Doktorsitesi.com

PSİKOTERAPİ DÜŞÜNCELERİ NASIL DEĞİŞTİRİR?

Uzm. Psk. Füsun Uysal
Uzm. Psk. Füsun Uysal
24 Mayıs 2019160 görüntülenme
Randevu Al
PSİKOTERAPİ DÜŞÜNCELERİ NASIL DEĞİŞTİRİR?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Olayları Algılama Biçimi ve Duygusal Tepkiler

Bireylerin yaşadıkları olaylar karşısında sergiledikleri duygusal ve davranışsal tepkiler, söz konusu olayı nasıl algıladıkları ve ona hangi anlamı yükledikleri ile doğrudan ilişkilidir. Genel kanının aksine, yaşanılan olayların kendisi doğrudan duygu durumumuzu belirlemez. Duyguları şekillendiren temel faktörler; kişinin olayı zihninde nasıl yorumladığı ve bu algıdan yola çıkarak geliştirdiği düşüncelerdir.

Zihnimizde oluşan bu yorumlar zinciri, yalnızca duygularımızı değil, aynı zamanda bedensel duyumlarımızı ve davranışlarımızı da belirler. Örneğin; boğazın düğümlenmesi, göğüs sıkışması veya ürperti hissi gibi fiziksel tepkiler, zihinsel değerlendirmelerimizin bir sonucudur. Bu süreç, olaylara verdiğimiz tepkilerin temel mekanizmasını oluşturur.

Otomatik Düşünceler: Zihindeki Görünmez Akış

Gün boyunca zihnimizden, elektrik düğmesine basıldığında yanan bir ampul gibi aniden beliren kısa süreli düşünceler geçer. Bu düşünceler bazen sözel, bazen de anlık imajlar ve görüntüler şeklinde ortaya çıkabilir. Otomatik düşünceler olarak adlandırılan bu kavramlar, mantık süzgecinden geçirilmeden veya bilinçli bir çaba sarf edilmeden kendiliğinden oluşur.

Otomatik düşüncelerin en belirgin özellikleri şunlardır:

  • Doğurgandır: Bir düşünce diğerini tetikler ve kartopunun çığa dönüşmesi gibi hızla büyür.
  • Hızlıdır: Zihinden o kadar süratli geçerler ki çoğu zaman düşüncenin kendisini değil, yarattığı duyguyu fark ederiz.
  • Olumsuzdur: Genellikle kaygı, korku, endişe ve panik gibi negatif duyguların kaynağını oluştururlar.

Bu düşünceleri yakalamak için duygu durumumuzun aniden bozulduğu anlarda kendimize "Biraz önce aklımdan ne geçti?" veya "Ne hayal ettim?" sorularını sormamız kritik bir öneme sahiptir.

Temel İnançlar ve Düşünce Kalıplarının Oluşumu

İnsanlar, doğumdan itibaren çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırma çabası içerisine girerler. Bu süreçte kendileri, diğer insanlar, kültür ve çevre hakkında edindikleri bilgiler zamanla temel inançlara dönüşür. Kişi, dünyayı ve ilişkileri kendi deneyimleri ışığında anlamlandırarak çevreye uyum sağlamak için bu bilgileri zihninde yeniden düzenler.

En temel inançlar, bireyin dünya ve diğer insanlarla kurduğu ilk deneyimlerle biçimlenir. Bu ilk deneyimlerle oluşan algılar, kişi tarafından sorgulanmayan ve değişmez doğrular olarak kabul edilir. Bu yapılar, bireyin zihinsel yapı taşlarını, yani düşünce kalıplarını oluşturur.

Kurallar, Varsayımlar ve Yaşamı Kısıtlayan Döngü

Zihnimizdeki düşünce kalıpları geliştikçe, bunlara uygun kurallar ve varsayımlar üretmeye başlarız. Bu süreç, zihinsel yapımızı daha karmaşık ve katı bir hale getirir. Özellikle iki tür düşünce yapısı, günlük hayatımızdaki olumsuz otomatik düşünceleri doğrudan belirler:

  1. Kurallar: Genellikle "-meli, -malı" ekleriyle kurulan kesin yargılardır.
  2. Varsayımlar: "Eğer böyle olursa, sonuç budur" şeklindeki olumsuz öngörülerdir.

Sorgulanmadan doğru kabul edilen bu kalıplar, bir süre sonra kişiyi bir çember gibi içine alarak yaşamını kısıtlar. Bu durum, bireyin çevresiyle olan iletişimini bozabilir ve yaşamı adeta bir kabusa dönüştürebilir.

Düşünce Terapisi (Bilişsel Terapi) ile Özgürleşme

Düşünce Terapisi (Bilişsel Terapi), temel inançların doğuştan gelmediğini, sonradan öğrenildiğini savunur. Bu yaklaşım, doğruluğu sorgulanmamış inançların esnetilebileceği veya değiştirilebileceği gerçeğine dayanır. Terapi süreci, yaşamın işlevselliğini bozan katı ve yargısal varsayımların yeniden değerlendirilmesini sağlar.

Düşünce Terapisinin Sağladığı DönüşümSonuç ve Kazanımlar
Katı düşünce kalıplarının esnemesiOlaylara verilen anlamın değişmesi
Kuralların ve varsayımların sorgulanmasıOlumlu duygu durumunun artması
Peşin yargıların yeniden şekillenmesiDavranışsal tepkilerin iyileşmesi
Zihinsel çemberin kırılmasıHayattan daha fazla keyif alma ve özgürleşme

Sonuç olarak; kısıtlayıcı düşünce biçimlerinin yeniden yapılandırılması, bireyin çevresiyle kurduğu ilişkileri ve olaylardan etkilenme biçimini kökten değiştirir. Bu değişim, kişinin psikolojik özgürlüğüne kavuşmasına ve yaşam kalitesinin artmasına doğrudan katkı sağlar.

Etiketler

PsikolojikPsikoterapi nedirPsikoterapi kimlere uygulanır

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Füsun Uysal

Uzm. Psk. Füsun Uysal

1989 Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Mecburi hizmetimin ardından bir kamu hastanesinde  Üreme sağlığı alanında " Aile Hekimi" olarak görev yaptım. 2011 yılında Livcon Coaching' den Yaşam koçluğu ve NLP eğitimleri aldım. 2013- 2015 yillarinda Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünde Yüksek Lisans yaptim ve uzmanlik tezimi " "Evlilik Uyumu ile Bedensel Agri" uzerine calisarak Klinik Psikoloji alanında uzman oldum.  2016- 2018 yılları arasında  prof. Dr Cengiz GÜLEÇ, Prof. Dr Vamık Volkan ve Psikoterapist Cem Kece' den aldığım  Psikoterapi " eğitimi sonrasında   psikoterapist unvanı kazandım. 2016- 2017 yılları da Prof. Dr Mehmet Sungur'dan Bilişsel Davranışçı Terapi egitimi aldim. 2017 yılında Evlilik ve Çift Terapisi eğitimlerimi tamamladım..  Halen,  " Fusun Uysal Psikolojik Danismanlik" olarak açtığım ofisimde danisanlarima,  hizmet vermekteyim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.