Doktorsitesi.com

Televizyon Çocuğunuzun Gelişimini Nasıl Etkliyor

Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal
Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal
3 Ekim 2019113 görüntülenme
Randevu Al
Televizyon Çocuğunuzun Gelişimini Nasıl Etkliyor
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Televizyonun Çocuk Dünyasındaki Yeri ve Popülaritesi

Televizyon, yaklaşık 75 yıl önce hayatımıza girmesine rağmen günümüzde hızla gelişmeye devam ederek yaşamımızın merkezindeki yerini korumaktadır. Televizyonun popülaritesi, birden fazla duyuya hitap etmesi; hareket, ses ve renklerin birleşimiyle sunduğu görsel şölenle açıklanabilir. Bu etkileyici unsurlar, yeni doğan bebeklerden yetişkinlere kadar her yaş grubunun ilgisini çekmektedir. Ancak internetin küresel ölçekte yaygınlaşmasıyla iletişim kolaylaşırken, kontrolsüz televizyon kullanımı dil gelişimi, öğrenme güçlüğü ve toplum dışı davranışlar gibi ciddi psikososyal sorunları beraberinde getirmektedir.

Televizyon ve Davranış Bozuklukları Arasındaki İlişki

Bilimsel araştırmalar, çocukların gün içerisinde ortalama dört saat televizyon karşısında vakit geçirdiğini göstermektedir. Yapılan çalışmalar; şiddet eğilimi, saldırganlık, sigara kullanımı ve antisosyal kişilik bozuklukları gibi gelişimsel problemlerin televizyon izleme alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlamıştır. Özellikle kontrolsüz içerikler, çocuklarda ciddi davranış bozukluklarının tetiklenmesine neden olabilmektedir.

Yaş Gruplarına Göre Gelişimsel Riskler

Çocukların gelişim evreleri, televizyondan gelen uyaranları farklı şekillerde anlamlandırmalarına neden olur:

  • Okul Öncesi Dönem: Merak duygusunun zirvede olduğu bu dönemde çocuklar; canlı renkler, hızlı uyaranlar ve seslerin etkisi altına kolayca girer. Özellikle çizgi filmlerdeki hızlı akış, keşif duygusuyla birleşerek çocukta yoğun bir ilgi uyandırır.
  • İlkokul Dönemi: Bu evrede kavrama yeteneği gelişen çocuk, izlediği olaylar hakkında yorum yapmaya ve çevresindekileri taklit etmeye başlar. Şiddet içerikli programlar, çocuğun zamanla saldırganlaşmasına ve sanal dünyadaki kurguları gerçek hayatına uyarlamasına yol açabilir.
  • Ergenlik Dönemi: Kimlik gelişiminin kritik olduğu bu süreçte ergenler, televizyon karakterlerini model alarak kendilerini onlarla özdeşleştirebilirler. Bu durum; madde kullanımı, hırsızlık, çeteleşme ve riskli cinsel davranışlar gibi olumsuz eylemlerin sergilenme riskini artırır.

Fiziksel Sağlık Üzerindeki Tehdit: Obezite ve Uyku Sorunları

Televizyon karşısında geçirilen aşırı süre, çocuklarda obezite riskini ciddi oranda artırmaktadır. Geleneksel sokak oyunlarının yerini ekran karşısında hareketsiz kalmanın alması, fiziksel aktiviteyi kısıtlamaktadır. Ayrıca reklamların etkisiyle artan abur cubur tüketimi ve yemeklerin televizyon karşısında yenmesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını bozmaktadır. Yüksek kalorili ve doymuş yağlı gıdaların tercih edilmesi, hareketsizlikle birleştiğinde hızlı kilo alımına sebebiyet verir. Bunun yanı sıra, geç saatlere kadar süren ekran maruziyeti uyku problemlerine yol açarak fiziksel gelişimi duraklatmaktadır.

Medya Kullanımı Hakkında Ebeveynlere Stratejik Öneriler

Amerikan Pediatri Akademisi (2011) verilerine göre, çocukların yaş gruplarına göre ekran başında geçirmesi gereken maksimum süreler şu şekildedir:

Yaş GrubuÖnerilen Günlük Ekran Süresi
0-2 YaşHiç izlememeli (Uzak tutulmalı)
3-5 YaşMaksimum 1 Saat
6-18 YaşMaksimum 2 Saat

Ebeveynlerin İzlemesi Gereken Yol Haritası

Çocukların sağlıklı gelişimi için ebeveynlerin şu kurallara dikkat etmesi hayati önem taşımaktadır:

  1. Birlikte İzleme: Çocuklar medya araçlarını yalnız kullanmamalı; içerikler ebeveynlerle birlikte tüketilmelidir.
  2. Gerçek Dünya Etkileşimi: Çocukların akranlarıyla sosyalleşmesi ve fiziksel oyunlar oynaması teşvik edilmelidir.
  3. Bilinçlendirme: İnternet ve televizyonun zararları çocuğa uygun bir dille anlatılmalı; bu araçlar asla bir susturma veya yemek yedirme aracı olarak kullanılmamalıdır.
  4. Koruyucu Simgeler: RTÜK tarafından belirlenen akıllı işaretler ve koruyucu simge düzenlemeleri hakkında bilgi sahibi olunmalıdır.
  5. Model Olma: Ebeveynler kendi televizyon izleme alışkanlıklarıyla çocuklarına örnek olduklarını unutmamalıdır.
  6. Denetim ve Güvenlik: Bilgisayar ortak kullanım alanında bulundurulmalı; arama motoru filtreleri ve içerik sınırlayıcı servisler aktif olarak kullanılmalıdır.

