Doktorsitesi.com

Televizyon Dizilerinde Kadına Şiddet

Psk. Hale Nur Arslan
Psk. Hale Nur Arslan
13 Aralık 2022106 görüntülenme
Randevu Al
Şiddet, hem günlük hayat hem de televizyon aracılığıyla yaşamımıza normalleştirilerek dahil edilmektedir. Bu şiddetin türleri; ekonomik, sözel, fiziksel, psikolojik, sosyal ve cinsel olarak farklılık gösterebilir. Şiddetin aktarılmasında aracı olan televizyon, günümüzde neredeyse her evde olması ve ulaşımının kolay olması nedeniyle normalleştirmeye en çok katkısı olan kitle iletişim aracıdır. Diziler de televizyondaki bu şiddeti örtük veya örtük olmayan bir şekilde besleme ve sıradanlaştırmada önemli bir role sahiptir. Özellikle kadına şiddeti beslemedeki rolü, kadının sunumu ve kadına şiddete yönelik tutuma bağlı olarak güçlenmektedir. Bu televizyon dizilerinde toplumun beklentilerine uyan olumlu kadın sunumuna ve beklentilere uymayan olumsuz kadın sunumuna göre kadına şiddet farklı ele alınmaktadır. İzleyiciye aktarılan bu farklı kadın sunumunun ve bununla beraber kadına gösterilen şiddetin izleyicide duyarsızlaşma yaratması araştırma sonucunda beklenmektedir. Araştırmanın amacı, bireylerin kadına şiddete yönelik olumlu ya da olumsuz tutumlarına ve farklı kadın sunumlarına göre kadına şiddet sahnelerini izlediklerinde duyarsızlaşma göstereceğini gözlemlemektir. Çalışma kapsamında oluşturulacak olan örneklem Ankara’nın Sincan ve Çankaya ilçelerinden seçilecek olan 18-60 yaş aralığında yer alan 70 kadın 70 erkek olmak üzere 140 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılara tutum ölçeği ve yapılandırılmış sistematik gözlem uygulanacaktır. Çalışmanın analizi Ki Kare yöntemiyle yapılacaktır.
Televizyon Dizilerinde Kadına Şiddet
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Televizyon Dizileri ve Şiddetin Toplumsal Kanıksanması

Şiddet, bireyin ruhsal ve fiziksel bütünlüğüne karşı gerçekleştirilen saldırıların yanı sıra, kişinin özümsediği inanç ve değerlere uygulanan baskıları da kapsayan geniş bir kavramdır. Toplumsal yapıda geleneksel bir davranış biçimi olarak öğrenilen şiddet; sözel, psikolojik, sosyal, cinsel, fiziksel ve ekonomik olmak üzere farklı türlerde karşımıza çıkmaktadır. Bu şiddet türlerinin topluma benimsetilmesinde en etkili kitle iletişim aracı ise televizyondur.

Televizyonun Duyarsızlaştırma Etkisi ve Gençler Üzerindeki Rolü

Televizyon, ulaşım kolaylığı nedeniyle insanlar üzerinde yoğun bir tesire sahiptir. Dizi, reklam ve haberler aracılığıyla sunulan şiddet içerikleri, izleyicide zamanla bir duyarsızlaşma meydana getirmektedir. Bu süreçte bireyler, saldırgan vakaları daha az ayırt etmeye başlamakta, şiddetin etkisini ehemmiyetsiz bulmakta ve mağdurlarla minimum seviyede empati kurmaktadır.

Özellikle televizyon dizilerindeki sahneleri öykünen gençler, bu içeriklere karşı duyarsızlaşarak şiddeti yaşamın bir hakikati olarak algılama eğilimi göstermektedir. Bu durum, toplumsal şiddet sarmalının sürekliliğine zemin hazırlamaktadır.

Medyada Kadın Temsili ve Ataerkil Stereotipler

Televizyon dizileri genellikle ataerkil cinsiyet stereotiplerine bağlı olarak şekillenmektedir. Bu yapımlarda kadın, sıklıkla şiddetin objesi olarak konumlandırılmaktadır. Medyada kadın temsili genellikle şu kalıplar üzerinden sunulmaktadır:

  • Cinsel kimliğinden kaynaklı geleneksel misyonlar,
  • Sürekli bakımlı olma ve modayı takip etme zorunluluğu,
  • Ev dizaynı ve mutfak odaklı roller.

Bu sunumlar, toplumdaki kadın algısını pekiştirmekte ve kadına yönelik bakış açısını belirli kalıplara hapsetmektedir.

