Çoğu toplumda bir yakının kaybını yas dönemi izler. Bu dönemin başlıca özellikleri acının ifadesi olan davranışlar ya da akrabalar tarafından korunmalıdır. Yitirilen kişinin yakınlık derecesi ne kadar fazlaysa, yas da o ölçüde katı ve ödünsüz biçimde rastlanır.

Sosyal bilimler açısından yas, ölenin ruhunu huzura erdirmeye ve intikam duygularıyla canlılar arasına dönmesini engellemeye yönelik törensel davranışlar bütünü olarak görülür.

Bu korkuya bilinç ya da bilinçaltı düzeyinde, tüm kültürlerde rastlanır. Ölüyü huzura erdirmek amacıyla büyü törenleri, yanı başında sabahlama, kurban ya da adak sunma gibi davranışlar görülür.

Yasın psikolojik nedenleri de vardır. Yakın bir akrabanın ya da sevilen bir kişinin ölümü, geride kalanın direnci için bir sınamadır. Ağlayıp sızlanmayla ifade bulunan akut acı dönemini bir ruhsal çöküntü izler. Bu dönemde, kaybedilen kişinin aslında yaşadığı duygusunu yaratan ya da onun ölüp gittiğine gerçekten inanılmasını engelleyen varsanılara (hayalet görme vb.) rastlanabilir.

Birkaç gün gibi kısa bir süre içinde daha düşük bir düzeyde oturarak kararlılık kazanan bu evre, genellikle birkaç ay sürer. Bu döneme damgasını vuran yalnızlık eğilimi ve günlük işlere dönüşte güçlük çekmesidir. Genellikle yaşamı değiştirme, taşınma, yeni dostluklar arama, kişiliği değiştirme ve geçmişle tüm bağları koparma eğilimi görülür. Bireyin kişiliğine ve kültürel yapısına göre birkaç gün ya da aylar boyu sürebilen bu evre, çalışma, eğlence ve duygusal yaşama ilgi yeniden kazanıldığı da bitmiş kabul edilebilir.


Çanakkale Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!