Eğer çocuk arkadaşlık kurmakta zorlanıyorsa veya hırçınlık, kaygı gibi psikolojik değişimler sergiliyorsa mutlaka bir uzman desteğine başvurulmalıdır. Çocuklar zihinsel ve ruhsal sağlıkları için spora, kitap okumaya ve aile içi ortak aktivitelere yönlendirilmelidir.

Uzm. Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal
Ayvalık Keşif Psikoloji

Etiketler

Bağımlılık yaşıÇocukÇocuk gelişimiDikkat eksikliği yaşıÖfkeEbeveynDikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuŞiddetHırçınlıkMedyaEmdr terapisiTelevizyonpsikologayvalikayvalık keşif psikolojiayvalık emdremdr ayvalık

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal

Klinik Psikolog Özlem Şen Baysal

 Uzm.Klinik.Psikolog,Özlem ŞEN İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (2011-2016) Psikoloji lisans diplomasını almaya hak kazanmış, mezun olduğu yıl İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Yüksek lisansını tamamlamıştır. İkinci üniversite olarak Anadolu Üniversites’nde  Sosyal Hizmetler Bölümüne devam etmektedir.
Milliyet Pembenar  yazarıdır. İletişim alanında TRT spikeri Muratcan Canbay’dan iletişimde dil ve diksiyon dersleri almıştır.
Lisans yıllarında takım arkadaşlarıyla psikoloji alanında çalışmalar yapmış ve 20.Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi’nde “ Can you control your future? “ adlı çalışmaları yayınlanmıştır.
18.Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresine katılmış olup, “Travma Gruplarıyla Gönüllü Psikolog Olarak Çalışma ve Bunların Yaratabileciği İkinci Travma” çalışma grubuna katılmıştır. 19.Ulusal Psikoloji Kongresi’nde Uzm. Psk. Pınar ÖZBEK’in “Genç Yetişkinlerde Öz Farkındalık ve Geliştirilmesi: Yöntem Dağarcığı Oluşturma, Program Tasarlama ve Uygulama Süreçleri” çalıştayına ,aynı zamanda Davranış Bilimleri Enstitüsü kurucusu Emre Konuk’ un “Terapist Hataları: Bir Danışanı Kaybetmenin Bin Bir Yolu” konulu çalıştayına  katılım göstermiştir.
Lisans eğitimi boyunca alana yönelik teorik birikimini arttırmak ve pratik deneyimler edinebilmek için çeşitli stajlar yapmıştır. Zorunlu stajlarını Boğaziçi Üniversitesi, Ayvalık Devlet Hastanesi’nde tamamlamış, Gönüllü stajında Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin AMATEM, Poliklinik servisi, B1 servisi ve Çocuk Ergen Polikliniğinde gözlem ve pratik imkanı bulmuştur.
Yar. Doç. Dr. Oytun ERBAŞ’ın Aşkın Nörobiyolojisi kongresine katılmıştır. Lisans eğitimi seçmeli ders kapsamında İnsan cinselliği, Adli psikoloji, Sağlık psikolojisi , Nöropsikolojik değerlendirme derslerini başarıyla tamamlamıştır.
Psikolojide test geliştirme dersi için gerekli olan “İnsanların Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği” adlı ölçeği takım arkadaşları ile birlikte geliştirmiş ve uygulamıştır.
Lisan eğitimi boyunca Medya ve Şiddet,Trafikte agresif sürücü tutumları ve cinseyete göre farklılıklar, Bireysel ve Kollektivist kültürlerdeki mültecilerin stres farklılıkları “Pseudoneglect” konuları ve birçok konuda proposallar yazmış ve araştırmalar yapmıştır.
İleri Düzey İngilizce ve B1.3 düzeyinde Almanca bilmektedir. Klinik psikoloji programı kapsamında bitirme projesini “Medyanın Çocukların Gelişimi Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin İncelenmesi” üzerine tamamlamıştır. Klinik Yüksek Lisansı sürecinde BDT eğitimini tamamlamıştır.
Empati Psikolojik Danışma Derneği tarafından düzenlenen Çocuk ve Ergen Testleri eğitimine katılmış olup,  EK-1 ‘ de yer alan testleri uygulama yetkisine sahiptir. Ayrıca yüksek lisans eğitiminde psikolojik testler dersini almış olup testleri uygulamaktadır.
Psikoloji Akademisi’nden almış olduğu WISC-R Zeka Testi uygulayıcı sertifikasına sahiptir.
Davranış Bilimleri Enstitüsü kurucusu Emre Konuk ve Eğitmen Asena Yurtsever’den EMDR I. Düzey Temel Eğitimini almış bulunmaktadır.
Kurucusu olduğu Ayvalık Keşif Psikoloji Hizmet Merkezi’nde EMDR terapisti olarak çocuk,ergen ve yetişkinler  ile çalışmalarına devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.