Doktorsitesi.com

Anksiyete ile baş etme yolları.

Uzm. Psk. Uğur Kartum
Uzm. Psk. Uğur Kartum
2 Şubat 2021203 görüntülenme
Randevu Al
Anksiyete ile baş etme yolları.
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) Nedir?

Anksiyete, bir diğer adıyla kaygı bozukluğu, bireyin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilen psikolojik bir rahatsızlıktır. Günlük hayatın akışı içerisinde ara sıra endişe duymak veya gelecek ile ilgili maddi-manevi kaygılar yaşamak oldukça olağan bir durumdur. Ancak bu kaygı hali dozunda bir aşırılık barındırıyorsa, bu noktada tıbbi bir hastalıktan söz etmek mümkündür.

Anksiyete bozukluğu olan kişilerde, günlük durumlara karşı yoğun, sürekli devam eden bir endişe ve korku hali hakimdir. Bu durum bazen aniden ortaya çıkan panik atak krizleri ile de kendini gösterebilir. Kontrol edilmesi ve yönetilmesi oldukça güç olan bu aşırı endişe hali, bireyin günlük aktivitelerini sürdürmesini sekteye uğratır.

Anksiyete Belirtileri ve Seyri

Kaygı bozukluğunun belirtileri genellikle çocukluk ve gençlik yıllarında ortaya çıkmaya başlar. Bu süreç yetişkinlik dönemine kadar devam edebilirken, yetişkinlik döneminin ardından azalma eğilimi gösterebilir. Toplumun yaklaşık %18’i bu problemden muzdariptir ve şiddeti arttıkça durum hastalık seviyesinde seyretmektedir.

Anksiyete yaşayan kişilerin ortak özellikleri şunlardır:

  • Her zaman en kötü senaryoyu düşünme eğilimi gösterirler.
  • Olumsuz düşünceler kişinin kendi kontrolü dışında gerçekleşir.
  • Sosyal hayatları ve ruhsal sağlıkları ciddi şekilde zarar görebilir.
  • Gündelik işlerdeki verimlilikleri azalır ve genel hayat kaliteleri düşer.

Kaygı Bozukluğunun Nedenleri ve Risk Faktörleri

Anksiyete bozukluklarının ortaya çıkmasında hem çevresel hem de genetik faktörler önemli rol oynar. İstatistiksel veriler, bu rahatsızlığın kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır.

Risk faktörlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Yetiştirilme Tarzı: Aşırı korumacı tavırla büyütülen veya çevresinden sürekli olumsuz tepki alarak sindirilmiş kişiliklerde daha sık rastlanır.
  2. Çocukluk Travmaları: Çocukluk çağında yaşanan olumsuzluklar ve mutsuzluklar arttıkça anksiyete riski eş zamanlı olarak artar.
  3. Genetik Yatkınlık: Ailede veya akrabalarda anksiyete öyküsünün bulunması riski artırır; çünkü bu rahatsızlıkta genetik geçiş mümkündür.
DurumEtki Düzeyi
Günlük KaygıNormal/Geçici
Anksiyete BozukluğuTıbbi/Sürekli
Kontrol EdilebilirlikZor/Öngörülemez
Toplumsal YaygınlıkYaklaşık %18

Etiketler

Anksiyeteanksiyete ile baş etme yolları

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Uğur Kartum

Uzm. Psk. Uğur Kartum

Uzm. Psk. Uğur Kartum 1993 yılında Bursa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamlamıştır. 2011 yılında İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde lisans eğitimine başlamıştır. 2015 yılında mezun olmuştur. Yüksek lisansını İstanbul Arel üniversitesi Genel Psikoloji Bölümü'nde yapmıştır ve 2018 yılında yüksek lisans tamamlayarak uzmanlığını almıştır. Yüksek lisans  araştırmalarında ''Ekran Bağımlılığın Obeziteye Etkisi'' üzerine çalışmıştır. Avustralya ve Kanada'da uzun süreli olarak mesleğini geliştirmek ve gözlem yapmak amacıyla kalmıştır. 2016 yılında Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nde Okul Psikoloğu olarak göreve başlamıştır. aynı zamanda kısa süreli olarak Bursaspor'un alt yapısında gönüllü olarak  çalışmıştır. 2018 senesinde Down Sendromu Derneğinde akademi eğitmeni olarak görev almıştır. Down Sendromlu gençlerin eğitimi ve hayata katılımı konusunda müfredat ve eğitim çalışmalarını sürdürmüştür. 2019 yılında Pera Avcılar Rehabilitasyon merkezinde kurum psikoloğu çalışmalarını sürdürmüştür. Bir çok aile  ve öğrenci eğitim semineri vermiştir. Nilüfer Belediyesi Kadın ve Çocuk Akademisinde görev almıştır. özel olarak ofisinde Yetişkin danışmanlığı ve aile, ergen ve çocuk danışmanlığı üzerinde danışan odaklı çalışmalarını sürdürüyor. İyi derecede ingilizce ve İspanyolca bilmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.