Akılsız Telefonlar, Akıllı İnsanlar

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Sanatın ve Anın Dijital Cihazlarla İmtihanı
Geçtiğimiz günlerde katıldığım popüler ses sanatçısı Yasmin Levy konserinde, modern toplumun dijital alışkanlıklarına dair düşündürücü bir manzaraya şahitlik ettim. Yaklaşık 1000 kişilik konser salonunda, birbirinden bağımsız hareket eden 30 kişilik bir grubun sergilediği davranış, farkındalıktan uzak ve nezaket sınırlarını zorlayan bir boyuttaydı. Bu yazı, konser boyunca süregelen ve aslında bütünüyle anlamsız bulduğum bu tutumun toplumsal yansımalarını ele almaktadır.
Söz konusu davranış, Fikir ve Sanat Eserlerinin Korunması Kanunu'nu da yakından ilgilendiren, tüm gösterinin akıllı telefon ve tabletlerle kesintisiz bir şekilde kaydedilmesi durumudur. Birçok kişi bu durumu sanatçının iznine veya kişisel özgürlüğe dayandırarak normalleştirebilir. Ancak burada asıl mesele, eserlerin izinsiz kopyalanmasından ziyade, sergilenen bu dijital görgüsüzlüğün boyutudur.
Ekranların Arkasına Sıkışan Deneyimler
Günümüzde iletişimlerimizi, gözlemlerimizi ve tüm etkileşimlerimizi akıllı cihazların birkaç santimetrelik LCD ekranları üzerinden gerçekleştirir hale geldik. Gösteriyi canlı izlemek ve o anın ruhunu hissetmek yerine, sosyal medya platformlarında beğeni toplama uğruna iki saatlik bir konseri havada tutulan bir cihazın arkasından takip ediyoruz. Bu noktada, cihazların bizden daha "akıllı" bir konumda olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Turistik gezilerimizde dahi en güzel manzaraları dijital bir ekranın arkasından izliyoruz. Temel motivasyonumuz, muhtemelen gelecekte bir daha hiç bakmayacağımız çok sayıda görseli kaydetmek ve sözde paylaşmak üzerine kurulu. Peki, bu kelimenin gerçek anlamını ne ara bu kadar yitirdik?
Geçmişten Günümüze Paylaşma Kültürü
Sosyal medya platformları hayatımızı kuşatmadan önce, gerçek paylaşımın ne olduğunu hatırlamakta fayda var. Teknolojinin esiri olmadan önce hayatı şu şekillerde paylaşıyorduk:
- Yüz Yüze İletişim: Birbirimizin kapısını çalar, evde veya iş yerinde kahve içmeye giderdik.
- Sesin Gücü: Telefonu anlamsız kısaltmalarla mesajlaşmak için değil, sevdiğimizin sesini duymak için kullanırdık.
- Nitelikli Kayıt: 36 pozluk fotoğraf makinelerimizle sadece gerçekten değecek anları ölümsüzleştirir, geri kalan zamanda aktivitenin tadını çıkarırdık.
Teknopsikoloji ve Geleceğin İnsan Modeli
Bir teknopsikolog olarak, teknolojinin insan ilişkileri üzerindeki etkilerini incelediğimde, ruhun ve insanın ön planda olduğu bir yaşantının giderek bir ütopyaya dönüştüğünü gözlemliyorum. Yakın gelecekte bilgisayar yazılımlarıyla eş güdümlü çalışan beyin yapılarının oluşması ve onlarsız hareket edemez hale gelmemiz kaçınılmaz bir risk olarak karşımızda duruyor.
| Tahmin ve Gözlem | Mevcut Durum |
|---|---|
| Navigasyon Bağımlılığı | Yeni kuşak, dijital haritalar olmadan yolunu bulamaz hale geldi. |
| Sosyal Onay Arayışı | Anı yaşamak yerine, dijital beğeni (like) toplamak öncelik kazandı. |
| Mantıksal Kopuş | Teknolojik gelişim, mantıksal kullanımın (lojik) önüne geçti. |
Sonuç: Teknolojik miyiz, Yoksa Tekno-lojik mi?
Özetle ifade etmek gerekirse; toplum olarak teknolojik bir seviyeye ulaştık ancak işin mantık kısmını temsil eden tekno-lojik duruşu sergileyemiyoruz. Mantıksız bir gereksizlikle teknolojiye bağımlı hale gelmiş durumdayız. Bu durumun aşklarımıza, sosyal ilişkilerimize ve aile hayatımıza verdiği zararlar yadsınamaz bir gerçektir.
Teknolojinin bizi esir almadığı, mantığın ve insan ruhunun ön planda kaldığı bir yaşam dileğiyle.
Dr. Psikolog Murat SARISOY



