HİPNOZ NEDİR?

Hipnoz çok sihirli gelen bir kelime. Hipnozu, çocukluğumuzdan itibaren bir takım çizgi romanlarda, filmlerde, romanlarda insanların bir takım etki altında kalarak insanın gizemli dünyasına ulaşma, onları bir şekilde şartlandırma, onların kendi iradelerini ortadan kaldırma, onların iradelerine ipotek koyacak bir uygulama olarak hep öğrene geldik. Televizyon ve gazeteler gibi iletişim araçları bunu pompaladı. İşte bir insan ötekine etki eder. Sihirli sözler söyler. Bu sihirli ve tılsımlı sözlerden sonra öbür insan lal kesilir ve diğerinin komutası ve kontrolüne girer. Öbürüde işte şunu yap bunu yap şeklinde ötekini bir robot şeklinde kullanır şeklinde anlatıldı.

Önceden bir takım resimli çizgi romanlar vardı. O romanlar da bir karakterde hipnoz yapan karakterdi. Mandrake diye çizgi romanı vardı. Sihirli birkaç kelime ile beraber işte hayvanlardan insanlara kadar donup kalan, istedikleri gibi kontrol edilen mekanizmalar anlatılır. Bu insanoğlunun hep özlediği gizemli güçlere sahip olma potansiyelinin hipnoz şemsiyesi altında ifadesidir. Bunu daha çok psikolojik olarak analiz ettiğimizde, her birimizin içerisinde dünyaya egemen olma, gizli bilgileri bilme, insanların bilmediğini bilme, daha ötesi insanları bir hareketimizle bir sözümüzle istediğimiz yönde kontrol etme ve istediğimiz yöne yönlendirme isteğimizin hipnoz şemsiyesi altında ortaya çıkması olduğunu anlarız.

İşte bu gizemli yola başladığımızda aslında bu gizemli yolculuğun belirli kuralları belirli sistemleri ve bilim içerisin değerlendirilebilecek bir boyutu olduğunu zaman içerisinde idrak ettik ve öğrendik.

Peki böyle bir yapı içerisinde hipnoz dediğimiz şey nedir? Hipnoz, insanın değişik bir şuur hali olarak açıklanır. Ancak bilinçli olmak, şuurlu olmak kavramı henüz bu gün tamda nerede başlar nerede biter diye izah edilebilmiş bir kavram değildir. Mesela Uyku hali var. Uykuda bilincimiz var mı, yok mu? Ekseriyet derki İnsanın Uykuda bilinci yoktur, bilinçsizdir. Peki nasıl oluyor o bilinçsiz yapı, yan tarafta düğün alayı davullarla zurnalarla geçerken uykusundan hiç uyanmıyor da, uyuyan çocuğunun orada ufacık bir öksürmesi veya sesinin değişmesi karşısında bir anne bir anda uyanıyor ve çocuğuma ne oldu diyor? Hani bilinçli değildi uyku hali? Davul çaldı uyanmadı ama orada Uyuyan çocuğun ufacık bir hırıltısına bir öksürüğüne veya sesindeki bir değişime nasıl tepki verdi? Hem de uykudayken!

Genel olarak uyanıkken birbirleri ile kurduğu irtibatlarda insanların bilinçli olduğu kabul ediliyor. Fakat biz halkın genel değerlendirmelerinden ziyade zihnimizin nasıl çalıştığını anlamaya yönelik gayretin içerisine girersek bilinçlilik nedir, bilinç dışılık nedir? Bilinç dışındaki nedir? Bunu anlamaya yönelik biraz daha yol almış oluruz diye düşünüyorum.

Bir derbi maçını seyreden değerli bir arkadaşımız televizyona kendini kaptırmış. Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe Trabzon birbirlerine giriyor, o da izliyor. Mutfaktan annesi sesleniyor, eşi sesleniyor yemek hazır gelin diye. Bir iki üç beş... Daha Sonra kadın öfke ile içeriye geliyor “bir saattir size bağırıyorum neden duymuyorsunuz? Ne kadar ahlaksızsınız! Annenizi eşinizi bekletmekten utanmıyor musunuz?” diye bir öfke yumağı haline geliyor. Ona bir bakıyor. Sen ne zaman çağırdın diyor. Hiç duymamış.

Hani insan uyanıkken bilinçliydi. Dıştan gelen duyulara açıktı. Her türlü bilgiyi alabiliyordu uyanıkken. Uyurken mazeretiniz vardı. Uyanıkken neden duymadınız?

O zaman insan uyanık olduğu halde zihnindeki frekansı belirli kanallara kilitlediğinde dış dünyadan gelen hiç bir algı içeri nüfus etmiyor. Ne kadar uyanığız ve neye uyanığız? O zaman insan uyanıklıkla uyku arasındaki bilinç sınırının farklı olduğunu anlıyoruz buradan.

