Doktorsitesi.com

Yansıtma (Projection) Nedir?

Klinik Psikolog Mehmet Emin Kızgın
Klinik Psikolog Mehmet Emin Kızgın
31 Mart 2016311 görüntülenme
Randevu Al
Yansıtma (Projection) Nedir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yansıtma Mekanizması ve Psikolojik Savunma Süreçleri

Yansıtma mekanizması, bireyin iç dünyasında yaşadığı huzursuzluk ve anksiyete ile başa çıkmak için kullandığı temel savunma yöntemlerinden biridir. Bu mekanizma, kişiyi psikolojik baskıdan korumak amacıyla iki farklı biçimde işlev görür. Birey, ya kendi eksikliklerinin sorumluluğunu başkalarına yükler ya da kendisinde suçluluk uyandıran dürtülerini diğer insanlara mal eder.

Yansıtma Mekanizmasının İki Temel Biçimi

Psikolojik literatürde yansıtma, bireyin egosunu koruma biçimine göre iki ana grupta incelenir. Bu süreçler şu şekilde özetlenebilir:

  1. Sorumluluktan Kaçınma: Kişinin kendi yetersizliklerini, hatalarını ve yenilgilerini dışsal faktörlere veya diğer insanlara bağlamasıdır.
  2. Dürtü ve Düşünce Aktarımı: Suçluluk duygusu yaratabilecek nitelikteki istek, düşünce ve dürtülerin sanki başkasına aitmiş gibi algılanmasıdır.

Günlük Yaşamda Yansıtma Örnekleri

Günlük hayatta en sık karşılaşılan tür, birinci grup yansıtma tepkileridir. Örneğin, sınavda başarısız olan bir öğrencinin öğretmeni taraflı olmakla suçlaması veya işinde yetersiz kalan bir memurun bu durumu yöneticisinin anlayışsızlığına bağlaması yaygın birer savunma mekanizması örneğidir. İnsanlar, bu süreçte sıklıkla alın yazısı ve kötü talih gibi soyut kavramlara da başvurabilirler.

İlginç bir şekilde, cansız nesneler bile bu suçlamalardan payını alabilir. Sallandığı oyuncak attan düşen bir çocuğun atını tekmelemesi veya sahada dengesini kaybeden bir futbolcunun zeminde kusur araması, sorumluluğu dış dünyaya aktarma çabasının somut göstergeleridir.

İlişkilerde Yansıtma ve Çatışma Dinamikleri

Aşırı durumlarda birey, yaşadığı tüm zorlukların başkaları tarafından hazırlanan komplolar sonucu oluştuğuna inanabilir. Klinik gözlemler, egosu yeterince olgunlaşmamış bireylerin kendi kararsızlıklarını ve yetersizliklerini partnerlerine yansıttığını göstermektedir. Bu durum, ilişkilerde sürekli bir suçlama döngüsü yaratarak iletişimi zedeler.

DurumYansıtma DavranışıTemel Neden
KararsızlıkEşini bencil veya kararsız olmakla suçlamaSorumluluk alma korkusu
BaşarısızlıkDış etkenleri (şans, yönetici vb.) suçlamaÖzgüven koruma çabası
İçsel ÇatışmaBaşkalarını kötü niyetli görmekSuçluluk duygusundan kaçınma

Suçluluk Duyguları ve Paranoid Eğilimler

İkinci grup yansıtma tepkileri, genellikle katı değer yargılarına sahip kişilerde görülür. Bilince ulaşması sakıncalı bulunan eğilimler, başka insanlara mal edilerek kişinin kendi "arılığını" koruması sağlanır. Bu süreçte kişi, duygularını yansıttığı bireyi "kötü amaçlı" biri olarak kodlamaya başlar.

Bu durumun ileri aşaması olan paranoid eğilimler, iç güvensizliğin dış dünyaya yansıtılmasıyla oluşur. Halk dilinde alınganlık olarak bilinen bu tepki, kişinin reddedilme veya değersiz görülme korkusunu dışarıya yansıtmasıdır. Sevgi ve kabul görme ihtiyacı arttıkça, bu hassasiyet psikoz sınırlarını zorlayan mantık dışı bir duyarlılığa dönüşebilir.

Cinsel Kimlik ve Anksiyete Bağlamında Yansıtma

Yansıtma mekanizması, bireyin cinsel kimliğine ilişkin duyduğu kaygılara karşı da devreye girebilir. Örneğin, kendi fiziksel görünümünden memnun olmayan bir birey, çevresindeki sıradan olayları kendisine yönelik kasıtlı birer saldırı veya aşağılama olarak yorumlayabilir. Benzer şekilde, karşı cinse duyulan ancak itiraf edilemeyen ilgi, karşı tarafın kendisini "baştan çıkarmaya çalıştığı" inancına dönüşebilir.

Freud’un Perspektifinden Yansıtma

Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, paranoid durumları hem bir savunma nevrozu hem de bir savunma psikozu olarak nitelendirmiştir. Nevrotik yapılar içerisinde de paranoid tepkilere rastlanabildiği için, bu iki durum arasındaki sınırı belirlemek bazen oldukça güçtür. Mekanizma işlemez hale geldiğinde, birey ya yoğun bir anksiyete ile yüzleşir ya da gerçekliği tamamen reddederek yadsıma mekanizmasına sığınır.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Mehmet Emin Kızgın

Klinik Psikolog Mehmet Emin Kızgın

1968 yılının baharında köy evinde  dünyaya geldim. İlk ve ortaokulu Tutak Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda okudum. 8 yıllık eğitimimden sonra okul birincisi olarak girdiğim Devlet Parasız Yatılı okul sınavları sonucunda Diyarbakır Çevre Sağlığı Meslek Lisesini kazandım.1987 yılında mezuniyetimin ardından Ağrı İl Sağlık Müdürlüğünde Çevre Sağlık Teknisyeni olarak devlet memurluğu görevime başladım.1988 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler (Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık ) bölümünü kazanarak 1992 yılında mezun oldum. Aynı süreçte Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Tuzluçayır Sağlık Ocağı’nda da devlet memurluğu görevimi sürdürdüm.
1994 yılında ikinci defa girdiğim üniversite sınavı sonucunda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Psikoloji Bölümünü kazandım. Eğitim sürecimde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık  memurluğu görevimi sürdürdüm.
2003 yılında Ankara Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne psikolog olarak atandım ve 17 yıl aynı hastanede olmak üzere toplamda 32 yıl devlette görev yaptıktan sonra emekliye ayrıldım.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.