Soliter rektal ülser sendromu nedir?
- Soliter rektal ülser sendromu, rektumda meydana gelen kronik yaralarla karakterize bir durumdur ve sıklıkla rektum kanseri veya iltihabi bağırsak hastalıkları ile karıştırılabilmektedir.
- Hastalığın temel nedenleri arasında makat sarkması ve dışkılama sırasında kasların yanlış koordinasyonu yer alırken; rektal kanama, zorlu dışkılama ve pelvik ağrı en yaygın belirtilerdir.
- Tedavi sürecinde öncelikle beslenme düzenlemesi ve biofeedback gibi medikal yöntemler tercih edilirken, dirençli vakalarda cerrahi müdahale seçenekleri değerlendirilmektedir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Soliter Rektal Ülser Sendromu Nedir?
Soliter rektal ülser sendromu, sindirim sisteminin son bölümü olan rektumda meydana gelen bir ülser veya yara oluşumudur. Genellikle anal girimden (makat ağzından) itibaren ilk 10 cm içerisinde görülen bu durum, kronik bir seyir izleyebilir. Her ne kadar 40-50 yaş aralığında görülme sıklığı artsa da, 14 ile 76 yaş arasındaki her bireyde ortaya çıkabilmektedir.
Bu hastalık, kolonoskopik görüntüsü itibarıyla sıklıkla rektum kanseri veya iltihabi bağırsak hastalıkları ile karıştırılabilmektedir. Bu nedenle, doğru teşhis için mutlaka biyopsi yapılarak diğer ciddi sağlık sorunlarının dışlanması gerekmektedir.
Soliter Rektal Ülser Belirtileri Nelerdir?
Hastalık, hastanın yaşam kalitesini düşüren çeşitli semptomlarla kendini gösterir. En yaygın görülen belirtiler şunlardır:
- Rektal kanama ve mukuslu akıntı,
- Dışkılama sonrası yetersiz boşalma hissi,
- Zorlu dışkılama ve sürekli ıkınma ihtiyacı,
- Pelvik ağrı ve genel halsizlik durumu,
- İnkontinens (dışkı kaçırma) sorunları.
Hastalığın Nedenleri ve Risk Faktörleri
Soliter rektal ülser sendromunun nedenleri tam olarak aydınlatılmamış olsa da, klinik çalışmalarda öne çıkan iki temel faktör bulunmaktadır. Bunlardan birincisi rektal prolapsus (makat sarkması), ikincisi ise paradoks puborektal kasılma (rektal inerşia) olarak adlandırılan durumdur.
Paradoks puborektal kasılma, beyin ve makat arasındaki koordinasyonun bozulmasıdır. Kişi dışkılama için ıkındığında, gevşemesi gereken makat kaslarının aksine kasılması sonucu dışkılama gerçekleşemez. Bu mekanik bozukluklar zamanla rektum dokusunda hasara ve ülser oluşumuna yol açar.
Tanı ve Ayırıcı Tanı Süreci
Doğru bir tedavi planı için klinik muayene ve ileri tetkikler şarttır. Tanı sürecinde aşağıdaki yöntemler kullanılır:
- Rektal Muayene ve Kolonoskopi: Bölgenin doğrudan incelenmesi sağlanır.
- Patolojik İnceleme: Biyopsi ile kesin tanı konulur.
- Defekografi ve Anal Manometri: Makat sarkması ve anal kanal basınçlarının ölçülmesini sağlar.
Ayırıcı tanıda; hemoroid (basur), anal fissür (çatlak), Ülseratif Kolit, Crohn hastalığı, malignensi (kanser), amip, kolsistitis sistika profunda ve endometriozis gibi hastalıklar mutlaka elenmelidir.
Tedavi Yöntemleri: Medikal ve Cerrahi Yaklaşımlar
Soliter rektal ülser tedavisinde öncelik her zaman konservatif (medikal) tedavi yöntemlerindedir. Tedavinin temel amacı kabızlığı önlemek ve hatalı kasılma alışkanlıklarını düzeltmektir.
Konservatif Tedavi ve Biofeedback
Uygun posalı beslenme düzeni ve biofeedback tedavinin temel taşlarını oluşturur. Biofeedback, vücut fonksiyonlarının hastaya görsel veya işitsel olarak geri bildirilmesi işlemidir. Bu süreçte şu yöntemler izlenir:
- Anal kanala yerleştirilen basınç ölçer (prob) ile hastanın kasma ve gevşeme derecesi ölçülür.
- Hasta, bu verileri bir monitörden veya sesli uyarılar aracılığıyla takip eder (Görsel-duysal biofeedback).
- Günümüzde daha gelişmiş olan bilgisayar yardımlı EMG biofeedback (FemiScan) sistemleri ile sürekli kayıt ve kontrol altında egzersizler yapılır.
Cerrahi Müdahale
Konservatif tedaviye yanıt vermeyen vakalarda cerrahi seçenekler değerlendirilir. Bu kapsamda rektopeksi (bağırsak sarkması ameliyatı), ülserli alanın lokal olarak çıkarılması veya bağırsakların karına ağızlaştırılması (stoma-kolostomi) işlemleri uygulanabilir. Ancak cerrahi müdahaleye rağmen hastalığın tekrarlama riskinin bulunduğu unutulmamalıdır.
Sonuç olarak; soliter rektal ülser sendromu, uzmanlık gerektiren karmaşık bir hastalıktır. Sürecin mutlaka deneyimli kolorektal cerrahlar tarafından yönetilmesi hayati önem taşır.


