Doktorsitesi.com

Sosyal Anksiyete ile Bağlanma Modelleri Arasındaki İlişki

Uzm. Psk. Çağrı Ulusoy
Uzm. Psk. Çağrı Ulusoy
17 Ocak 2022177 görüntülenme
Randevu Al
sosyal anksiyete ve bağlanma
Sosyal Anksiyete ile Bağlanma Modelleri Arasındaki İlişki
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sosyal Anksiyete Bozukluğu: Tanımı ve Klinik Çerçevesi

Sosyal anksiyete, DSM-IV (Amerikan Psikiyatri Birliği) verilerine göre bireyin yabancılarla karşılaştığı veya başkaları tarafından incelenme ihtimalinin olduğu durumlarda hissettiği belirgin ve sürekli korku hali olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, bireyin sosyal performans sergilemesi gereken anlarda yoğun bir kaygı yaşamasına neden olur. Benzer şekilde ICD-10 sınıflandırmasında da sosyal anksiyete, diğer insanların kendisini incelemesine yönelik duyulan korku olarak ifade edilmiştir.

Klinik bir tanı olarak ilk kez DSM-III'te yer alan bu bozukluk, bireyin işlevselliğini ve yaşam kalitesini ciddi oranda etkileyebilir. Sosyofobik bireyler, başkaları tarafından yargılanma veya rezil olma korkusuyla sosyal ortamlardan yüksek oranda kaçınma davranışı sergilerler. Bu kaçınma eğilimi, özellikle ICD-10 tanısında çok daha belirgin bir şekilde vurgulanmaktadır.

Sosyal Anksiyetenin Belirtileri ve Tetikleyici Durumlar

Sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan kişiler, belirli sosyal durumlarla karşılaştıklarında hem psikolojik hem de fizyolojik tepkiler verirler. Bu tepkiler genellikle bireyin odak noktası olduğu veya performans sergilediği anlarda şiddetlenir.

Sıkça karşılaşılan tetikleyici durumlar şunlardır:

  • Toplum karşısında konuşma yapmak
  • Yeni insanlarla tanışmak
  • Toplu etkinliklere katılım sağlamak
  • İlgi odağı haline gelmek

Bu durumlarla karşılaşıldığında bireylerde kalp çarpıntısı, terleme, titreme ve kızarma gibi fizyolojik belirtiler ortaya çıkar. Sosyofobik kişiler, bu belirtilerin başkaları tarafından fark edilmesinden de ayrıca endişe duyarlar.

Başlangıç Yaşı, Cinsiyet Faktörü ve Komorbidite

Araştırmalar, sosyal anksiyetenin genellikle ergenlik döneminde, yaklaşık 13-14 yaşlarında başladığını göstermektedir. Cinsiyet değişkeni incelendiğinde ise sosyal kaygı düzeyleri açısından kadınlar ve erkekler arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır.

Sosyal anksiyete bozukluğu olan hastalarda komorbid (eşlik eden) durumların görülme sıklığı oldukça yüksektir. Bu ek tanılar, sosyal anksiyetenin şiddetini artırabildiği gibi iyileşme sürecinin de yavaşlamasına neden olabilmektedir.

Psikodinamik Yaklaşım ve Bağlanma Kuramı

Psikodinamik model, fobilerin oluşumunu yasaklanmış dürtülerin bilince çıkmasıyla oluşan uyarı anksiyetesine bağlar. Bu süreçte yer değiştirme, savunma ve kaçınma mekanizmaları devreye girer. Bu model içerisinde yer alan Bağlanma Kuramı, bireyin bakıcısıyla olan erken dönem yaşantılarının önemine dikkat çeker.

Bireyin bakıcısıyla kurduğu bağ, ilerideki ilişkilerini etkileyen zihinsel modellerin temelini oluşturur. Eğer bu etkileşim doyum sağlarsa kişide güven duygusu gelişir; ancak şemalardaki bozukluklar bireyin özgüvenini sarsarak sosyal anksiyeteye yatkınlığı artırır. Bağlanma, sadece çocuklukta değil, yaşamın her döneminde etkisini sürdüren uzun süreli bir duygusal bağdır.

Bartholomew ve Horowitz’in Dörtlü Yetişkin Bağlanma Stili

Bartholomew ve Horowitz, Bowlby’nin kuramını geliştirerek bireylerin kendileri ve başkaları hakkındaki zihinsel modellerine dayanan Dörtlü Bağlanma Modeli'ni oluşturmuştur. Bu model, benlik ve başkaları algısını olumlu/olumsuz boyutlarda inceler.

Bağlanma StiliBenlik Modeli (Özalgı)Başkaları ModeliGenel Özellikleri
GüvenliOlumluOlumluKendine güvenir, başkalarına inanır, sağlıklı ilişkiler kurar.
SaplantılıOlumsuzOlumluÖzgüveni düşüktür, reddedilme korkusu yaşar, sosyal kaygıya yatkındır.
KayıtsızOlumluOlumsuzBağımsızlığa aşırı önem verir, yakınlıktan kaçınır.
KorkuluOlumsuzOlumsuzHem reddedilmekten korkar hem de yakınlık kurmakta zorlanır.

Güvenli ve Saplantılı Bağlanma Stillerinin Etkileri

Güvenli Bağlanma Stili: Kişinin hem kendisine hem de çevresine karşı olumlu tutum sergilediği stildir. Bu bireyler, başkalarından olumsuz bir tavır beklemedikleri için sosyal ilişkilerde daha başarılıdırlar. Kültürler arası çalışmalarda en yaygın görülen ve kültürel farklılık göstermeyen stil olduğu saptanmıştır.

Saplantılı Bağlanma Stili: Sosyal kaygı yaşamaya en yatkın gruptur. Bu bireyler, başkalarını olumlu algılarken kendi benliklerini olumsuz değerlendirirler. Yalnız kalma ve reddedilme korkusu nedeniyle ilişkilerinde yeterli özgüveni gösteremezler ve başkalarının kendilerini sevmeyeceğine dair bir inanç geliştirirler.

Etiketler

Sosyal anksiyeteSosyal kaygıSosyal fobi belirtileriSosyal fobi nedenleriErgenlikte sosyal fobiBağlanma

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Çağrı Ulusoy

Uzm. Psk. Çağrı Ulusoy

Uzman Psikolog Çağrı Ulusoy 1990 senesinde Antalya’da doğmuştur. Lisans Öncesi eğitimlerinin ardından Girne Amerikan Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) bölümünde tamamladıktan sonra, yine Girne Amerikan Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'nde  Danışmanlık Psikolojisi (İngilizce) yüksek lisansını tamamlamış ve yüksek lisans programıyla beraber uzman psikolog ünvanını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.