Doktorsitesi.com

TAKINTILAR GERÇEĞE DÖNER Mİ?

Klinik Psikolog Salih Eskici
Klinik Psikolog Salih Eskici
4 Mayıs 2021431 görüntülenme
Randevu Al
TAKINTILAR GERÇEĞE DÖNER Mİ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

OKB ve Takıntılı Düşüncelerin Eyleme Dönüşme Korkusu

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) tanısı almış bireylerde en sık karşılaşılan endişelerin başında, zihindeki takıntılı düşüncelerin bir gün gerçeğe dönüşeceği korkusu gelmektedir. Kişiler, bu istenmeyen düşüncelerin kontrolsüz bir şekilde aniden eyleme dökülmesinden ciddi bir kaygı duyarlar. Ancak klinik veriler ve bilimsel araştırmalar, bu korkunun aksine OKB'li bireylerin genel nüfusa oranla daha az suç işleme eğiliminde olduğunu göstermektedir.

Takıntılar Neden Eyleme Dönüşmez?

Eğer zihindeki her takıntı eyleme dönüşseydi, cezaevleri düşüncelerine teslim olmuş OKB hastalarıyla dolup taşardı. Gerçekte ise çok az sayıda OKB'li birey yasalara aykırı davranmış veya takıntılarını eyleme dökmüştür. Pudon ve Clark (2013) tarafından yapılan çalışmalar, OKB'li kişilerin suç işleme oranlarının oldukça düşük olduğunu desteklemektedir. Bu durumun temel nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Kaygı ve Sıkıntı Faktörü: OKB takıntıları kişide büyük bir huzursuzluk yaratır ve asla tatmin edici değildir. Bu düşünceler, şiddet eğilimli kişilerin eylem öncesi hissettiği dürtülerden tamamen farklıdır.
  • Dürtü Kontrolü ve İstek Farkı: Şiddet veya taciz içeren bir eylemde bulunmak, sadece bunu düşünmekten çok daha karmaşık bir süreçtir. Gerçek bir suçun işlenmesi için kişinin kendi dürtülerini, mağdurun masumiyetinden daha üstün görmesi gerekir.
  • Koruma İçgüdüsü: OKB'li bireylerin zihni başkalarına zarar vermekle değil; aksine çevresindekilerin güvenliğini, sağlığını ve mutluluğunu korumakla meşguldür.

Kişilik Özellikleri ve Ahlaki Standartlar

OKB'li bireylerde takıntıların eyleme dönüşmemesinin en güçlü engeli, kişinin sahip olduğu ahlaki değerler ve ideal standartlardır. Bir takıntının öngördüğü şekilde davranmak, bu kişilerin kolay kolay değişmeyen katı ahlaki kurallarını ve kişilik özelliklerini çiğnemesini gerektirir. Bu durum, kişinin doğasına aykırı olduğu için kendiliğinden gerçekleşmesi mümkün olmayan bir süreçtir.

OKB Takıntıları ve Gerçek Eylemler Arasındaki Farklar
Takıntılar kişiye büyük bir kaygı ve sıkıntı verir.
OKB'li bireyler başkalarının güvenliğini korumaya odaklıdır.
Düşünceler, kişinin ahlaki değerleri ile taban tabana zıttır.
Klinik deneyimler, bu düşüncelerin eyleme dönüşme riskinin çok düşük olduğunu kanıtlamaktadır.

Psikoterapi ile Yaşam Kalitesini Artırmak

Sonuç olarak, OKB tanısı almış kişilerin yaşadığı takıntıların büyük bir çoğunluğu hiçbir zaman gerçeğe dönüşmemektedir. Bu asılsız kaygılar, eyleme dönüşmese dahi bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir. Uzman eşliğinde yürütülen psikoterapi hizmeti sayesinde, bu yoğun kaygılardan kurtulmak ve çok daha sağlıklı yaşam standartlarına kavuşmak mümkündür.

Etiketler

Takıntı hastalığıTakıntılarTakıntılar türleri ve nedenleriTakıntının nedenleri

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Salih Eskici

Klinik Psikolog Salih Eskici

Ben Uzman Klinik Psikolog Salih Eskici. Eskişehir’de dünyaya geldim. Lise eğitimimi Eskişehir Atatürk Lisesi’nde tamamladıktan sonra lisans eğitimimi İstanbul Arel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünde tamamladım. 2017-2018 yılları arasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Sağlık Subayı ve Psikolog olarak görev yaptım. 2019-2020 yılları arasında Bursa Özel Mimar Sinan Engelli Bakım Merkezi’nde kurum psikoloğu olarak çalıştım. Eş zamanlı olarak Nehir Psikoloji de danışanlarımı görmeye devam ettim. 2019-2020 yılları arasında ise İstanbul Esenyurt Üniversitesinde master yaptım ve Uzman Klinik Psikolog ünvanına sahip oldum. EMDR Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Çift ve Evlilik Terapisi, MMPI, Çocuk Gelişim Testleri, Nöropsikolojik Test Envanteri, Oyun Terapisi eğitimlerine ve sertifikalarına sahibim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.