Zayıflamaya hatalı yaklaşım ve doğrusu

Zayıflamaya hatalı yaklaşım ve doğrusu

    Sonbahar geçiyor önümüz kış ve insanların kilo alır mıyım veya kilo alacağım tarzı olumsuz düşünceleri ciddi anlamda bu dönemlerde artış gösteriyor. Soğuk bedenimiz ile birlikte düşüncelerimizi de soğutuyor mu acaba ? Bu süreçte kaygı ve olumsuz kanılardan uzaklaşmalı, ilk olarak sakinleşip, kalıcı ve sağlıklı hamlelerle zayıflama programına başlamalıyız. Çünkü bu dönemde yapılan en büyük hatalardan biri de hızlı bir şekilde zayıflamak için diyet listeleri araştırmasına ve sağlıksız şekilde kilo verdirecek yöntemlere yönelmek oluyor. Özellikle kadınlar arasında yaygın olan kilo verme hakkında öne çıkan en büyük hata kilo verme süresinin çok önemli olması oluyor. Elbette estetik kaygılar kadınların hayatında erkeklere nazaran daha önemli, bunu kabul ediyorum ama kilo verme süresinden daha çok kalitesine ve ihtiyacına uygun diyet programına önem vermeli diye düşünüyorum.Özellikle diyetisyen yani bir uzman desteği ile zayıflama sürecine girecek ve ya girmiş kişilerin süreden daha çok kapsamlı bir şekilde vücut değerlendirmesi, kendine en uygun diyet listesi ve nitelikli bir beslenme programına önem vermeleri gerekiyor. Bu konuda çalıştıkları diyetisyenden öneri ve tavsiyeleri almaları, yüksek motivasyon ile başladıkları beslenme ve diyet programına fire vermeden sadık kalmaları gerekiyor.

   Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı araştırma sonucuna göre,194 ülke arasında Türk halkının yüzde 57’sinin aşırı şişman ve obezite tanısı aldığı sonucuna varılıyor. Araştırmada ki ülkelerarası sıralamada 54 üncü olduğumuzu da açıklıyor. Burada aklımıza takılan ve sorulması gereken bir soru ortaya çıkıyor: Gelişmiş ülkelerde olduğu kadar çok besin tüketimi olmadığı halde ve hatta bölgesel olarak yetersiz beslenme durumu mevcutken neden bu kadar şişmanlıyoruz ? Ülkemiz her alanda olduğu gibi sağlık alanında da gelişmiş ülkelerin sorunlarıyla az gelişmiş ülkelerin sorununu birlikte yaşıyor. Yetersiz beslenme durumu söz konusuyken hala toplum olarak giderek şişmanlamamız, obezite tanısı alan kişilerin günden güne artışı bu durumun en iyi göstergelerinden biri oluyor. Bir yandan çığ gibi büyüyen tüketim anlayışı içinde  beslenme alışkanlıklarımız da dolaylı olarak değişiyor. Bir yandan da hareketsiz ve sürekli oturarak bir yaşam tarzını farketmeden benimsiyoruz. Benimsediğimiz yaşam şekilleri ve genel olarak ülkemize hakim olan sosyo-ekonomik eşitsizliklerin sonucunda da dengesiz, besin ögeleri bakımından yetersiz ama yüksek kalorili yemek seçimleri ile obeziteye temel hazırlıyoruz. Biliyorsunuz ki yetersiz ve dengesiz beslenme kilo almanın en önemli nedeni. Bu süreçte kişilerin kendilerini aç bırakarak, sağlıklı çalışan metabolizmasının işleyişini bozarak zayıflaması ise üzerinde detaylı şekilde konuşulması gereken ayrı bir problem olarak karşımıza çıkıyor.

  Obezite nasıl önlenir  sorusuna bir bakalım ? Obezite tedavisinden daha da önemlisi obeziteden korunmak yani bu konuda ki riskimizi olabildiğince en aza indirmektir. Obezitenin önlenmesi tedavisinden daha önemli ve önceliklidir.Kış mevsimine girerken ve özellikle medyada yer alan mevsimsel zayıflama diyetleri ile her pazartesi zayıflama diyetine başlıyorum gibi bilinçaltı zorlamalarla, sadece zayıflama programlarına ve araçlarına dayanılmasıyla, diyet sektörünün baskılarıyla obezitenin önlenemez. Bu durum araştırmalar ile de ispatlanmıştır. Obezite önlenmesinde bilinçlenme ve doğru hamleler ile yola devam etme çok önemlidir. 

   İlk olarak zihnimizi davranış değişikliğine hazırlamalıyız…Riskimizi en aza indirmek her şeyden önce yetersiz ve dengesiz beslenmenin önüne geçmeliyiz ve var olan kaynaklarla sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarının kazanmak için çaba gösterilmeliyiz.   Bu ise bir aslında beslenme şeklimizden başlayarak hayatımızda yapacağımız köklü bir davranış değişikliği anlamına gelir. Davranış değişikliğinin ise düşünce değiştirmeyle başladığını unutmamalıyız. Eğer sorunun kökeninde ki düşünceleri analiz edip onları değiştirmez isek, sorunu çözme yolundaki çabalarımız beyhude kalacaktır. Estetik kaygı temelli düşünceler önemlidir ama sağlığımız ile ilgili kaygılarımızın önünde yer almamalıdır. İdeal kiloya sahip olmak yolunda sağlıklı şekilde ilerlemek temel ilkemiz olması ve hayat boyu devam edecek bir beslenme programıyla buna ulaşacağımızı bilmeliyiz. Kendimizi ilk olarak olduğumuz halimizle kabul etmeli, affetmeli ve bir takım olumlamalar ile kendi değerimizi bilerek bedenimize yaklaşmalıyız. Onu daha ideal ölçülere ve sağlıklı, dinç hale getirmek için elimizden gelebileceklerin farkında olmalı bu uğurda asla motivasyonumuzu yüksek tutmalıyız. Gerçekçi ve ilk olarak kısa süreli hedefler ile yola çıkmalıyız. Aceleci ve sağlıksız metotlar yerine kalıcı ve emin adımlar ile zayıflama yöntemlerine yönelmeliyiz.

Bu makale 16 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Dyt. Elif FEDAKAR, 1990 yılında doğmuştur. Lisans öncesi eğitimini İstanbul Haydarpaşa Anadolu Lisesi'nde tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünü bitirmiştir ve Dyt. unvanı almıştır. Lisans eğitimi süresinde Yapı Kredi Spor Klubü’nde adölesan beslenmesi ve faaliyetleri konusunda eğitim koçluğu görevini üstlendi ve başarı sertifikası aldı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi'nde ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nse Klinik Diyetisyen olarak aktif görev yapmıştır. Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Klinik Çocuk Diyetisyeni olarak stajını başarıyla tamamlamıştır. Ankara Üniversitesi Gölbaşı Yerleşkesi Kurum Mutfağı'nda Kurum Diyetisyeni olarak çalışmıştır. Ayrıca lisans eğitimi boyunca Yeme Bozuklukları, Gebe ve Emzikli Beslenmesi, Diyabet Hastalarında Beslenme ve daha bir ...

Dyt. Elif Fedakar
Dyt. Elif Fedakar
İstanbul - Diyetisyen
Facebook Twitter Instagram Youtube