Psikolojik Rahatsızlıklar ve Toplumun Önyargıları

Tarih boyunca belli bir toplumda yaşayan insanlar, kendilerinden “farklı” bir hayat yaşayan insanları ötekileştirme, dışlama ve damgalama eğiliminde olmuşlardır. Bu dışlamalara, din, ırk, renk, cinsiyet, cinsel eğilim, siyasi görüş, milliyet gibi pek çok toplumsal farklılıklar alet edilmiştir. Hiç şüphesiz ki en fazla dışlama ve ötekileştirme, ruhsal sıkıntı yaşayan insanlara karşı yapılmaktadır. Doğru eğitime sahip olmayan toplumlar ne yazık ki her zaman bu dışlama ve damgalamalara sahne olmuştur…
Ancak işin aslı, toplumun zannettiğinden çok farklıdır. Psikolojik rahatsızlık yaşayan insanlar, sanki kendi istek ve arzuları doğrultusunda bu yaşamı benimsemişler gibi düşünülüyor. İşte ipler tam da burada kopuyor. Her toplumda yaşayan HER BİREY hayatlarının belirli dönemlerinde çeşitli ruhsal sıkıntılar yaşayabilirler. İnsanların bu ruhsal sıkıntılardan çoğu zaman kendi başlarına kurtulmaları mümkün olmayabiliyor. Zaten bu mümkün olsaydı, daha işin en başında bunu engelleyebilirler ve hayatlarına “mutlu” bir şekilde devam edebilirlerdi değil mi? Yaşanılan ruhsal sıkıntı her ne olursa olsun (anksiyete, depresyon, kişilik sıkıntıları, travmalar, psikotik rahatsızlıklar…) hiçbir insan toplum tarafından dışlanmayı, hor görülmeyi hak etmez.
Şöyle düşünün; en basitinden sınav kaygısı yaşadığınızı hayal edin. Bu yaşadığınız kaygılar sonucunda kimsenin sizinle konuşmadığını, yüzünüze alay edercesine güldüklerini, size ağır ve kırıcı lakaplar yapıştırdıklarını düşünün… Ne kadar korkunç bir hayat olurdu bu sizin için değil mi? O yüzden psikolojik rahatsızlık yaşayan birisiyle karşılaştığınız zaman iki kere düşünün. Tamam, belki gidip arkadaşlık etmeyebilirsiniz, ancak bu size o insanın hayatını zindan etme hakkı vermez. PSİKOLOJİK DESTEK ALMAK HER BİREYİN DOĞUŞTAN HAKKIDIR. KENDİNİZ VEYA ÇEVRENİZDE EĞER PSİKOLOJİK SIKINTILAR ÇEKEN BİRİSİ VARSA, ONU ALANINDA PROFESYONEL BİR PSİKOLOG VEYA PSİKİYATRİSTE YÖNLENDİRİNİZ.



