Doktorsitesi.com

Açlığınız duygusal mı yoksa biyolojik mi

Dyt. Şule İskender Pekince
Dyt. Şule İskender Pekince
6 Mayıs 20151030 görüntülenme
Randevu Al
Açlığınız duygusal mı yoksa biyolojik mi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Açlık Duygusu ve Yeme Davranışının Temelleri

Açlık duygu durumu, kaynağı ister duygusal ister biyolojik nedenlere bağlı olsun, yönetilmesi zor ve bazen oldukça can sıkıcı bir süreç haline gelebilir. Çoğu zaman kendimizi durdurulamaz bir yeme döngüsünün içinde bulur; tatlı bir gıdanın hemen ardından tuzlu bir şeyler tüketme ihtiyacı hissederiz. Bu durum, bireyin beslenme alışkanlıkları ve psikolojik durumuyla doğrudan ilişkilidir.

Neden Sürekli Yeme İhtiyacı Duyarız?

Günlük yaşamda farkında olmadan pek çok farklı motivasyonla yemeğe yönelebiliriz. Bu davranışların arkasında yatan temel sebepler şunlardır:

  • Öğün Erteleme: "Öğlen yiyeyim, akşama yemem" düşüncesiyle yapılan kısıtlamalar, genellikle akşam saatlerinde kontrolsüz bir açlıkla sonuçlanır.
  • Koşullanmış Alışkanlıklar: Film izlerken patlamış mısır yeme isteği veya çalışma masasında sürekli bir şeyler atıştırma ihtiyacı.
  • Duygusal Rahatlama: Günün yorgunluğunu atmak, yalnızlık hissini bastırmak veya birilerine duyulan kızgınlığı dindirmek için yemek yemek.
  • Reklamların Etkisi: Medyada gördüğümüz ürünlerin bize vaat ettiği mutluluk hayaline kapılarak (örneğin bir brownie veya kahvaltılık çikolata ile mutlu aile tablosu) gıdalara yönelmek.

Bu döngü genellikle kontrol kaybı, ardından gelen suçluluk duygusu ve tutulamayan sözlerle devam eden bir kısır döngüye dönüşür.

Yeme Davranışının Biyolojik ve Fizyolojik Nedenleri

Her yeme isteği sadece duygusal değildir; bazen vücudumuzun fizyolojik sinyalleri bizi yanlış yönlendiriyor olabilir. Biyolojik temelli yeme sorunlarının başlıca nedenleri şunlardır:

NedenSonuç
Kahvaltıyı AtlamakGün içinde kan şekerinin düşmesi ve öğlen aşırı gıda tüketimi.
Yanlış Ara ÖğünlerBisküvi ve şekerli gıdaların kan şekerini dalgalandırması.
Uzun Süreli AçlıkDüşen kan şekeri nedeniyle bir sonraki öğünde doyma hissinin geç gelmesi.
Yüksek KarbonhidratBol makarna veya pilav tüketiminin ardından gelen ani açlık.
Şeker EşiğiSürekli tatlı tüketimi sonucu yükselen şeker eşiği ve dinmeyen tatlı isteği.

Duygusal mı Yoksa Biyolojik mi? Kendinize Sormanız Gereken Sorular

Yeme davranışınızın kaynağını anlamak ve farkındalık kazanmak için şu soruları kendinize yöneltin:

  1. Şu an gerçekten aç mıyım yoksa sadece susuz muyum?
  2. İçimdeki kızgın, öfkeli veya üzgün yanımı mı beslemeye çalışıyorum?
  3. Yemek yiyerek hayatımdaki hangi tatminsizliği veya durumu tamamlamaya çalışıyorum?
  4. Eğer kendimin en kıymetlisi olsaydım, şu an vücudumu hangi gıdalarla beslerdim?
  5. Bu yeme davranışı gerçek bir ihtiyaç mı yoksa sadece bir alışkanlık mı?

