Doktorsitesi.com

Yaşılık - İhtiyarlık

Doç. Dr. Recep Alp
Doç. Dr. Recep Alp
20 Ağustos 2020229 görüntülenme
Randevu Al
Yaşılık - İhtiyarlık
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yaşlanma Nedir ve Ne Zaman Başlar?

Hayatın en kritik evrelerinden biri olan yaşlılık, bireyin işlevsel yedek kapasitesinde ve fonksiyonel yapısında meydana gelen, ilerleyici ve genel bir kayıp süreci olarak tanımlanmaktadır. Pek çok kişinin merak ettiği "Yaşlanma ne zaman başlar?" sorusunun en doğru cevabı, bu sürecin doğumla birlikte başladığıdır. Doğumdan itibaren vücut gelişimi devam ederken, bu gelişime eş zamanlı olarak yaşlanma süreci de eşlik etmektedir.

Fonksiyonel kapasite, yaşamın ilk evrelerinde sürekli bir artış göstererek ergenlik ve gençlik dönemlerinde maksimum düzeye ulaşmaktadır. Ancak otuzlu yaşlardan itibaren bu kapasitede düşüş gözlenmeye başlar. Bu durum, dokuların biyokimyasal kompozisyonunun değiştiği, organizmanın dış etkenlere verdiği cevabın azaldığı ve uyum sağlama kapasitesinin düştüğü fizyolojik bir süreçtir.

Psikolojik Yaşlanma ve Sağlık İlişkisi

Önemle belirtilmelidir ki, yaşlılık bir hastalık değildir. Psikolojik açıdan yaşlanma, bireyin ruhsal heyecanını kaybetmesiyle ivme kazanır. Hayata dair heyecan ve motivasyon korunduğu müddetçe yaşlanma süreci daha yavaş ilerlemektedir. Aksine, yaşlanma hızı arttığında hastalık gelişme riski ve buna bağlı olarak ölüm hızı da yükseliş göstermektedir.

İhtiyarlık Kavramı ve Demografik Veriler

İhtiyar, ömrünün son dönemlerine yaklaşmış, yaşamsal fonksiyon kapasitesi azalmış ve çevreyle olan ilişkileri güçleşmeye başlamış kişileri tanımlamak için kullanılır. Günümüzde hem dünyada hem de ülkemizde ihtiyarlık ve yaşlılık oranları hızla artmaktadır. Toplumların yaşlılık düzeyi, 65 yaş üzerindeki nüfusun toplam nüfusa oranına göre belirlenmektedir.

Nüfus yapısını tanımlayan kriterler şu şekildedir:

  • Genç Nüfus: 65 yaş üzerindeki bireylerin oranı %7’nin altında olan toplumlar.
  • Yaşlı Toplum: 65 yaş üzerindeki bireylerin oranı %14’ün üzerinde olan toplumlar.

Genç nüfustan yaşlı nüfusa geçiş süresi gelişmiş ülkelerde 100 yıl civarındayken, gelişmekte olan ülkelerde bu süre çok daha kısadır. Örneğin, bu süreç Fransa'da 115 yıl sürerken, Çin'de 27, Tunus'ta ise 21 yıldır. Türkiye’de yaşlı nüfus artışı hızlanmış ve beklenen yaşam süresi uzamıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Yaşlılık Sınıflandırması

Dünya Sağlık Örgütü, 65 yaşını yaşlılığın başlangıcı olarak kabul ederek bu dönemi kendi içinde alt kategorilere ayırmıştır. Türkiye'de günümüzde 5.000'den fazla asırlık büyüğümüz bulunmaktadır.

Yaş AralığıDSÖ Tanımlaması
65 - 74 YaşGenç Yaşlı
75 - 84 YaşOrta Yaşlı
85 Yaş ve Üzeriİleri Yaşlı
100 Yaş ve ÜzeriAsırlıklar

Biyolojik Yaş ve Yaşam Kalitesini Artırma Yolları

Takvim yaşından ziyade asıl belirleyici olan biyolojik yaştır. Burada temel kriter doğum tarihi değil, organ ve dokuların mevcut sağlık durumudur. Modern tedavi süreçlerinde artık sadece kronolojik yaş değil, beklenen yaşam süresi ve biyolojik durum dikkate alınmaktadır.

Biyolojik yaşlanmayı geciktirmek ve sağlıklı bir süreç yönetmek için şu unsurlar kritiktir:

  1. Eğitim düzeyinin artırılması
  2. Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlıkları
  3. Egzersiz ve düzenli spor faaliyetleri

Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte; iş gücü, sağlık hizmetleri, beslenme, ilaç kullanımı, göçler ve uluslararası ilişkiler gibi alanlarda yaşlılık olgusu stratejik bir önem kazanmaktadır. Sağlığa erişimin artırılması, fiziki şartların iyileştirilmesi ve sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi ile yaşlı nüfusun topluma olan yükünün azaltılması mümkündür.

Etiketler

Yaşlılıkihtiyarlıkyaşlılık evreleriyaşlılıkta yapılması gerekenler

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Recep Alp

Doç. Dr. Recep Alp

Doç. Dr. Recep ALP, 1975 yılında doğmuştur. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde başladığı lisans eğitimini başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamladıktan sonra Nöroloji (Beyin ve Sinir Hastalıkları) Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.