Doktorsitesi.com

Yasaklanan Besinler Neden Daha Çok İstenir?

Dyt. Yaren Emine Öktem
Dyt. Yaren Emine Öktem
14 Mart 202663 görüntülenme
Randevu Al
Sağlıklı beslenme yalnızca “ne yediğimizle” değil, besinlerle kurduğumuz ilişkiyle de ilgilidir. Bu nedenle sürdürülebilir ve dengeli bir yaklaşım geliştirmek uzun vadede çok daha etkili olacaktır.
Yasaklanan Besinler Neden Daha Çok İstenir?

Diyet Yaparken Yasaklanan Besinler Neden Daha Çok İstenir?

Diyet yapmaya karar veren birçok kişi ilk olarak bazı besinleri tamamen hayatından çıkarmaya çalışır. Özellikle çikolata, tatlılar, hamur işleri ya da paketli gıdalar çoğu zaman “yasaklı besinler” listesine girer.

Ancak ilginç bir şekilde çoğu kişi diyet sürecinde tam da bu besinleri daha fazla düşünmeye ve daha fazla istemeye başlar. Peki neden?

Bu durum sadece irade ile ilgili değildir. Aslında arkasında hem psikolojik hem de fizyolojik mekanizmalar bulunur.

Yasaklanan Besinler Neden Daha Çok İstenir?

İnsan beyni “yasak” kavramına oldukça güçlü tepki verir. Bir şeyi kendimize kesin bir şekilde yasakladığımızda beynimiz o besine daha fazla odaklanmaya başlar.

Bu durumu günlük hayatta da görürüz.
“Bunu düşünmemeliyim” dediğimiz bir düşünce genellikle zihnimizde daha çok yer kaplar.

Besinler için de benzer bir mekanizma çalışır. Bir yiyeceği tamamen yasakladığımızda:

  • O besin zihnimizde daha sık yer almaya başlar

  • Ona karşı merak ve istek artar

  • Uzun süre kısıtlamadan sonra kontrol kaybı yaşanabilir

Bu nedenle birçok kişi uzun süre diyet yaptıktan sonra kendini bir anda çok miktarda tatlı veya abur cubur yerken bulabilir.

Diyet Psikolojisi: Kısıtlama Döngüsü

Beslenme davranışlarında sık görülen bir döngü vardır:

  1. Katı diyet başlar

  2. Bazı besinler tamamen yasaklanır

  3. Yasaklanan besinlere karşı istek artar

  4. Bir noktada kontrol kaybı yaşanır

  5. Kişi kendini suçlu hisseder

  6. Daha katı bir diyet başlatılır

Bu döngü tekrar ettikçe kişi hem fiziksel hem de psikolojik olarak zorlanmaya başlar.

Bu yüzden sürdürülebilir bir beslenme yaklaşımında tam yasaklar yerine denge daha önemli hale gelir.

Tatlı İsteği Her Zaman İradesizlik Anlamına Gelmez

Bazen insanlar çok sevdikleri bir besini özellikle aç karnına tükettiklerinde kendilerini kontrol edemediklerini düşünebilirler. Oysa bu durum çoğu zaman irade ile ilgili değildir.

Açlık durumunda vücut enerjiye daha hızlı ulaşmak ister ve beyin ödül sistemi daha hassas çalışır. Eğer kişi çok sevdiği bir besini bu durumda tüketirse, o besinden daha fazla yeme isteği oluşması oldukça doğaldır. Çünkü hem fizyolojik açlık vardır hem de o besin kişi için keyif verici bir deneyim sunar.

Bu nedenle sevdiğiniz bir yiyecekten beklediğinizden biraz daha fazla tüketmeniz, “iradesiz” olduğunuz anlamına gelmez. Aslında beslenme yalnızca irade ile yönetilen bir davranış değildir; açlık, hormonlar, duygu durumu ve beynin ödül mekanizması gibi birçok faktör birlikte etkili olur.

Bu yüzden sürdürülebilir bir beslenme yaklaşımında amaç sürekli irade göstermek değil, bedenin ihtiyaçlarını anlayan ve denge kurabilen bir sistem oluşturabilmektir.

Sürdürülebilir Beslenme Neden Önemlidir?

Sağlıklı beslenme yalnızca kısa süreli diyetlerden ibaret değildir. Uzun vadede sürdürülebilen bir beslenme düzeni oluşturmak gerekir.

Bu noktada bazı temel yaklaşımlar yardımcı olabilir:

  • Besinleri “yasak” ve “serbest” olarak ayırmamak

  • Gün içinde yeterli ve dengeli öğünler oluşturmak

  • Açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi öğrenmek

  • Fiziksel açlık ve duygusal açlığı ayırt etmek

  • Sevdiğiniz yiyeceklere beslenmenizde yer açmak

Bu yaklaşım hem besinlerle olan ilişkiyi daha sağlıklı hale getirir hem de diyet sürecinin sürdürülebilir olmasına yardımcı olur.


 

Etiketler

beslenme, sağlıklı beslenme, diyet psikolojisi, sürdürülebilir beslenme, duygusal açlık, fiziksel açlık, duygusal yeme, tatlı isteği, tatlı krizi, diyet yaparken tatlı isteği, yasaklı besin psikolojisi, yeme davranışı, açlık sinyalleri

Yazar Hakkında

Dyt. Yaren Emine Öktem

Dyt. Yaren Emine Öktem

Diyetisyen Yaren Emine Öktem, beslenmenin yalnızca ne yendiğiyle sınırlı olmadığını; beden, zihin ve günlük yaşamla birlikte ele alınması gereken bir süreç olduğunu savunarak çalışmalarını sürdürmektedir. Danışanlarıyla yürüttüğü süreçlerde katı diyet listeleri ve kısa vadeli çözümler yerine, bilimsel temelli, sürdürülebilir ve kişiye özgü bir yaklaşımı benimser.
Çalışmalarında psikodiyet yaklaşımını merkeze alan Diyetisyen Yaren Emine Öktem, beslenme davranışlarını yalnızca kalori ve porsiyonlar üzerinden değil; duygular, düşünceler ve alışkanlıklar çerçevesinde değerlendirir. Özellikle suçluluk, yasaklar ve “kaçamak” döngüsünün yarattığı baskıyı azaltmayı; danışanların yiyeceklerle daha nötr ve dengeli bir ilişki kurmasını hedefler.
Beslenme sürecinde özşefkati önemli bir araç olarak gören Yaren Emine Öktem, danışanların beden sinyallerini fark etmelerini, kendilerine daha anlayışlı yaklaşmalarını ve değişimi zorlayarak değil, destekleyerek inşa etmelerini önemser. Amacı; kısa süreli sonuçlardan ziyade, danışanların yaşam boyu sürdürebilecekleri sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmelerine eşlik etmektir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.