Doktorsitesi.com

Ağız kokusu (halitozis)ve Helikobakter pilori

Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü
Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü
2 Eylül 20153472 görüntülenme
Randevu Al
Ağız kokusu (halitozis)ve Helikobakter pilori
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Halitozis (Ağız Kokusu) Nedir ve Ne Kadar Yaygındır?

Halitozis, tıbbi adıyla ağız kokusu, toplumda oldukça sık karşılaşılan ve bireylerde ciddi sosyal sorunlara yol açan bir problemdir. Dünya genelinde yapılan bilimsel çalışmalar, her 100 kişiden 30’unda ağız kokusu şikayeti olduğunu göstermektedir. Bu durum, halitozisin sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda yaygın bir toplumsal mesele olduğunu kanıtlamaktadır.

Ağız Kokusunun Temel Nedeni: Volatil Sülfür Bileşikleri (VSB)

Ağız kaynaklı kötü kokuların birincil nedeni, Volatil Sülfür Bileşikleri (VSB) olarak adlandırılan maddelerdir. Bu bileşikler arasında özellikle hidrojen sülfit, metil merkaptan ve dimetil sülfit öne çıkmaktadır. VSB’ler, ağız içindeki bakteriler tarafından üretilebildiği gibi, proteinlerin ve sülfür içeren maddelerin ağız içinde parçalanması sonucunda da oluşabilmektedir.

Sistemik Hastalıklar ve Nefes Kokusu Arasındaki Bağlantı

Ağız kokusu her zaman ağız içi kaynaklı olmayabilir; bazı sistemik hastalıklarda vücutta biriken maddeler nefes yoluyla dışarı atılarak karakteristik kokular oluşturabilir. Hastalıkların türüne göre nefeste hissedilen koku çeşitleri şu şekildedir:

Hastalık TürüBelirgin Koku Tipi
Diyabet (Şeker Hastalığı)Aseton Kokusu
Böbrek YetmezliğiÜre Kokusu
SirozAmonyak Kokusu

Mide Hastalıkları ve Helicobacter Pilori Faktörü

Ağız kokusu vakalarının %90’ı ağız içi kaynaklı olsa da; üst solunum yolu enfeksiyonları, gastrointestinal (sindirim sistemi) hastalıklar, ilaç kullanımı ve tüketilen gıdalar da önemli etkenlerdir. Mide hastalıkları arasında, midede yaşayan Helikobakter pilori (H. pilori) adlı bakterinin neden olduğu enfeksiyon, ağız kokusu oluşumunda kritik bir rol oynamaktadır.

Türkiye’de Helicobacter Pilori ve Antibiyotik Direnci

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde Helikobakter pilori bakterisine rastlanma oranı oldukça yüksektir. Araştırmalar, ülkemizin çeşitli bölgelerinde her 100 kişiden 80’inde bu bakterinin tespit edildiğini göstermektedir. Kontrolsüz ve sık antibiyotik kullanımı nedeniyle bu bakteri birçok ilaca karşı direnç kazanmış durumdadır, bu da tedavi sürecini zorlaştırmaktadır.

Helicobacter Pilori Ağız Kokusuna Nasıl Neden Olur?

Bu bakterinin ağız kokusu oluşturma mekanizması tam olarak netleşmemiş olsa da, bakterinin ağız içine yerleşerek sülfür bileşikleri üretimine yol açtığı düşünülmektedir. Klinik gözlemler, midesinde H. pilori tespit edilen ve ağız kokusu şikayeti olan hastaların, bakteriye yönelik tedavi aldıktan sonra koku probleminden kurtulduklarını göstermektedir.

Sonuç ve Öneriler

Kulak burun boğaz enfeksiyonu, diş eti hastalıkları, şeker hastalığı veya böbrek yetmezliği gibi belirgin bir sorunu olmayan kişilerde de ağız kokusu görülebilmektedir. Bu tür durumlarda izlenmesi gereken adımlar şunlardır:

  • Mide şikayeti olsun ya da olmasın, ağız kokusu olan kişiler mutlaka Helikobakter pilori açısından incelenmelidir.
  • Midede bakteri varlığı tespit edilirse, uzman kontrolünde uygun tedavi süreci başlatılmalıdır.
  • Tedavi edilen hastaların büyük bir çoğunluğunda, sosyal bir problem haline gelen ağız kokusunun tamamen ortadan kalktığı görülmektedir.

Etiketler

Ağız kokusunun nedenleriAğız kokusunun çözümüAğız kokusunun sebepleri ve tedaviAğız kokusunun sebepleri

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü

Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü

Prof. Dr. Yüksel GÜMÜRDÜLÜ, 1964 yılında Adana’da doğmuştur. 1988 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıp eğitimini tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1995 yılına kadar 7 yıl boyunca T.C. Sağlık Bakanlığı Konya 9 No’lu Sağlık Ocağı’nda pratisyen hekim olarak çalışmıştır. 1995 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır. 1999  yılında “Sirozda otonom nöropati, mide boşalma zamanı ve sisapridin mide boşalma zamanı üzerine etkisi’’ başlıklı tez çalışmasıyla mezun olarak İç Hastalıkları Uzmanı unvanı almıştır. 1999-2002 yılları arasında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı'nda “Helicobacter pylori pozitif ve negatif hastalarda kobalamin eksikliğinin endoskopik, histolojik ve hematolojik parametrelerle olan ilişkisi’’ başlıklı yan dal uzmanlık tezi ile yan dal ihtisas eğitimini tamamlayarak Gastroenteroloji Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.