Duygusal Açlıkla Başa Çıkma Stratejileri

Duygusal açlığı çözümlemek ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek için şu adımları uygulayabilirsiniz:

  • Su Tüketimine Önem Verin: Susama ve açlık hissi birbirine çok yakındır; yemekten önce mutlaka bir bardak su için.
  • Planlı Alışveriş Yapın: Alışverişe tok karnına ve önceden hazırlanmış bir ihtiyaç listesi ile çıkın.
  • Alternatif Aktiviteler Geliştirin: Sinirlendiğinizde veya üzüldüğünüzde yemeğe yönelmek yerine yürüyüşe çıkın, kitap okuyun veya müzik eşliğinde dans edin.
  • Sağlıklı İkame Gıdalar Seçin: Buzdolabınızda sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun; atıştırma alışkanlığınızı aromatik çaylar veya sağlıklı gıdalarla değiştirin.
  • Kodlamalardan Vazgeçin: "Televizyon eşittir yemek" gibi zihinsel kodlamaları kırın.

Eğer bu davranışlarla tek başınıza başa çıkmakta zorlanıyorsanız, asıl sorunu çözümlemek adına profesyonel bir destek almak en sağlıklı adım olacaktır. Hayatınıza farkındalıkla baktığınız, sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

Etiketler

Sağlıklı beslenme alışkanlığıAçlık duygusunun nedeniAçlık duygusal mıKarın açlığı ile duygusal açlık farkıNeden çok yemek yiyoruzok acıkıyorum neden

Yazar Hakkında

Dyt. Şule İskender Pekince

Dyt. Şule İskender Pekince

1976 Eskişehir’de doğdu.Üniversite eğitimini Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik
Bölümünde okuyarak, diyetisyen olarak mezun oldu.(1999).
Mezun olduktan sonra uluslarlarası çeşitli catering firmalarında çalıştı. Mesleğinin ilerleyen
döneminde Klinik Beslenme alanında çalışmaya karar verdi.
Ankarada Maya Sante Güzellik Merkezi Kurucu ortaklarından olup doktorlarla özellikle
obezite ve zayıflama alanında çalışmaları,araştırmaları oldu. Çeşitli Kurum ve Kuruluşlarda
özel okullarda,yardım kuruluşlarında,hem bireysel hem toplu eğitimler ve danışmanlıklar
verdi.Dergilerde yazılar yazdı. İnsanı anlama ,yaşam yolunda daha iyi yürüyebilme adına
reiki, yoga,yaşam koçluğu eğitimleri aldı.Danışanlarına daha fazla katkı olabilmek
amacıyla burdaki bilgileriyle mesleki bilgilerini harmanlayarak pek çok danışanına
wellneskoçluğu yaptı.İnsan bir bütündür düşüncesiyle Bütüncül Tıp Diyetisyenliği
(Fonksiyonel Tıp Diyetisyenliği) eğitimleri aldı.(İstanbul)''İnsan bir bütündür '' anlayışından
yola çıktığı için bütün sistemin iyileşmesi adına tüm sağlığı ele alabildiği Biyorezonans-
Bioregülasyon Eğitimlerini de alarak şimdi danışanlarına daha çok alanda katkı olabiliyor .
Ayrıca Andülasyon Terapi'sini de programlarında kullanıyor.İster zayıflama ister sağlık
durumuna ait programlar olsun danışanlarını yakından takip edip,mümkün olduğu kadar
eğitici,bilgilendirici,davranış değişikliği yaratmaya yönelik programlar hazırlıyor.Ayrıca farklı
ve çeşitli tarifler ile diyet programlarını keyifli ve sürdürülebilir hale getirip,kişilerin süreçleri
daha iyi yönetebilmelerini sağlıyor.Böylece programlar daha sonra da sağlık durumunun
sürdürülebilmesi ve verilen kiloların kalıcı olmasını sağlıyor. 24 yıllık meslek hayatında
yüzyüze olarak Ankara,İstanbul'da; online olarak tüm Türkiye’ de veyurt dışında yüzlerce
,binlerce insanın hayatına dokunmuş ,çok başarılı sonuçlara ulaşmıştır. Şimdi Feneryolu
Kadıköy/İSTANBUL ’ daki Kliniğinde keyifle çalışmaya devam ediyor .

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.