“Robot” kelimesi, son zamanlarda hepimizin sıklıkla karşılaştığı ve hatta kullandığı bir kelime haline gelmiştir. ‘Robotlar insanların yerini mi alacak?’ ‘Robotlar yüzünden insanlar işsiz mi kalacak?’ ‘İnsan ve robot aşkı gerçek olabilir mi?’ gibi sorular artık sıklıkla günlük hayatımızda karşımıza çıkmaktadır. Bu durum ameliyatlarını robotlarla yapan benim gibi robotik cerrahi uzmanları için neredeyse günlük yaşamımızın bir parçası olmuştur. Konuyu incelemeye mutlaka tarihsel kökeninden ve çıkış noktasından başlamak lazım.

Gerçekte “robot” kelimesi Çek yazar Karel Čapek’in bilim kurgu oyunu “Rossum’s Universal Robots” ile 1920de ilk kez ortaya çıkmıştır. Yazar; Çekçe “zorla çalışan” anlamına gelen “robota“ kelimesinden esinlenmiştir. Bu bağlamda, eserinde ucuz işgücü olarak kullanılan robotların zamanla fiziksel ve zihinsel olarak insandan üstün olduklarını fark edip insan ırkına savaş açıp tüm insanlığı yok etmelerini anlatmıştır. İlerleyen yıllarda robotlar ile ilgili çok sayıda teori ortaya atılmıştır.

Tıpta ilk cerrahi robot ise 1985 yılında kullanılmıştır. Kwoh ve arkadaşları ABD’nde Los Angeles Memorial Hastanesinde PUMA 200 robotu ile ilk sterotaktik nörocerrahi lazer işlemleri (biyopsi ve kranial uyarma) yapmaya başlamıştır.

Sonraki yıllarda gelişen Cerrahi robotlar 3 ana kategoride incelenebilir:

Aktif: Cerrah kontrolünde otonom çalışan robotlar

Yarı aktif: Hem otonom hem de cerrahın yönettiği robotlar

Efendi-köle: Cerrahın yönettiği robotlar

Son yıllarda en sık kullandığımız DaVinci robot sistemi 3. kategoride değerlendirilebilir. Daha basit bir ifade ile aslında bütün ameliyatı ben yapmaktayım ve davinci sistemi sadece aracı olmaktadır. Kendi insiyatifi ve iradesi yoktur. Bunu oyun konsollarına benzetmek mümkündür. Elnizdeki kumanda sadece sizin hareketlerinizi yansıtmakta ve sizden ayrı bir hareket yapmamaktadır.

Bu sistem(daVinci) hasta ve cerraha bazı avantajlar sağlamaktadır. Endoskopik görüntü kalitesi(3D) çok daha kalitelidir. Ayrıca daha az kanama, çabuk iyileşme ve günlük hayata dönüş ve daha kısa hastanede kalış süresi diğer avantajlar olarak göze çarpmaktadır. Tabii cerrahın ameliyat sırasında ergonomik olarak daha rahat olması ameliyat sırasında ve sonrasında cerrahın konforunu artırmakta ve ortopedik problem yaşama oranını azaltmaktadır. Bu bağlamda kendi adıma günlük pratiğimde neredeyse bir çok ameliyatı robotik cerrahi ile yapmaktayım. Tablo 1

Tablo1:Hangi vakalarda robot kullanıyorum:

Prostat: Radikal prostatektomi(sinir koruyucu); Millin prostatektomi-adenomectomy

Böbrek: Böbrek koruyucu cerrahi(Parsiyel nefrektomi), pyeloplasti, Kist eksiyonu, nefrektomi ve nefroüreterektomi

Mesane: Radikal sistektomi-neobladder-ileal loop vb., divertikül eksizyonu, sakrokolpopeksi

Testis: Tümör çıkarma cerrahisi(RPLND)

Üreter: Üreteroneosistostomi vb.

Adrenalektomi

Son 15 yıl içinde Laparoskopik ve robotik cerrahi teknolojlerinin gelişmesi ile günümüzde birçok üroloji kliniği için robotik cerrahi standart yaklaşım haline gelmiştir. İlk jenerasyon DaVinci robotik cerrahi sisteminin yanına 2018den sonraki gelecek 5 yılda bir çok yeni sistemin piyasada olması beklenmektedir. Piyasaya çıkacak yeni sistemler arasında özellikle göbek deliği gibi tek delikten girilerek yapılacak tek port robotik sistemlerin ön plana çıkacağını düşünmekteyim. (Şekil 1) Bu teknolojiler çok daha az ameliyat izi hatta 0 iz ile yapılan ameliyatlar sunarak özellikle kozmetik endişesi olan kişilerde avantaj sağlayacaktır.

Şekil 1: Tekport robotik cerrahi sistemler

Bütün bu gelişmeler, cerrahların robotlar arasında doğru seçimi yapmalarını gerektirecektir. Ayrıca, Günümüzde ilk prototipleri hayata geçen otonom robot çalışmaları, gelecek 15 yıl içinde hız kazanacak ve kendi kendine ameliyat yapan robotik cerrahi sistemler günlük hayatımıza girecektir. Ben kendi adıma 20 yıl içinde kendi kendine(otonom) ameliyat eden robotların işbaşı yapacağını düşünmekteyim. Bu bazı cerrahların işsiz kalması anlamına gelmekle beraber, komplike olgularda yetenekli ve iyi yetişmiş cerrahların değerinin artacağını düşünmekteyim. Bu sorunun asıl cevabını bulmak için şu soruyu cevaplamak gerekiyor?

‘Gerçekte otonom robot teknolojisi şu anda ne durumda ve gelecek için ne vaad ediyor?’

Önümüzdeki 20-30 yılda bir çok cerrahi vakada robotların cerrahların yerini alması kaçınılmaz görünmektedir. O zamana kadar cerrahi yeteneklerimizi artıran teknolojik gelişmeleri takip etmek ve adaptasyon göstermek, bir cerrahın başarısı için en önemli yöntemlerden biri gibi görülmektedir. Teknolojinin kölesi değil efendisi olduğumuz güzel günlerimiz olsun...


İstanbul Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!