. Dr. Necati Çobanoğlu, Erzincan’da 1970 yılında dünyaya gelmiştir. İlköğretim ve lise öğrenim hayatını Erzincan'da tamamlamıştır ve ardından 1996 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Tıp Fakültesi’nden mezun olarak tıp doktoru unvanı almıştır. GATA Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nde 1998 yılında  başlamış olduğu ihtisas eğitimini 2002 yılında tamamlamış ve uzmanlığını almıştır. Uzmanlık eğitimi sırasında  hipnoz eğitimi de almış ve tezini de Hipnotik İndüksiyon Profilinin Türkçe Geçerlilik ve Güvenirlik Çalışması üzerine yapmıştır. Ayrıca Posttravmatik stres bozukluğu ve dissosiyatif bozukluklarla ilgili çalışmalar da yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.