Hipnoz bunun neresinde dediğimizde, hipnoz ne uyku halindeki gibi bir uyku hali ne de Uyanıklıktaki gibi bir uyanıklık halidir. Hipnoz kişinin beynindeki merkezi kontrol sistemine girerek belirli alanlardaki farkındalılığını maksimal seviyeye çıkarmak ve belirli alanlardaki duyuları ve iletileri de minimum seviyeye indirmek için programlama yapmak demektir. Bu da insanın kendi iradesiyle yönelmiş olan aşırı bir dikkatle mümkündür. Aynı debi maçını izlerken bu maça konsantre olduğunda dış dünyaya kendini kapatarak sadece maçın heyecanına girmiş olması beyindeki merkezi kontrol sisteminde belirli bir alanı aktifleştirmesi diğer alanları pasifleştirmesi ile mümkündür. İşte bunun belirli kurallar perspektifinde yapılmasına hipnoz denir. Yani güncel hayatımızda dış dünyadan koparacak kadar kendimizi bir şeye kaptırdığımız her hal hipnoz halidir. Zaman zaman dalıp gittiğiniz, zaman zaman kendinizden geçtiğiniz, zaman zaman olayların gelişimi ile ilgili farkındalığınızın olmadığı dönemler hipnotik trans halini bizzat yaşadığınız dönemlerdir.

Hipnoz doğal bir hadisedir. Uyku gibi uyanık gibi zihnimizin bir olgusudur. Hipnoz her gün doğal olarak insanın aşırı konsantrasyonla bir şeye kendisini kaptırdığında yaşadığı şey olduğu gibi bir takım ruhsal rahatsızlıkların kaynağında kullanılan mekanizma da hipnotik trans yöntemidir.

Burada en önemli hipnoz yapanlar psikolojik hastalıkla, rahatsızlıkla, semptomla bize gelen arkadaşlarımızdır. Hipnoz irademizle kontrol edemediğimiz vücut faaliyetlerimizin ve organlarımızın bir nevi kontrolü demektir. Nasıl mesela; Bir panik atak hastası düşünün. Felaket geliyor. Kalbi birazdan duracak. Kafasında böyle bir hipnoz uygulaması yaptığında bir müddet sonra kalbi atmaya başlar. Ardından nefesi daralır. Ardından ağzı kurur. Ardından baş dönmesi ve göz kararması başlar. Tansiyonu düşer veya yükselir. Bu tipik bir hipnoz seansıdır. Herhangi bir semptomla vücudumuzun belirli organları üzerinde beklenmedik etki yaratabilmek kabiliyeti olan kişiler hipnotizabldır (hipnoza yatkın) ve bunu kendi vücutlarını üzerinde mükemmel bir şekilde tesis etmektedirler. Elleri uyuşan karıncalanan ve eli ayağı dökülecekmiş gibi olan boş çuval gibi yığılacakmış gibi korku ve endişe içinde hisseden kişilerin hepsi hipnoza yatkındır.

Bu hastalar kendilerine zarar veren negatif hipnoz yaparken biz bu yeteneklerini pozitifte kullanmayı sağlayacağız. Normal bir İnsanın yoğun konsantrasyon içerisinde semptomlar oluşturmasına izin vermezken psikolojik rahatsızlığı olan arkadaşlar bir savunma olarak vücudunun belirli organlarında belirli bozukluklar yaratır. Bu bozuklukların yaratılma mekanizması negatif hipnoz mekanizmasıdır. Aynı şekilde cinsel işlev bozukluklarında vajinismusta hanımefendinin yaptığı şey vajen kaslarını istemsiz bir şekilde kasması, vücudunun vajen kasları bölgesine inanılmaz bir şekilde hipnotik indüksiyonla negatif bir hipnoz yaparak orayı devre dışı bırakmasıdır. Bu çok hipnoza yatkın birisinin başarabileceği ve yapabileceği bir şeydir. Keza aynı şekilde ereksiyonla ilgili, cinsel arzuyla ilgili vs. tüm semptomların özüne baktığınızda kişinin beyin dokusunda, beyin fabrikasında, beyin mekanizmalarında negatif hipnozu yapmaya yönelik inanılmaz eğilim ve güç vardır. Terapistin yapması gereken şey oradaki gücü kendi lehine kullanmasını sağlamaktır.

Hipnoza yatkın olan bireylerle yatkın olmayan bireyler arasındaki farka baktığımızda bu tip disosiyatif semptomlar dediğimiz belirtileri gösteren kişilerin hipnoza daha yatkın olduğunu görmek mümkündür.

Hipnozun kendisi psikoterapi değil, psikoterapi yaklaşımlarına aracılık eden güzel bir tekniktir. Ego destekleyici yapılar her zaman için basit net açık ve kişinin her türlü yerde kullanabileceği bir alanıdır. Ama kişinin egosunun güçlü olduğu halde etki tepki karşı tepki döngüsünü fark etmediği müddetçe hiçbir şeye yaramaz. Yani hipnozu psikoterapi süreci içerisinde kullanılabilecek bir teknik olarak görmek gerekir. Tek başına hipnoz uygulamasının semptomun baskılanmasına sebep olur ki daha sonradan başka bir semptomla hasta tekrar terapi alma ihtiyacı hisseder.

Sağlıcakla kalın… Alpaslan KESKİN

KAYNAKÇA

Tahir ÖZAKKAŞ, Hipnoz Eğitim Notları, 2011-Kocaeli


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!