Araştırmanın Amacı ve Hipotezler

Bu çalışmanın temel amacı, TV dizilerindeki kadına yönelik şiddet sahnelerinin izleyicilerde oluşturduğu duyarsızlaşma düzeyini gözlemlemektir. Araştırma kapsamında şu beklentiler üzerinde durulmaktadır:

  1. Kadına şiddete karşı olumlu tutumu olan kişilerin, ilgili içerikleri izledikten sonra daha fazla duyarsızlaşması,
  2. Kadının olumsuz sunumunun, kişilerde şiddete karşı kanıksama oluşturması,
  3. Etkileşim etkisi olarak; şiddete karşı olumlu tutumu olanların, olumsuz kadın temsili içeren dizileri izledikten sonra en yüksek duyarsızlaşma seviyesine ulaşması.

Araştırma Yöntemi ve Uygulama Süreci

Katılımcı Profili

Araştırma, Ankara’nın Sincan ve Çankaya ilçelerinden seçilen, farklı sosyoekonomik ve eğitim düzeyine sahip 140 katılımcı (70 kadın, 70 erkek) ile yürütülecektir. 18-60 yaş aralığındaki katılımcılar, psikoloji laboratuvarı ortamında çalışmaya dahil edilecektir.

Veri Toplama Araçları

Verilerin toplanmasında aşağıdaki yöntemler kullanılacaktır:

Araç TipiAçıklama
Tutum ÖlçeğiBeşli Likert tipi "Kadına Yönelik Şiddet Tutum Ölçeği"
Gözlem YöntemiYapılandırılmış sistematik gözlem ve video kayıt tekniği
Analiz YöntemiElde edilen verilerin analizinde kullanılacak Ki-Kare testi

İşlem Basamakları

Araştırma süreci belirli bilimsel aşamalardan oluşmaktadır:

  • Ölçüm: Katılımcılara tutum ölçeği uygulanarak şiddete karşı tutumları belirlenir.
  • Gruplandırma: Katılımcılar; Deney Grubu 1 (olumsuz kadın sunumu), Deney Grubu 2 (olumlu kadın sunumu) ve Kontrol Grubu (nötr video) olarak rastgele atanır.
  • Gözlem: Video izleme sonrası katılımcılar değerlendirme odasına yönlendirilir. Bu esnada kapı arkasından gelen kurgu kavga ve yardım seslerine verdikleri tepkiler gizli kamera ile kaydedilir.
  • Değerlendirme: Uzmanlar, katılımcı tepkilerini duyarlı veya duyarsız olarak sınıflandırır.

Beklenen Bulgular ve Analiz Stratejisi

Ki-Kare analizi sonucunda; kadına şiddete karşı tutum ile TV dizilerindeki sunum biçimi arasında anlamlı bir farkın ortaya çıkması beklenmektedir. Özellikle şiddete karşı önceden olumlu tutumu olan ve olumsuz kadın temsillerine maruz kalan deney gruplarının, kontrol grubuna oranla belirgin bir duyarsızlaşma sergileyeceği öngörülmektedir.

Etiketler

Kadına şiddetDuyarsızlaşmaTv dizilerinde kadına şiddetkadının sunumukadına şiddete yönelik tutum

Yazar Hakkında

Psk. Hale Nur Arslan

Psk. Hale Nur Arslan

1999 yılında Ankara’da doğdum. Ailemin mesleği sebebiyle birçok şehir gezdim. Farklı insanlarla tanıştım, iletişim kurdum. Bu bana farklılıklarla empati yapmayı ve anlamaya çalışmayı öğretti. 2017 yılında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde Psikoloji bölümünü okumaya başladım. 4 senenin sonunda bu güzel macera bitti. Hemen Aile ve Çift Danışmanlığı eğitimini almaya başladım, 6 ay boyunca eğitime ve sınavlara tabi tutuldum. Bu eğitimim bittikten sonra danışmanlık hizmeti vermeye başladım. Aynı zamanda İngiltere’de Durham Unıversıty’de 35 ülkede gerçekleştirilen Uluslararası bir projenin Türkiye ayağında araştırma asistanlığı yaptım. Araştırmamız 2 sene sürdü ve sonunda Amerika’da dünyanın en iyi bilimsel dergilerinden Scıentefıc Reports’da yayınlandı. Devamında art arda eğitimler alıp çalışmaya devam ettim. Bunlar: MMPI Uygulayıcı Eğitimi, Şema Terapisi Eğitimi, Cinsel Terapi Eğitimi, Kabul ve Kararlılık Eğitimi, Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi, Ergen Psikoterapisi Eğitimi ve sürekli olarak girdiğim seminerler... İşimi severek yapıyorum ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Hayattan her zaman öğrenecek çok şey var, bunu danışanlarımla beraber öğrenmek benim için çok keyifli. Umarım karşılaşırız...

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.