Doktorsitesi.com

Anksiyete Nedir? Ne Değildir?

Klinik Psikolog Pelin Gülbayrak
Klinik Psikolog Pelin Gülbayrak
1 Ekim 2019291 görüntülenme
Randevu Al
Anksiyete Nedir? Ne Değildir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Anksiyete Nedir? Temel Kavramlar ve Tanımı

Anksiyete, halk arasında yaygın olarak kaygı kelimesiyle ifade edilmektedir. Birçok bireyin hayatının belirli dönemlerinde deneyimlediği bu durum; korku, endişe veya geleceğe yönelik yoğun bir huzursuzluk hissi olarak tanımlanır. Anksiyete genel bir şemsiye terim olup, kişinin günlük yaşamını ve psikososyal dengesini doğrudan etkileyebilen çeşitli alt türlere ayrılmaktadır.

Anksiyete bozuklukları, klinik çerçevede şu başlıklar altında sınıflandırılmaktadır:

  • Özgül fobiler
  • Panik bozukluk
  • Sosyal kaygı
  • Yaygın anksiyete bozukluğu
  • Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)
  • Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)

Anksiyetenin Birey Üzerindeki Etkileri

Anksiyöz belirtiler gösteren bireyler, yaşadıkları yoğun kaygıyı genellikle baş edemeyecekleri bir yük olarak değerlendirirler. Bu durum, kişiyi psikososyal zorlanmalara, kişilerarası ilişkilerde ciddi sorunlara ve toplumsal yaşamda çeşitli güçlüklerle karşılaşmaya itebilir. Kaygının düzeyi, bireyin işlevselliğini belirleyen en temel faktördür.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu ve DSM-5 Tanı Kriterleri

DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) kriterlerine göre, bir kişiye Yaygın Anksiyete Bozukluğu tanısı konulabilmesi için belirli şartların oluşması gerekir. Bu kriterler şunlardır:

  1. Süre ve Yoğunluk: En az altı aylık bir sürenin çoğu gününde, iş veya okul başarısı gibi çeşitli olaylar hakkında aşırı kaygı ve kuruntu (kaygılı beklenti) mevcuttur.
  2. Denetim Güçlüğü: Kişi, yaşadığı bu kuruntuları kontrol altına almakta veya durdurmakta zorluk çeker.
  3. Belirgin Sıkıntı: Kaygı ve bedensel belirtiler; toplumsal, mesleki veya diğer önemli işlevsellik alanlarında klinik açıdan belirgin bir düşüşe neden olur.

Eşlik Eden Fiziksel ve Zihinsel Belirtiler

Tanı konulabilmesi için aşağıdaki altı belirtiden en az üçünün (son altı ayın çoğu gününde) mevcut olması gerekmektedir:

Belirti TürüAçıklama
HuzursuzlukDinginleşememe, gerginlik veya sürekli diken üzerinde olma hissi.
YorgunlukÇok çabuk ve kolay yorulma hali.
Odaklanma SorunuKonsantrasyon güçlüğü çekme veya zihnin aniden boşalması.
İrritabiliteKolay kızma ve çabuk öfkelenme durumu.
Kas GerginliğiVücutta belirgin kas sertliği ve gerginlik.
Uyku BozukluğuUykuya dalma/sürdürme güçlüğü veya dinlendirmeyen uyku.

Önemli Not: Bu bozukluk; herhangi bir maddenin (ilaç veya kötüye kullanılan maddeler) ya da genel bir tıbbi durumun (örneğin hipertiroidi) fizyolojik etkilerine bağlanamaz ve başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

Anksiyete Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Anksiyete hakkında toplumda oluşan yanlış algıları düzeltmek, tedavi süreci için kritiktir. İşte anksiyete hakkında bilinmesi gereken gerçekler:

  • Ömür boyu sürmez: Anksiyete, uygun tedavi yöntemleriyle gerileme gösteren bir durumdur.
  • Yok edilmesi hedeflenmez: Kaygı, insan hayatı için gereklidir. Tedavide amaç anksiyeteyi tamamen yok etmek değil, sağlıklı bir düzeye indirmektir.
  • Akıl hastalığı değildir: Anksiyete bir akıl hastalığı değil, bir psikososyal zorlanmadır.
  • Ölümcül değildir: Anksiyetenin sonu ölümle sonuçlanmaz.
  • Panik Atak ve Panik Bozukluk farklıdır: Her geçirilen panik atak, panik bozukluk tanısı konulacağı anlamına gelmez.

Tedavi Yöntemleri ve Yaklaşımlar

Anksiyete bozukluğu, profesyonel destekle yönetilebilir bir durumdur. Tedavi planı, anksiyetenin düzeyine göre belirlenir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), bu alandaki en etkin tedavi ekollerinden biri olarak kabul edilir.

Tedavi süreci hem psikiyatrik ilaçlar hem de psikoterapi eşliğinde yürütülebilir. Unutulmamalıdır ki; madde kullanımı anksiyete bozukluğunu artırabilirken, travma sonrası dönemlerde yoğun anksiyete ve depresyonun birlikte görülmesi olağan bir durumdur.

Etiketler

AnksiyeteAnksiyete nedenleriAnksiyete bozukluğu belirtileriAnksiyete ve stresAnksıyete buzukluğuAnksiyete düzelirmiAnksiyete semptomlarıAnksiyete tedavisiAnksiyete belirtileriAnksiyete ve belirtileriAnksiyetenin belirtileriAnksiyete bozukluğunun belirtileriAnksiyete bozukluğun belirtileriAnksiyete hastalığı belirtileri

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Pelin Gülbayrak

Klinik Psikolog Pelin Gülbayrak

Uzm. KI. Psk. Pelin Gülbayrak lisans eğitimini Ufuk Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde tamamlamıştır. Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını Beykent Üniversitesi’nde tamamlamayarak Klinik Psikolog unvanını almıştır.

Kısa Süreli Çözüm Odaklı Psikoterapi, Alkol ve Madde Bağımlılığı,Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Kabul ve Kararlılık Terapisi, Ölüm ve Yas üzerine eğitim almış ve çalışmalarına devam etmektedir. Çift ve Aile Terapisi eğitimlerini tamamlamış olup danışanlarına bu alanda da hizmet vermektedir. 

Dikkat, hafıza, algılama, bellek gibi işlevleri ölçen Nöropsikolojik Testleri uygulama alanında yetkindir. Yetişkinler için uygulanan MMPI-Çok Yönlü Kişilik Envanteri ve TAT-Tematik Algı Testi yapmaktadır. Çocuk değerlendirmede kullanılan; Bender Gestalt Görsel Motor Algı Testi, CAT-Çocuklar için Tematik Algı Testi, Goodenough Harris Bir İnsan Çiz Testi, Catell 2A Zeka Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, AGTE- Ankara Gelişimsel Tarama Envanteri, Gessel Gelişim Figürleri, Peabody Resim-Kelime Birleştirme Testi, Louissa Duss Psikanalitik Hikayeler Testi ve Benton Görsel Bellek Testleri’ni çocuklarla yaptığı seanslarda uygulamaktadır.

Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yetişkin ve ergen servisinde konsültasyonlarına katılmış olup Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi'nde psikoloji ünitesinde hasta vizitlerine katılmıştır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış bireylerle çalışmış, Bilişsel Davranışçı Terapi ekolüne bağlı olarak sosyal fobi grubunda co-terapist olarak görev almıştır.
 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.